Advert
MÜSTAKBEL BAŞKAN VE MEDENİYET
Nevzat ÜLGER

MÜSTAKBEL BAŞKAN VE MEDENİYET

Bu içerik 1865 kez okundu.

Meşhur klişedir medeniyetleri dinler kurar, kültürleri etnisiteler oluşturur. Her medeniyetin de kendine özgü mimari ve şehircilik anlayışı vardır. Şehir kurmak, ya sıfırdan başlanarak yapılır veya kurulu bir şehrin yeniden iyileştirilmesi (restorasyonu/belki kentsel dönüşümü) şeklinde olur.

Günümüzde asıl mesele, yeni şehirlerin nasıl kurulacağı değil, kurulu şehirlerin; yerleşik insanları, yeni sakinleri ve çoğalması muhtemel nüfusunun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden oluşturulurken yaşanmaktadır. Geçmiş zaman ve mekanların biraz da aidiyet nutukları söyleyen insanlarımızın bir çoğunun şimdilerde çılgın projelere çevirdiği projektörleriyle modern kalkınma ideolojilerini yüksek sesle savunmaya başladığını görmekteyiz. Bir kez daha anlıyoruz ki sermayenin, yeni şeyler yapmanın ve hükmetme hırsının/duygusunun sınırı yok.

Devasa yükseklikteki binaların hedefi adeta minareleri gölgelemek. Daha insancıl, çevresiyle barışık, tahripkâr olmayan, yerleşim dokularına özellik kazandıran, küçüğü ve güçsüzü göz ardı etmeyen, sokağın ve mahallenin alışılmış seslerini yaşatma konusunda itinalı bir mimarlık ve şehircilik anlayışı ile hareket etmek daha gereklidir diye düşünüyorum.

İnsanları kutulara hapsetmek, onun bir medeniyet (aidiyet) içerisinde yaşamasına engel olacak, söz gelimi günde üç veya daha fazla vakit için abdest alma durumunda olan bir Müslümanı, birkaç metrekare kazanmak için yalnız “alafranga” bir tuvalete ve lavaboya mahkum eden inşaat ve mimarlık anlayışının bir “Müslüman” için fazla sevimli tarafı yoktur. Hangi mimara, hangi mühendise sorarsanız sorun, “bizim kaynağımız Kur’an, Sünnet ve bin yıllık tarihtir” diyecektir. Ama uygulamada kaynaklara rağmen aşırı çıkarcı davranmaktan uzak durmamaktadırlar.

Fıtri tabiatın yerine uydurma yeşilliklerle donatılmış sun’i çevrenin daha sevimli olduğunu savunacak kimse bulunur mu acaba?

Artık küreselleşmeye eklemlemeler kentler ve alt kültürler üzerinden yapılmaktadır. Kentler yenilenirken, sıradan insanların rahat erişebileceği yapıların yerini yüksek gelirli insanların erişebileceği, alışveriş yapabileceği mekânlar haline getirmenin, kentsel dönüşümler yapılırken alt gelir gurubunun göz ardı edilmesinin temelinde aslında küreselleşmeye uyum politikaları yatmaktadır. Küreselleşen dünyada bizim için önemli olan kendi insanımızın vizyonu ve geleceğidir.

Bu manada Elazığ Belediyesinin Harput’ta yaptığı iyileştirmelerin küreselleşme olgusundan ziyade medeniyete (aidiyete) bir hizmet olduğunun önemle belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum. Belediye, Harput’un restorasyonu çerçevesinde, Harput’un girişinden Dabakhane önlerine kadar yaptıkları ile alkışı ve takdiri hak etmektedir. Sayın Başkan, bu hizmetinden dolayı bu şehrin insanları sana teşekkür ediyor. Çünkü şehirlerde yapılan değişikliklerin ve restorasyonun/dönüşümün medeniyet yönü, o şehirde yaşayan insanların, kültürlerinin ve yaşayışlarının da yönünü belirler.

Evet, endüstrileşmeye ve ekonomik gelişmeye paralel olarak hem şehir sayıları, hem şehirli sayıları artacaktır elbet. Ne var ki, şehirleşme, şehirlileşme ve yeni yerleşim alanları, yeni yığınlar meydana getirmemeli, belli ilkeleri olan “medeniyet”in habercileri, belli uygulayıcıları olacak şekilde tasarlanmalıdır.

Medeniyetler elbette birbirlerinden etkilenir ve faydalanırlar. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. İlim ve ilmin ortaya çıkardıkları insanlığın ortak malıdır. Farklı zaman dilimlerinde farklı coğrafyalarda benzer kurumlarla benzer sanatları görmemizin nedeni bu karşılıklı etkileşimdir. Zaten insanlık yüzde doksan beş konuda ortak, yüzde beşlik konuda kendi özel medeniyetini hissettirir. Konumuzla ilgili olarak söylersek, barınma ve toplu yaşama her medeniyet ve her kültürde ortaktır. Ortak olmayan şey, şehirciğin ve yapı tarzının, belki bina içi yerleştirmelerin her medeniyette ayrı oluşlarıdır. Bu yüzde beşlik kısım, aslında bir ayrıntı değil, bir medeniyete ayrıcalık kazandıran ana karakterlerdir.

Herkes yaşadığı şehirde mutlu olmak ister. Yöneticilerin de görevi, insanların inandıkları gibi mutlu olmalarını sağlayacak şehirler meydana getirmek için gerekli olan iyileştirmeleri ve yenilikleri yapmaktır.

Yeni seçilecek Belediye Başkanından ve Valimizden kendi medeniyetimizi esas alan dönüşümler bekliyor bu şehrin insanları.  Adalet yöneticiler de daha güzeldir.

                                              NEVZAT ÜLGER

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X