Advert
MÜSLÜMANLAR NE İSTİYOR?
Nevzat ÜLGER

MÜSLÜMANLAR NE İSTİYOR?

Bu içerik 1441 kez okundu.

         İslam, insanlığın üzerine güneş gibi doğarak, insanların Allah katında ve kanun karşısında eşit muameleye tabi tutulacağını yeniden hatırlatmış ve ilk etapta yedi yüz yıl üç kıtada mutluluk kaynağı olmuştur. Sonra bu mutluluk 1258 yılında Hülagü’nun dünyayı tarumar eden saldırılarından İslam’ın ilim ve medeniyet merkezleri olan şehirler de etkilenince arada bir inkiraz dönemi yaşanmıştır. Ancak bu yıkım sadece maddi bir yıkım olduğundan, Müslümanlar çabucak toparlanmış ve kaldıkları yerden daha bir güçlü olarak sıçrama yaparak kırk yıl sonra birçok noktada devlet haline gelebilmişlerdir.

      Bu devletlerden Osmanlı Devleti, yaşadığı dönemin 400 yılında dünyanın süper devleti olmuş,  adeta Müslümanların genel bir şemsiyesi ve dünya mazlumlarının sığınma merkezi olmuştur. 18. yüzyılla birlikte tekrar bir inkıraz dönemi başlamış, 1789 Fransız İhtilalının empoze ettiği milliyetçilik akımları, 1803 tarihinden sonra Osmanlı içerisinde yıkıcı bir rol oynayarak ülke kısa zaman sonra parçalanmıştır. Burada yalnız şunu söylemekle iktifa edelim; bu yıkım maddi olmaktan daha ziyade dini değerlere, kültüre ve cemiyet yapısını dönüştürmeye matuf olduğundan uzun sürmüştür. 20.asrın son çeyreğinden itibaren Müslümanlar “fiili tevekkül” yolunu tekrar hatırladıkları için de üçüncü sıçrama dönemi başlamıştır.

        "Roma hukukunun gözleri bağlı tanrıçası artık bu ülkenin insanına sevimli gelmemektedir." Hani her önemli şeyin Batı, özellikle de Roma ve Yunan kökenli olduğu Müslümanlara yutturuluyordu ya! Artık milli bünye bunu kabul etmiyor.

         Tecrübeliler diyor ki; bu ülkede faaliyet gösteren hakim, savcı ve avukatlar bu ülkenin medeniyet kodlarını iyi bilmelidirler. Aksi halde bu insanlar hukukun ruhunda değil, ancak yasaların maddelerinde yoğunlaşırlar. Zaten ihtiyaç duyulan şey hukukun üstünlüğü ilkesidir. Zihniyet değişikliği yavaş da olsa tüm toplum katmanlarında devam ediyor.

        1989 yılında Rusya’nın sistem değişikliğine giderek küçülmesinden sonra, Batı, komünizm düşmanlığı yerine hep “Siyasal İslam” ve Ilımlı İslam” kavramlarını piyasaya pompalıyor. Bu kavramlara balıklama atlayan içerde de çok insan ve sosyolog oldu. Aynı insanlar ve sosyologlar veya başkaları “Siyasal Hıristiyanlık” gibi bir kavramı ne kullandı ne de bu kavramın yanına yaklaştı. İşte şimdilerde, Batı’nın kullanılmasından hoşlanmadığı ancak pek popüler olan “neo-emperyalizm”, Vatikan’ın emrinde olan “Siyasal Hıristiyanlık” eliyle yürütülüyor. Batıdaki Hıristiyan Partilere dikkat edersek konu hemen anlaşılır. Ancak genelde dinler, özelde İslam ve Müslümanlar mabetlerinden dışarı çıkmaya başladılar. Artık Müslümanlar sosyo-ekonomik meselelerin de, sosyo-kültürel meselelerinde de, sosyo-siyasal meselelerin de içinde yer almaya, toplumların gelecekleri ile ilgili konuşmaya ve birtakım işler yapmaya başladılar.

         Her medeniyetin kendi tarihi, her tarihin de kendi gelişme çizgileri içerisinde devirleri vardır. Elbette bu anlamda İslam’ın gelişme devirleri Batı medeniyetinin devirlerinden ayrıdır. Mesela Batının karanlık diye nitelendirdiği “Ortaçağ”ın büyük bir bölümü, birçok alanda Müslüman insan başarılarının zirve yaptığı harikulade yükselişlerine şahit olmuştur.

         Bu anlamda İslam düşünce tarihini beş devreye ayırmak mümkündür:

1-      İslam’ın gelişinden Hulagü tarafından Bağdat’ın düşüşüne kadar geçen birinci devre, 610-1258.

2-      1258 tarihinden itibaren yarım yüzyıl süren “şok” devresi.

3-      Üçüncü devir, yeniden doğuşu ifade eden Osmanlı devletinin kuruluşundan 1699 yılına kadar olan devredir.

4-       Dördüncü devre, 1699 yılından 20. yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar devam eden, İslam toplumlarının Batılı icat ve buluşları karşısında yaşadıkları şaşkınlık devresi.

5-      Beşinci devre, devam etmekte olup uyanış ve yeniden güçlenme devridir.

         Hem yurt dışından, hem de yurt içinden, sinelerindeki maneviyatı alınmış gayr-ı memnunlar ne kadar Batı’nın dümen suyunda gidiyorlarsa, Müslümanlarda da artık “aktif tevekkül” devrini yeniden başlatmışlardır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Takımımız ligde yer alacak
Takımımız ligde yer alacak