Advert
EGOİST NEO-LİBERALLER
Nevzat ÜLGER

EGOİST NEO-LİBERALLER

Bu içerik 1838 kez okundu.

      Dünyada para imparatorluğu kurarak dünyayı, hiç değilse gücünün yettiğiniyönetmekte olan bazı  “altın buzağı” aileleri vardır. Bu aileler bu amaçlarına kavuşmak için terör örgütlerini de, dini cemaatleri de, asker ve sivil bürokrasiyi de çok rahat kullanabilirler. Bu ülkede özellikle İngiltere ile gönül bağı olanlara dikkat edersek resim az da olsa görünebilir.

         Altın buzağıyı bilirsiniz. Hz. Musa Tur Dağı’na, kırk günlüğüne Rabbi ile görüşmeye
gittiğinde Samiri denilen kişi halkın altınları toplar, Hz. Musa İle Cebrail’in (as) görüştüğü sırada Cebrail’in bastığı yerden bir avuç da toprak alarak onu erimiş altının içine katar ve canlı gibi böğüren bir buzağı heykeli yapar. İsrail oğullarını da o ses çıkaran, böğüren hayat alametleri gösteren buzağıya “Rab” diye taptırmıştır.

          Hristiyanlığı, kapitalizme göre uyarlamak için, Protestanlık mezhebini icat ederek ifsat etmişlerdir. Bu konu önemli ve ayrı bir yazının mevzusudur.

         Para imparatorluğunun bazen silahlardan daha tahribatlı saldırılar yaptıkları bilinmektedir. 28 Şubat veya Gezi olayları henüz tazeliğini koruyor. Bu oyunlar hızla havalanmak ve uçma gayreti olan Türkiye'ye pek çok kereler tekrarlanmıştır. Devletlerdeki olaylar tesadüfi değildir. Bizde Gezi kalkışması sadece para kaybederek atlatılmıştır. Çok kısa sürede kaybedilen para 60 milyar TL’dir.  Ama Mısır’da darbe, Suriye’de katliam, Yemen’de katliam ve darbe, Libya da parçalanma, Ukrayna da devrim ile ülkelerinin en önemli limanlarını ve Kırımı Ruslara kaptırmaları hep bu oyunun birer parçaları. Şimdi petrol ve gazın fiyatı düşürülerek Rusya teslim olmaya zorlanmaktadır. Bu konuda Arabistan joker ülke konumunda kullanılıyor.

         Ortadoğu ve özellikle Anadolu dünya için dün de bu gün de önemlidir. Kurmak istedikleri kendilerine bağlı büyük dünya devletinin merkezini bu bölgeye taşımak istemektedirler. Bu bölgede temizlenmesi gereken kızıl derililer de biz Müslümanlarız. Bizler köle olarak yaşamayı sevmediğimiz için ya öldürülmeli ya da İslam ahlakından uzaklaştırarak, Hristiyanları ifsat ettikleri gibi bizleri de ifsat edip altın buzağıya tapmaya zorlamaktadırlar.

         Habil ve kabil’den beri hakkına razı olanlarla, hakkına razı olmayanların, diğer bir ifade ile hak ile batılın mücadelesi devam ediyor. Hakkına razı olan tevhit din üzere ahlak sahipleri ile hakkına razı olmayıp başkalarının haklarını da almaya çalışan aç gözlü İlahi adaleti gözetmeden kardeşini bile öldüren ahlakı bozuk, dünyaya tapanlar arasında ki savaş sürüp gitmektedir. Zaman içinde savaş sahneleri ile savaş meydanları değişir. Oyuncular da değişir. Oyuncuların giydikleri kostümler değişir. Kullandıkları silahlar da değişir ama savaşın sebepleri gizli oyunlar ile başka türlü gösterilseler de asla değişmez. Savaş sadece hak ve batıl savaşıdır.

         Allah devamlı düşünmeyi emrediyor. Yani düşünmek farzdır. Sağlıklı ve vahyi odaklı düşünmek şarttır. Allah Kuran da mütefekkirleri övüyor. Çünkü tefekkür, fikir yolu ile Allah’ı ve hikmetlerini zikir etmektir.

          Ülkemiz, milletimiz ve İslam alemi üzerindeki tehlike henüz geçmemiştir. Bir anda bu soğuk savaş, güçlü düşman ülkelerinin aralarında anlaşmaları durumunda bizi de içine alabilir. Patlak verebilecek dünya savaşı mesabesindekikıyameti bizim tepemizde ve bütün İslam alemin de, kızıl derili katliamı yapar gibi Müslüman katliamı olarak kopmaya başlayabilir.

         İnanan insanlar bu tehlikeleri iyi görüp küçük hesapların içine girmesinler. Bizler helal kazanıp hak yolda olmalıyız. Neticenin iyi olmasına çalışmak bize aittir ama neticenin nasıl olması gerektiği keyfiyeti bize ait değildir.

         Devamlı eski konularla ve popüler konularla ilgilenmemizi istiyorlar. Maksat merkez konulardan uzak durmamızı sağlamak. Türkiye’de % 10+10’luk bir nüfusu artık etnisite üzerinden düşünmeye alıştırıldılar. İslami hayatımız birilerinin çıkar sınırları içerisine çekilmeye çalışılıyor. Bundan dolayı da esas gündemimizi kaçırıyoruz.

         Eğer birtakım bilgileri içselleştirerek mülkümüz haline getirebilmişsek, yeni üretimlerimiz olacaktır elbette. Fakat içselleştirdiğimiz bilgiler sadece etnisiteye dayalı kimlik bilgileri ise insani yanımızı, ahlaki yanımızı ciddi bir sorgulamaya tabi tutmamız gerekli olabilir.  Hayat öldükten sonra da devam edeceğine göre tercihlerimizi ayarlarken yaratıcının emirlerini tekrar tekrar düşünmemiz gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X