Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Giriş Tarihi : 21-01-2020 08:36

HAC İBADETİ VE DİYANET’İN SORUMLULUKLARI

 

Geçen gün hac kuralarının çekilmesiyle hacla ilgili sıkıntılar tekrar gündeme gelmiş oldu. Bu vesileyle kısaca hac ve hacla ilgili sıkıntıları bu makalede dile getirmek istiyorum.

Hac; yönelmek ve ziyaret etmek anlamına gelir. Müslümanların hac mekanı -ibadet anlamında ziyaret edilmesi gereken tek yer/bina- Mekke’deki Kabe’dir.

“İnsanlara mabed olarak inşa edilen ilk ev, Mekke’de bulunan Kabe’dir. … İmkan bulabilenlerin o mabedi hacetmeleri Allah’a karşı yerine getirmeleri gereken bir yükümlülüktür… “ (Ali İmran 97)

Allah’ı fiilen ve cismen ziyaret edemediğimiz için, sembolik olarak Mekke’de yaptırılan Kabe’yi ziyaret ederek, Allah’ı ziyaret etmiş gibi oluruz. Allah’ın evi olan Kabe’yi ziyaret etmek demek, Allah’a yöneldiğimizin ve O’na bağlı yaşadığımızın sözünü vermiş olmaktır.

Kabe’yi samimiyetle ziyaret ederek Allah’a yöneldiğini başaranlar -ayette de belirtildiği gibi- pek çok maddi ve manevi imkanlara kavuşurlar.

“Ey Nebi! İnsanları hacca çağır. Yaya veya binekle gelerek senin davetine icabet etsinler ve haccın kendilerine sağlayacağı maddi ve manevi imkanlardan yararlansınlar…” (Hac 27)

Kabeyi ziyaret ederek -manevi anlamda- Allah’ın huzurunda olmak elbette takdire şayan bir iştir; ancak haccın imkanlarından yararlanmak için şuurlu olmak, yani şekilcilikten uzak, haccın ruhuna ve oradaki manevi atmosfere uygun hareket etmek zorundayız.

Hac esnasındaki sorumluluklarımız sadece tavaf etmek, Allah’ı anmak, dua etmek, namaz kılmak vs. değil, bunların yanı sıra, kestirdiğimiz hayvanların etlerinin ve sakatatının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıp ulaştırılmadığını ve Arabistan devletine bıraktığımız vergilerin (paraların) fakir ve yoksullara verilip verilmediğini de takip etmemiz gerekir.

Mesela, hac ziyaretlerinden elde edilen geliri Suud devleti nerelere harcamaktadır? Dünya mazlumlarına mı harcanıyor, yoksa Amerika ve Batı bankalarına yatırılarak onlar mı güçlendiriliyor? İslam ülkeleri bunu mutlaka takip etmeli ve ona göre adım atılmalıdırlar.

Bilinmelidir ki Kabe’yi ilk inşa eden İbrahim as’dır. Dolayısıyla Mescidil Haram bölgesi, İbrahim as’ın mirasıdır; bütün milletin/ümmetin ortak mülkiyeti olarak kabul edilmelidir. Hac ve Umre ziyaretlerinden gelen gelir, tüm milletin/ümmetin (müstazafların ve yoksulların) ortak malı olmalıdır. Bunun bilincinde olmayıp sadece anlamsız bir tavaf, bizlere pek bir kazanım sağlamayacaktır.

Türkiye’deki Müslümanlar olarak bizler, Suud devletine sesimizi duyuramıyoruz; ancak ülkemizde vergilerimizle din hizmetlerini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığına sesimizi duyurabiliriz. Şimdi ben acizane hacla ilgili gördüğüm bazı sıkıntıları dile getirerek Diyanet’e birkaç soru sormak istiyorum:

1.Hacca gitmek isteyenleri niçin sıraya göre değil de kuraya göre gönderiyorsunuz? Hiç mi Allah’ın azabından korkmuyorsunuz! 2010 yılında müracaat edeni göndermiyorsunuz, 2019 yılında müracaat edeni gönderiyorsunuz! Bu mu sizin adaletiniz!

Hac bir ibadettir; piyango ve şansla olacak iş değildir. İman ve imkan işidir. Onun için kişi, kararını verir, yazılır, sıra numarasını alır ve sırasını bekler; ömrü yeterse, sırası geldiğinde ziyaretini yapar.  Hakkaniyet bunu gerektirir.

2. Allah, pek çok ay içerisinde haccın yapabileceğine imkan verirken, niçin hac ibadeti sadece yılda bir kez ve Zilhicce ayının 9, 10, 11. günlerine (üç güne) sıkıştırıldı?

Esasen böyle bir uygulamaya hiç kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Bu konuda mutlaka yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Bilindiği gibi “İslam İşbirliği Teşkilatı” adıyla bir teşkilatımız var. Bu teşkilat/birlik, bir an önce toplanıp bir “hac konseyi” kurmalı ve bu konsey -dünya Müslüman nüfusu dikkate alarak- yeni bir düzenlemeye gitmelidir. Bunu başardıkları zaman kota kaldırılmış olacak ve hiçbir Müslüman hac için mağdur olmayacaktır.

Ben şimdi yetkililere soruyorum:

Bir buçuk milyar Müslüman nüfus, ileride beş milyara çıkarsa, “biz her yıl en fazla üç milyon alabiliriz” mi diyeceksiniz! Bunu dediğinizde, -yani “gün, tarih” yüzünden müslümanları hac ibadetinden alıkoyduğunuzda- Allah’a nasıl hesap vereceğinizi düşündünüz mü?

Bakınız Rabbimiz haccın zamanıyla ilgili bizlere şu bilgiyi vererek nasıl bir kolaylık sağlamaktadır:

“Hac belirli aylarda ifa edilir. Haccı ifa edenler, günahlardan, çirkin davranışlardan ve kavga etmekten kaçınma hususunda daha çok hassasiyet göstermeleri gerekir…” (Bakara 197)

Görüldüğü gibi bizzat Rabbimiz hacın belirli aylarda yapılabileceğine imkan tanımaktadır. Dolayısıyla yetkililer hac ve umre ile ilgili -on iki ayı dikkate alarak- yeni bir düzenlemeye gitmeli ve hiçbir Müslümanı mağdur edilmemelidir.

Öncelikle herkes şunu iyi bilmelidir ki din insanları çaresizlik içerisinde bırakmaz; çaresizlik içerisinde bırakıp mağdur eden din değil, insanların din anlayışıdır. Dinin sahibi olan Allah’ı dinlemeyip başka kaynaklarla dini öğrenip uygulamaya kalkışırsanız, o zaman haksızlıklardan gözünüzü açamazsınız.

3. Hac ibadetini üç-beş günde rahatlıkla tamamlama imkanı varken, niçin 30-40 gün insanlar orada tutulur? Yoksa Suud devletinin ve bazı şirketlerin daha çok kazanmaları için onlara taahhüdünüz mü var?

Diyanet zaman kolaylığını sağlamak için mutlaka tedbirler almalıdır. Kim ne kadar kalmak istiyorsa, ona göre planlama yapılmalıdır. Aksi takdirde insanlara büyük bir haksızlık yapılmış olur. Beş bin liralık hac ibadetinin masrafı 40-50 bin liraya çıkmış olur.

Bakın bu konuda da Rabbimiz şu imkanı sunmaktadır:

“Hac esnasında, (sayılı günlerde) Allah’ı anın! Her kim acele edip iki günde dönerse, ona günah yoktur. Daha fazla kalmak isteyen kişi sorumlu davrandığı sürece ona da günah yoktur…” (Bakara 203)

4. Diyanet işleri Başkanlığı hacı adaylarına başta sağlık hizmetleri olmak üzere her türlü ulaşım, konaklama, yemek, dini hizmetlerini en güzel şekilde vermeli ve özellikle kafile başında rehberlik eden hocaları hurafelere karşı bilinçlendirmeli ve hacı adaylarına “doğru bir hac ibadeti” yapmalarına imkan sağlamalıdır; zira hac ve umre ziyaretlerinde görülen hurafeler, belki hiçbir ibadette bu kadar değildir.

5. Hac konseyi hac hizmetleri için bir bütçe oluşturmalı ve bu bütçeyle Mescidil Haram’ın etrafını yeniden düzenlemeli, etrafını en az bir kilometre açmalı, trafiği rahatlatmalı, çevreyi yeşillendirmeli ve insanların rahatlıkla dinlenebileceği mekânlar oluşturmalıdır. 

6. Hac konseyi, hac ve umre gelirlerinden dünya mazlumları ve yoksulları için bir fon oluşturmalı bu fonla yeryüzünde hiçbir insanı aç ve açıkta bırakmamalıdır. Bunu başardığımız zaman, haccımız hac, umremiz umre, namazımız gerçek namaz olur; aksi takdirde sadece kendimizi tatmin ederek aldatmış olacağız. 

Özetlersek; Müslümanları kur’aya ve kotaya tabi tutarak yıllarca bekletmek veya engellemek; üç-beş günde rahatlıkla hac ibadetini tamamlama imkanı varken 30-40 gün insanları orada tutmak; hac ve umre gelirlerini mazlum ve yoksullara değil de Batı bankalarına aktarıp, sonra silah olarak Müslümanlara çevirmek; Mekke’de (M. Haram, Arafat, Müzdelife, Mina’da) kalabalıkların birbirlerini ezmemeleri ve rahatça hareket edebilmeleri için gerekli tedbirleri almamak; “sahih” bir hac ibadeti yerine, hurafelerle içiçe bir hac ibadeti yapmak veya yaptırmak M. Haram’a, Kabe’ye ve dolayısıyla hacı adaylarına büyük bir ihanettir. Bu böyle biline…

Rabbimden, ibadetlerimizi bilinçli yapma hususunda bizlere yardım etmesini niyaz ederim.

Selam ve muhabbetlerimle… 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK2346
  • 2Trabzonspor2245
  • 3Galatasaray2345
  • 4Sivasspor2345
  • 5Alanyaspor2339
  • 6Fenerbahçe2338
  • 7Beşiktaş2337
  • 8Göztepe2234
  • 9Gaziantep FK2331
  • 10Gençlerbirliği2327
  • 11Antalyaspor2325
  • 12Yeni Malatyaspor2224
  • 13Denizlispor2324
  • 14Çaykur Rizespor2224
  • 15Konyaspor2321
  • 16MKE Ankaragücü2320
  • 17Kasımpaşa2319
  • 18Kayserispor2316
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA