Advert
GÜNÜMÜZDE DÜNYA’DA KULLANILAN ALTIN VE GÜMÜŞ DIŞINDAKİ PARALARDA FAİZİN OLUP OLMADIĞINDAKİ İSLAM’IN HÜKMÜ
Halit POLAT

GÜNÜMÜZDE DÜNYA’DA KULLANILAN ALTIN VE GÜMÜŞ DIŞINDAKİ PARALARDA FAİZİN OLUP OLMADIĞINDAKİ İSLAM’IN HÜKMÜ

Bu içerik 872 kez okundu.

      İslam alimlerinin ittifakıyla asl olan altın ve gümüştür. Bunlarda faiz olmasının sebebi ise, bunların kandi zatlarının değer ve kıymet sahibi oluşlarıdır. Bu değer olma vasfı sadece altın ve gümüşe has değildir. Her ne kadar asıl bu ikisi olsa da, değer niteliği taşıyan diğer şeylerde de faiz olur.

   Günümüzde altın ve gümüş ile olan alışveriş ortadan kalkmıştır. Tüm dünya da işlemler para üzerinden yürütülmektedir. Artık para, altın ve gümüşün yerini almış durumda. Eşya tamamen onunla değerlendirilmektedir.

     İslam şeriatının altın ve gümüşte olmasını zorunlu kıldığı bütün şartlar para da vardır. Altın ve gümüşte faiz olmasının sebebi bunların değer olmasıdır. Altın ve gümüşe verilen bu değer paraya da verilmektedir. Altın ve gümüşte hem fadl hem de nesie faizi olduğu gibi para da hem fadl hem de nesie faizi olur.

     Her ülkenin kendine ait para birimi vardır. Bu paraların her biri farklı bir cinstir. Mesela, Türk lirası bir cins, ABD doları bir cins, Suudi riyali bir cins, İran tümeni bir cinstir. Bu paralar birbirlerine karşı borca satılamaz. Örneğin, 100 Türk lirası vadeli olarak ABD dolarıyla değiştirilemez. Ancak farklı ülkelerin paraları peşin olarak birbirlerine karşı satılabilirler. Peşin olarak 100 Tl’ye 70 ABD doları alınması gibi. Her ne kadar ikisi para olsa da farklı ülkelerin paraları oldukları için birbirlerine karşı satılabilirler.

    Gerçekleşmesi pek mümkün olmasa da aynı para biriminin ister peşin ister vadeli olsun birbirine karşı satılması caiz değildir. 10 Tl’nin 12’ Tl’ye karşılık verilmesi gibi.

     Paradan bahsetmemizin yegane sebebi, altın ve gümüşün yerini paranın almasıdır. Her ne kadar İmam Şafii Umm adlı eserinde fulustan (paradan) bahsederken, kendi zatında değeri olmadığı için fulusta zekat ve faizin olmadığını söylese de bu görüş bütün geçmiş ve günümüz alimlerinin görüşüne aykırıdır. Cumhur bunun tersini söyleyerek altın ve gümüşte olan faiz illetinin, onun yerine geçen diğer para birimlerinde de olduğunda ittifak etmişlerdir. Para; değerliyi satın aldığı müddetçe o da değer sahibi gibidir. Değer sahibinde bulunan faiz hükmü onda da vardır. Günümüzde altın ve gümüş dışındaki diğer para birimleri, altın ve gümüşü satın alabiliyorsa onda da faiz hükmü vardır.  Her ne kadar kendisinde değer olmasa da toplum buna değer veriyorsa, onu biriktiriyorsa o da değer sahibi gibi değere sahiptir. Para revaçta olmazsa, toplum ona değer vermezse o zaman riba illeti ondan kalkar. Cumhur’un görüşü haktır. Ona ittiba edilmesi gerekir. Şahısların görüşüne değil Cumhur’un görüşüne uyulması gerekir. İmam Şafii bugün hayatta olsaydı ve paranın altın ve gümüş yerine geçtiğini görseydi, toplum nezdinde bu denli değer kazandığını görseydi,  Mısır’a gittiğinde Irak’ta verdiği bazı fetvalarını değiştirdiği gibi, kanaatimce bu görüşünden de vazgeçerdi.

      Bugün bazı kimselerin fıkıh kitaplarına bakarak parada faiz olmadığını söylediklerine şahit olmaktayız. Bu kişilerin Kur’an’a ve sünnete muhalefet ettikleri apaçık ortadadır. Bir din aliminin topluma kötü işlerde örnek olmaması gerekir. Çünkü bu dinin helal ve haramları kişilere göre değil, Kur’an ve sünnete göre belirlenir. Ümmetin icmasıyla haram olduğu söylenmesine rağmen parada faizin olduğu görüşünün terk edilmemesi gerekir.

     Bazı kimseler de kat be kat olmazsa ve zaruret varsa faiz alınabilir demektedirler. Bunların zaruret kavramına yükledikleri anlamı ben hala anlamış değilim. Zaruret denilen şey, insanı ölüme götüren bir şeyde, haram olan şeyi ölmeyecek kadar kullanmaktadır. Bu iddia ile Kur’an’ın bahsettiği zaruret birbirine uymamaktadır. Ucunda ölüm yoksa buna cevaz verilemez. Mesela ev sahibi olmak zaruret değildir. Zaruret olan barınmaktır. Barınma ihtiyacı kirada kalarak karşılanabilir. Kişi gerekirse yıllarca kirada kalmalı veya çadırda kalmalı yine de Allah’ın haram kıldığı faize bulaşmamalıdır.

       TOKİ

    Günümüzde yapılan alışverişlerden bir tanesi de TOKİ satışlarıdır. Müslümanların bu satışında İslam’da yerinin olmadığını, haram olduğunu bilmesi gerekir.

      Devlet; 10 yıllığına 100 bin liraya sattığı bir malı, her altı ayda bir tefe-tüfe bazında fiyat değiştirerek vatandaşa satmış olduğu fiyattan daha fazlasını almamalıdır. Bu TOKİ’nin halkıma yardım ediyorum adı altında topluma yaptığı bir zulümdür. Bu alışveriş şekli hem insanlığa hem de Allah ve resulüne karşı savaş açmaktır.

       Maliyetinin belli olmamasından ve de İslam peygamberi aldatmanın ve belirsizliğin olduğu alışverişleri yapmamamızı emrettiğinden Müslümanların TOKİ’den ev alması haramdır. Bu alışverişlerde hem aldatma hem de belirsizlik olduğundan Müslümanların bu alışverişten uzak durması gerekir.

       Ancak TOKİ 10 yıllığına satmış olduğu 120 liralık bir evi ya da arsayı biner liralık 120 taksite böler, on yıl boyunca ne olursa olsun fiyat değişmiyorsa, bu arada tefe tüfe den dolayı üzerine faiz koymazsa Mortgage sistem ve murabehede olduğu gibi caiz olur. Bir Müslümanın devletten bir malı satın almak istediğinde bu şekle bakması ve İslam peygamberinin emirlerini göz önüne alması gerekir. Peygamberin emrine uyuyorsa alması, uymuyorsa terk etmesi gerekir.

      Bey’i Ayine

    Borca alınan bir malın, alınan fiyattan daha düşük bir fiyata peşin olarak satılması şeklinde şeklinde gerçekleşen alışverişe denir.

      Bir kimse 60 bin tl’ye bir yıllığına peşin aldığı bir arabayı, aynı anda peşin olarak 40 bin tl’ye satması gibi.

      Bu gibi alışverişlere İmam Malik, İmam Ahmed ve bazı Şafii uleması gibi birçok alim cevaz vermemiştir.

      Bazı alimlere göre ise malı tekrar aynı kişiye düşük fiyatla satarsa caiz değil, başka birine satarsa caizdir.

     Böyle bir alışveriş iş haline getirilmemişse, bir düzen oluşturulmamışsa caizdir. Kişinin paraya ihtiyacı olduğunda bir malı yüksek fiyata borca alıp, daha sonra peşin olarak aldığından daha ucuz bir fiyata satmasının kanaatimizce her hangi bir sakıncası yoktur.

      Makul bir şekilde yapıldığı takdirde bu alışverişte faiz yoktur. Çünkü burada cins değişikliği vardır. Yine dediğimiz gibi bu iş meslek haline getirilmemişse, on- on beş yıl önce merkezi Karakoçan olan ve Elazığ ve Bingöl’de yaygın bir şekilde faaliyet gösteren malum olay gibi, İnşallah sakıncası yoktur. Bu alışveriş meslek haline getirilmişse, burada art niyet vardır. İnsanları aldatma vardır. Dolayısıyla caiz değildir.

 

    Bunun yanı sıra çek kırma meselesi vardır. Mesela 100 bin liralık bir çekin daha süresi dolmadan 90 bin Tl’ye kırdırılması haramdır. Çünkü burada cins değişikliği yoktur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BAKAN PAKDEMİRLİ'DEN ELAZIĞ'A MÜJDE!
BAKAN PAKDEMİRLİ'DEN ELAZIĞ'A MÜJDE!
“Tarım bana göre savunma sanayisinden de önemli
“Tarım bana göre savunma sanayisinden de önemli"