Advert
İSLAMIN İLK DÖNEMİNDE EKONOMİ
Nevzat ÜLGER

İSLAMIN İLK DÖNEMİNDE EKONOMİ

Bu içerik 1918 kez okundu.

İslami iktisat Müslümanların Medine’ye hicret ettikleri 622 yılında başlar. Bu dönemden bahsederken öncelikle iktisat teorisinden çok, iktisadi sistem üzerinde durmak gerekir.  Yani uygulamanın nasıl yapıldığını anlatan mentaliteye dikkat etmek şarttır. İktisadi sistemin temel göstergesi, “neyi, nasıl, kim için üreteceğiz” sorusunun cevabıdır öncelikle.

Özellikle “neyi” üreteceğiz sorusunun İslam açısından cevabı “ihtiyaçlar” olacaktır kuşkusuz. Çünkü İslam iktisadı, gösteriş için üretime sıcak bakmaz. Yine İslam iktisadına göre ne “ihtiyaçlar sınırsız” ne de kaynaklar “kıt”tır. İslam iktisadı, kişilerin hayatlarını sürdürebilmeleri için temel ihtiyaçları tüketim maddeleri ile hayatlarının devamını sağlayacak olan maddelerdir. Dolayısıyla Müslümanlar, ihtiyaçlarını tatmin edecek kadar kaynağın yaratıldığına inanırlar.

“Nasıl” üretilecek sorusuna da “devletin gözetiminde işleyen, ahlaklı piyasa mekanizması” şeklinde cevap vermek uygun olabilir.

“Kim” için üreteceğiz sorusuna ise ihtiyaçları önceleyen bütün insanlar için demek mümkündür. Yoksa her türlü talebi, ihtiyaç diye kabul etmek pek mümkün görünmemektedir.

Bir malın üretiminde gerekli olan “neyin, nasıl ve kim için üretileceği” sorusu ekonomik bir sistemin kurulmasında “temel mesele” olduğu için bu hususun iyi işlemesi açısından Hz. Peygamber döneminde “hisbe” teşkilatı kurulmuştur. Hisbe teşkilatı özelde pazarı, genelde toplumsal alanı denetlemek için kurulmuş zabıta, tüketici haklarını koruma, kalite kontrol vb konularını denetlemekle yetkili ve görevli bir kuruluştu. Dolayısı ile hisbe teşkilatının İslam’a uygun belli politikaları belirlemek için kurulduğunu da söyleyebiliriz.

İslam açısından baktığımız zaman bu dönemden başlamak üzere bütünlüğü bozmadan dört temel ilkeden söz edebiliriz: Siyasi, iktisadi, hukuki ve dini.

Bir ekonomi “üretim, tüketim ve dağıtım” etrafından döner.

Üretim “neyin” üretileceği sorusuyla ilgiliydi ve temel ilke “ihtiyaç esaslı üretim”dir. Tüketimi gösterişe yönelik olmayan, hem kaynağı, hem ürünleri israf etmeyen temel ilke hep dikkate alınmıştır. Dağıtım ise  “gelirin adil bölüşümünü” sağlayan sistemdir. Adaletli kazanç için faizin yasaklanması,  toplumsal fayda için, zekâtın alınması önemlidir.

Bu döneme özgü ilk uygulama ya da ilk yapılan çalışma “Medine vesikası” veya “Medine anayasası” denilen elli iki maddelik “anayasa” metninin hazırlanmasıdır. Bu metinle Medineli tüm unsurlar; Müslüman, Yahudi, müşrik hep birden aynı toplumun öğeleri kabul edildiler. Diğer bir ifade ile müşrikler ve Yahudiler Hz. Peygamber’i peygamber olarak kabul etmediler ama devlet başkanı olarak kabul ettiler.

Ardından “Medine Pazarı” kuruldu. “Sizin pazarınız budur” diye Müslümanlara talimat verildi. Bu pazarın iki önemli kuralı vardı: Birincisi buradan “Pazar vergisi alınmayacak”, ikincisi, kimse “devamlı sabit yerler edinmeyecekti”. Pazar vergisi alınmaması maliyetleri düşüreceğinden hem üreticiler için, hem de tüketiciler için cazip bir alışveriş merkezi oluştu. İkinci kural da “tekelciliği ve rantçılığı” önlemeye matuftu. Bu Pazar iki yüzyıl boyunca Müslümanların normatif bir kurumunu oluştururken, oluşturulan hisbe teşkilatı da, 1920’li yıllara kadar ismen, günümüze kadar da isim değiştirerek birkaç kurumda birden hayatını devam ettirmiştir.

Coğrafi keşifler ve sömürgecilik nasıl Amerika ve Afrika’nın altın ve gümüşünü Avrupa’ya akıtmışsa, fetihlerle Sasani hazinelerinin de Medine merkezli İslam devletine akması aynı şeydir. Ancak Sasani hazineleri dağıtılırken Sasani halkı da bu dağıtımdan nasibini almıştır. Sahabelerden bir bölümü hisselerine düşen bu mallarla hem iç piyasada hem de Akdeniz’de ticaret yapmış,  gemiler işletmiş, cihat etmiş, tebliğ yapmışlardır.

İslam dini, sermaye düşmanlığı yapmaz ama emeği de sermayeden öne alır. Aralarında bir denge kurar. Bu denge parasal konularda çok belirgindir. Örnekleri de çokça verilebilir. Müslüman “Bir dirhem için kıran kırana pazarlık yapar, ama bütün servetini de Allah için tasadduk edecek kadar diğer gamlık gösterir ”.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X