Advert
MERKEZ BANKASI VE DIŞ BORÇLAR
Nevzat ÜLGER

MERKEZ BANKASI VE DIŞ BORÇLAR

Bu içerik 1965 kez okundu.

          Bu günlerde Merkez Bankası “faiz indirme(me)si konusundan ötürü çok konuşuluyor. Yani merkez bankası ne kadar özerk? Çünkü Cumhurbaşkanı farklı şeyler söylüyor.

          Cumhuriyetin ilk yıllarında ABD’den 10 milyon dolar. SSBC’den 10,5 milyar lira. İngiltere’den 16 milyon sterlin borç para alınır. İngiltere’den alınan borç “Karabük Demir-Çelik Fabrikası”nın yapımında kullanıldı. Rusya’dan alınan para sanayileşmede kullanıldı. ABD’den alınan para da “merkez bankası”nın kurulmasında kullanılmıştır. Bunun ayrıntısı şöyledir:

        “IVAR KREUGER topluluğuna bağlı olan American-Turkish Investment Corporation’dan 1930 yılında %6,5 faizli ve 25 yıl süreli 10 milyon (altın) dolarlık bir borç sağlandı ve Merkez Bankasının kuruluşunda kullanıldı. Hükümet 10 milyon dolar ve hazineye yıllık 1,75 milyon TL ödeme yapılması karşılığında şirkete kibrit ve çakmak tekelini veriyordu. Fakat bu alanda birkaç yıl içinde “devlet tekeli” kurularak borcun ödenmesi yoluna gidildi. Bu gelişmeye Kreuger ortaklığının iflası yardımcı olmuştur.” (Yakup Kepenek, Türkiye Ekonomisi)

          Merkez Bankası’nın aylık bülteni Kasım 1955 sayısında yer alan bu konunun hemen altında 1939 verileri kayıtlarında toplam kamu borçlanması 347 milyon TL iç ve 187 milyon TL de dış olmak üzere toplam 534 milyon TL’dir diyor.

          Batı; işgal ettiği veya rejim değişikliğini gerçekleştirdiği ülkelerin hazinelerine el koyar. Osmanlının başkenti işgal edildiğinde Osmanlı hazinelerine de el konulmuştu. Yurt dışına sürülen padişah ve aile fertlerinin yaşantılarının sefaleti biliniyor. Nedense bugüne kadar hiçbir yetkili siyasetçi, tarihçi bu haine konusunda bir şey yazmadı, konuşmadı. 

          Osmanlının yüzyıllar boyunca Anadolu, Ortadoğu, Kuzey Afrika bölgelerinden biriktirdiği dünyanın en büyük hazinelerinin akibeti meçhul bırakıldı.

         Türkiye, Osmanlı’nın tüm mirasını reddederken neden borçlarını üstlendi. Üstelik Misak-ı Milli olarak ilan edilen en kıymetli topraklar olan Musul ve Kerkük’ü dışarıda bırakarak.

         1929 dünya ekonomik krizi tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz üzerinde de olumsuz etkiler meydana getirince borç sarmalına rağmen “Merkez Bankası” kuruldu.

        24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşması’na göre Osmanlı’nın borçlarının tasfiye edilmesine karar verildi. 1928’de imzalanan Paris Anlaşmasıyla ödeme planına bağlandı. 

          1912’den önceki borçların % 62’si, 1912’den sonraki borçların ise % 75’i Türkiye’ye ait sayıldı. Dörtte biri ise Osmanlı bakiyesi 14 ülke arasında pay edildi. Bu ülkelerin çoğu bu borcu ödemedi. 

          Osmanlının kaybedilen topraklarının değeri, Türkiye’ye düşen toplam borçtan indirilmesi esas alındı. Yani imparatorluk topraklarının değeri borçtan düşülecekti. Toprak değeri nasıl ölçülecekti? 

        Milletler Cemiyeti bu durumun çözümü için bir hukuk profesörü İsviçreli bir Yahudi olan Eugene Borel’i hakem belirledi! Borel, sınırlarımız dışında bıraktığımız toprakların emlak değerinin baz alınması gerektiğini savunuyordu. Ama salt emlak değeriyle ele alıyordu.  Örneğin altında petrol kaynadığı anlaşılmış olan Musul’la, Bulgaristan’daki ıssız bir dağ köyü aynı sayılacaktı. 

          Nihayet 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı kanunla “T.C. Merkez Bankası” kuruldu. Bankanın hisseleri (A), (B), (C) ve (D) sınıflarına ayrıldı. A sınıfı Hazineye, B sınıfı milli bankalara, C sınıfı yabancı bankalar ile imtiyazlı şirketlere, D sınıfı ise Türk ticaret kuruluşlarıyla Türk uyruklu gerçek ve tüzel kişilere ayrılmıştı. (D) gurubu hisseleri içerisinde şahıs olarak en büyük hissedar kim? 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X