Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Giriş Tarihi : 09-11-2019 09:03

AHLAKLI OLMAK, DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR (1)

Ahlakı konuşmadan önce İnsanı konuşmak gerekir. İnsan, diğer varlıklardan farklı olarak yaratılmış, bir takım özelliklerle donatılmış ve sorumluluk yükletilmiş şerefli bir varlıktır.

Yüce Allah insana, sorumluluğunu yerine getirebilmesi için yeterince akıl, irade, düşünce, inanma kabiliyeti, adalet ve merhamet duygusu gibi değerleri doğuştan vermiştir. Yine Allah, sorumluluğun ne olduğunu da din göndererek belirlemiştir.

Din bizlere iki temel görev yükler; Bunlardan biri Allah’a ve indirdiklerine gereği gibi inanıp güvenmek, diğeri de hem Allah’a karşı, hem de topluma karşı sorumluluklarımızı yerine getirmektir.

Peki, ahlak dediğimiz kavram nedir, dinin neresindedir?

Ahlak, hulk kelimesinin çoğuludur; hulk ise, yaratılış demektir. Yaratılışımız iki parçadır; Biri halk, yani fiziki yapımız, bedenimiz, diğeri de hulk, yani manevi yapımız, ruhumuzdur.

Tabi ki burada fiziki yapımız değil, manevi kişiliğimiz üzerinde duracağız.

Manevi kişiliğimizi sağlayan, bizlere doğuştan fıtri olarak bahşedilen, bizi “insan” kılan bir değerler paketi vardır. Bu paket, akıl, düşünce, irade, kalb, vicdan, göz, kulak gibi değerlerden oluşmaktadır. Bu insanlık paketi ile bizler, yaratılış amacına uygun sorumluluklarımızı yerine getiririz.

Evet Allah, insana akıl, irade, düşünce yetisi vermiş, doğuştan insanın benliğine inanma kabiliyetini, adalet ve doğruluk, iyilik ve merhamet duygusunu fıtratına yerleştirmiştir. Bu değerler, Allah’ın insanın benliğine attığı FORMATTIR. İnsan, bu formatın amacına uygun hareket etmek zorundadır.

 

“Resulullahas’ın ifadesiyle “her doğan çocuğun İslam fıtratı üzerine doğmuş olması”, esasen her insanın “yüce değerlerle” yaratıldığını belirtmektedir. Yani, insana doğuştan hakikat ile batıl, iyilik ile kötülük, doğru ile yanlış olanı ayırt etme yeteneği, kabiliyeti ve cevherinin verildiği ifade edilmektir.

İşte Allah, önce insana akıl, düşünce ve irade gücü verir; sonra fıtratını -yukarıda bahsettiğimiz- yüce değerlerle donatır, formatlar; sonra da din göndererek istikamet belirler ve sorumluluk yükler. İşte ahlak, fıtrata yükletilen yüce değerlerle sorumluluğumuzu yerine getirmenin adıdır. Diğer bir ifadeyle ahlak, dinin kurallarına uymaktır.

Allah’ın gönderdiği din, insanın mutluluğu için teorik olarak kurallar koyar; ahlak da dinin koyduğu bu kuralları pratikleştirir, hayata dönüştürür. Din; norm, ilke, hüküm belirler, ahlak da bu norm, ilke ve hükümleri hayata kazandırır. 

Rum suresi 30. Ayette “Ey Muhammed, ey insan! Sen, yüzünü, özüne çevir. Bütün varlığınla Hanif olana, yani her türlü saçma sapan inançlardan beri olan tevhit dinine çevir. Allah’ın, senin için öngördüğü fıtrata, yani insanın yaratılışına, tabiatına ve yapısına uygun olan fıtrata, dine çevir. Ta ki Allah’ın yarattığı fıtratta, sistemde bir olumsuz değişim meydana gelmesin. İşte gerçek dinin, hayatın amacı budur, ancak insanların çoğu bilmek istemiyorlar” buyrulmaktadır.

İşte ahlak, insanın fıtratına ve tabiatına uygun yaşam biçimine, tevhit inancına sadakatle bağlanmayı sağlar. 

Bakara suresi 138 de ifade edilen “sibğatullah”, Allah’In boyası demektir. Allah’ın boyası demek, fıtrattaki değerlerdir. Bu değerler, mutlaka korunmalıdır. Bu değerleri korumak için, ahlaki ilkelerle hareket etmek lazım. Yani, fıtrata, dinin kurallarına, normlarına ilke ve kaidelerine göre davranmak gerekir.

Kur’an’da (Kalem 4) Resulullah için “hulukul azim” (yüce bir ahlaka sahipsin) ifadesi kullanılmaktadır. 

Resulullah’ın yüce bir ahlaka sahip olması, doğuştan kendisine verilen yüce değerlere uygun hareket etmesi demektir. Evet, Resulullah as, fıtratına yerleştirilen o yüce değerleri koruyup asla değiştirmediği, sonra vahiyle (dinle)  bu değerleri daha da zirveye çıkarttığı herkesin malumudur.

Din, yaratılış amacına (fıtrata) uygun hareket etmenin kurallarını belirler. İnsanlar da kendi eğitim, bilgi, huy ve karakterlerine göre tercihte bulunurlar. Dine karşı kendilerini konumlandırırlar. Bu konumlandırma, onların nasıl bir kişiliğe, yaşam tarzına ve ahlaka sahip olduğunu gösterir. 

Kur’an’da ahlakla ilgili “hulukul evvelin” (öncekilerin ahlakı) şeklinde bir kullanım görmekteyiz. Derler ki “bizim benimsediğimiz bu hayat, atalarımızdan gelmektedir. Bu yüzden azaba uğrayacağımızı sanmıyoruz.” (Şuara 137-138)

Bu ayette, öncekilerin (ataların) benimsediği ve davranış haline getirdikleri tutum ve davranışlar, esasen onların ahlakı, yaşam biçimidir. Dolayısıyla her insanın ve her toplumun yaşam biçimi onun ahlakını oluşturmaktadır.

İnsan, yaşadığı hayat içerisinde, hak, hukuk, adalet, liyakat, merhamet, sevgi-saygı, terbiye, utanma, günah gibi değerlere sahip olduğu ölçüde ahlak sahibidir. Bu değerleri kaybetmiş bir insan, ahlaktan, dolayısıyla insanlıktan da mahrum kalmış demektir. (Devam edecek)

Selam ve muhabbetlerimle… 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA