Advert
SEÇİMLERE DİKKAT
Nevzat ÜLGER

SEÇİMLERE DİKKAT

Bu içerik 1583 kez okundu.

Dünyada da Türkiye’de de demokrasi tam değil. Demokrasi herkesin hakkını korumak şeklinde olmalıdır. Düşünce akımlarından bir kısmını kucaklarken bir kısmını da boğmamalıdır. Okul kitaplarında yazıldığı gibi çoğunluğun idaresi de olmamalıdır yalnızca.

Öyle bir sistem arzularım ki; dünyadaki belli düşünce devrimlerini kucaklamanın, korumanın yanı başında benim kabir sonrası hayatımla ilgili problemlerimi de çözsün. Onları da müsamaha ile kucaklasın” dediği gibi işlerse demokrasiler “medeniyetler çatışması”na değil “medeniyetler buluşması”na kapı açsın.

Demokrasinin devlet yönetimine yansımasını da iyi değerlendirmek gerekir.

Sözgelimi Türkiye’de ki siyaset anlayışı nasıl işliyor? Partilerin başında genel başkanlar var. Genel başkanlar çalışma arkadaşlarını seçiyor.Onlar il ve ilçe teşkilatlarını atıyor. Onlar da adına delege denen insanları belirliyor.

Sonra başlıyor mekanizma işlemeye:

Delegeler ilçe ve il başkanlarını, ilçe ve il başkanları parti yönetimini ve genel başkanı seçiyor. Kabiliyetsiz bir ekip ya da ekipler milletlerin kaderine hakim oluyor. Sonra da başlıyoruz söylenmeye; “bu ülke niçin kalkınamıyor?”

Kurtuluş için çok şey söylenebilir ama biraz insaflı olmak lazım. “herkes benden iyi olabilir başka, fakat Türkiye’yi idare etmek için benden iyi olmak yetmez, çok iyi olmak lazım.” Yarı karma ekonomi, yarı özel ekonomi devri gibi yarı demokrasi devri de geçmiştir.

Devlet artık asli fonksiyonlarına dönmelidir.

Ülkede huzur ve sükunu sağlanması, adaletin sağlanması, ülkenin savunulması, sağlık, eğitim, beslenme, maliye ve dış İşleri.

Dünyada yaşayan 6 milyar nüfusun, yarısı günde 1,5 dolar, 1,5 milyarlık nüfusun da bir milyarı günde bir dolardan aşağı kazanca sahip. Cehalet-yoksulluk, yoksulluk-cehalet kısır döngüsü çalışıyor. Yani burada ne insan hakları, ne de demokrasi kalır.

Serbest piyasa ekonomisini artık milli sınırlar içinde düşünmek mümkün değildir. Hoşumuza gitse de gitmese de artık dünyada bazı kavramlar değişmiştir.

*  Sınırların önemi azalmıştır.

*  Dünya artık tek pazardır.

*   Rekabet ve kalite küreselleşmiştir.

*   Üretim yapmak artık yeterli değildir.

*   Devletin üretim yapması “enflasyon” demektir.

*   Teşvik ve sübvansiyonlara artık yer yoktur.

*   Terör küreselleşmiştir.

*   Yolsuzlukla mücadele evrensel kurallara bağlanmıştır.

*   Şirketlerin menşei değil, nerede ve kim için yatırım yaptıkları önem kazanmıştır.

*   Ulus-Devlet anlayışı artık rağbet görmüyor.

*   Yeni dünya düzeninde “bölgesel işbirlikleri” önem kazanmıştır.

*   Artık pazar payınız bir yılda sıfır noktasına gelebilir.

*   Dünya artık konvansiyonel bankacılığı terk ediyor ve onun yerine “risk sermayesi” ve faizsiz sistem geçiyor.

*   Bir işe ayırdığınız kaynağın miktarından daha çok, o kaynağı hangi ölçüde verimli kullandığınız önem kazanmıştır.

*   Farklı düşünmenin suç olmadığı bir dünya oluşuyor artık.

*   Sınır ötesi sermaye hareketlerinin bir ülkenin genel dengesini bir anda nasıl artıya ya da eksiye çevirebildiğini somut bir biçimde yaşayabiliyoruz.

Önümüze konan seçenekleri iyi değerlendirirsek dünyanın merkezinde, iyi değerlendiremezsek taşrasında yaşamaya devam ederiz.

Seçimlere dikkat.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR