Advert
DÜŞÜNCE TARİHİ ÜZERİNE
Nevzat ÜLGER

DÜŞÜNCE TARİHİ ÜZERİNE

Bu içerik 1424 kez okundu.

       İslam düşünce tarihi üzerine yapılan sistematik çalışmaları maalesef ilk önce oryantalistler başlatmışlardır. Oryantalist bakış açısının ortaya koymuş olduğu bu çalışmalar da İslam’la ve İslam tarihinin yorumu ile ilgili sonradan yapılacak çalışmalarda birtakım gerçeklerin görülmesinin önünde perdeler oluşturmuştur. İslam düşünce tarihi üzerine araştırma yapacak her insanın önüne bu eserler bazı metodolojik ve anlama problemleri çıkarmaktadır. Bu durum, geçmişin bütün boyutlarının günümüze aktarılmasında ve günümüzün yorumlanmasında önemli engeller çıkarmaktadır. Bu sıkıntılı durumun uzun süre ülkemizde de topyekün İslam dünyasında da etkili olmasının en büyük nedeni; Batı Medeniyetini üstün kabul eden yönetimlerce, Batılı değerlerin mutlak doğru olarak kabul edilmesiyle yakın bir ilişkisi vardır. Bu anlayışla hazırlanmış olan eserler, bir ülkenin klasikleri arasına girince, yerli düşüncenin önünde müthiş bir perdeleme yapmakta ve sonradan yapılan çalışmaların da toplumda kabullerini zorlaştırmaktadır. Hatta bu eserler her türlü düşünce tarihlerini eski Yunan’dan başlatma hastalığını İslam dünyasına da sirayet ettirerek yakın zamana kadar bu olumsuz etki devam etmiştir. Yani önce eski Yunan, oradan çağlara bölmeye göre Orta Çağ, ardından Yeni Çağ ve Modern dönemler tasnifi yapılmaktadır. Günümüzde İslam-Batı sürtüşmesinin temelinde, Müslümanların, klasikleşmiş bu anlayışı terk ederek, kendi düşünce tarihlerinin daha gerçekçi, rasyonel ve belgeli olduğu tezi üzerinden hareket ederek yaptığı değerlendirmelerin hem Doğu, hem Batı toplumlarında ciddi kabul görmesi ile yakından ilgisi vardır.

         Bir medeniyet kendi parametrelerini ve kültür kodlarını muhafaza ederek ortaya çıkaramazsa, hem kendi bütünlüğünü muhafaza edemez hem de yeniden üretim yapabilmesi imkansız hale gelir.

         Ne deniyordu Müslümanlara; İslam düşüncesi eski Yunan kaynaklarını Avrupa’ya aktarmıştır, dolayısı ile de İslam düşünce birikimi özgün değildir, sadece bir taşıyıcıdır. Bu düşünceye sahip günümüzde de “Batıcı” bir okur-yazar kitlesinin bulunduğunu görmekteyiz. Bu bakış açısının tamamen ideolojik olduğunu düşünüyorum, yok eğer bu bakış açısı ideolojik değilse acınası bir durumun ürünüdür bu insanlar.

         Tabi bu durumun devam etmesini sağlamak için bu işle görevli olan insanlar, konu hakkında söz ve yazı erbabına sadece üç pencere açmışlar, onları diğer pencerelerden uzak tutmuşlardır: Kelam, Tasavvuf ve felsefe. Elbette yalnız bu pencerelerden bakarak, bize ait bir düşünce platformu oluşturmak oldukça zor görünüyor. İslam düşünce tarihinde, hatta günümüzde bunun örneklendirmelerine çokça rastlamak mümkündür. İslam dünyasında yeterince kabul görmeyen Abduh ve Reşit Rıza Batı tarafından oldukça refere edilirken, İslam dünyasının büyük çoğunluğu onların akidevi anlayışlarını ret etmektedir. Keza İbni Rüşd’ün akidevi görüşleri Gazali tarafından reddedilirken, Batı İbni Rüşd’ün akidevi anlayışı üzerine methiyeler yazabilmiştir. Buradaki temel soru şudur kanaatimce: Abduh’un, Reşit Rıza’nın ve İbni Rüşd’ün akidevi anlayışlarının doğru olup olmadığının değerlendirmesini Müslümanlar mı yapmalı yoksa Batı mı?

         Batı refaranslı Müslümanlar devamlı olarak toplumun aykırı (hadi farklı) noktalarını gündeme taşıyarak, düşünce farklılıklarına rağmen “ortak zeminleri”ni kaybettirme gayretindedirler. Böyle bir durum da sanki İslam düşünürleri arasında bir ortak zemin yokmuş algısı meydana getirmektedir. Halbuki yukarda örneğini verdiğimiz İbni Rüşd’ün yirmi dört görüşünden sadece dört görüşünü reddediyordu Gazali. Diğer yirmi görüşü için ise alkış çalıyordu. Fakat topluma sunulan tablo, sanki Gazali Rüşd ve benzeri insanları hiç kabul etmiyormuş algısı üzerine yapılıyor. Oysa Gazali Kur’ani akideye ters düşen fikirleri reddediyordu. Konu üzerinde yeterince inceleme yapmamış bir kitle, Batıcı söylemleri esas alarak yanlış bir değerlendirme içinde olmayı adeta bir ilericilik olarak nitelendirmektedir.

         Burada anlatmak istediğim önemli bir noktaya açıklık getirmek durumundayım. Ben Batı medeniyetini inkar etmiyorum, sadece onu onaylamıyorum ve o ayrı bir medeniyettir diyorum. İslam Medeniyetinin de ayrı bir medeniyet olduğunu söylüyorum. İslam Medeniyetini kendi düşünce kodlarıyla anlamak ve yeni üretimler yapmak gerektiği düşüncesine davetiye çıkarıyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Takımımız ligde yer alacak
Takımımız ligde yer alacak