Advert
EKONOMİ DE DİNLE İLGİLİDİR
Nevzat ÜLGER

EKONOMİ DE DİNLE İLGİLİDİR

Bu içerik 1924 kez okundu.

İnsanların düşüncelerini ve duygularını oluşturan, onu eylemde bulunmaya sevk eden iradeyi şekillendiren şey din’dir. Bu daima ve her eylemde böyledir. Bu nedenle insan, hayatını kolaylaştırmayı ve rahat bir hale getirmeyi amaçlayıp, kendi dışındaki varlıkları sömürmeyi düşünmüyorsa, kalkınmayı etkileyen birinci unsurun din ve onun kaideleri olduğunu kabul etmelidir.

Kalkınma hamlesinin nasıl yapılacağını belirleyen unsur da tek tek bireylerin ve genel olarak toplumun sahip olduğu bilgi birikimidir. Bu bilgi birikimi hedeflenen şeyi gerçekleştirmeye yetecek seviyede olursa, toplumun ortaya koyduğu “niçin” sorusunun cevabına da uyumlu ise kalkınma hızla ve kolaylıkla gerçekleşir. Yok, bu bilgi toplumun “niçin” sorusuna toplumun değer yargıları istikametinde cevap veremiyorsa topyekûn bir kalkınmayı sağlamaktan uzaklaşır. Hatta böyle bir hamle toplum içerisinde ayrışmalara ve rahatsız edici katmanların oluşmasına yol açabilir.

Kalkınma hamlesinin gerçekleştirilmesinde “ne ile” sorusunun cevabı olan araçlar da en az “niçin” sorusundaki ortaya çıkan olguya uygun olmalıdır. Sonuçta bir işi ortaya koyan dini ve milli duygular iradeyi, araçlar ekonomiyi, nasıl yapılması gerektiği de bilimsel bilgiyi ortaya kor.

Yapılan bu tasnif ve izahlar aslında “Endüstri Devrimi”nden sonra başlamıştır. Endüstrileşme sonrası yapılan bu izahlar da daha çok ideolojiktir.

Endüstrileşme öncesi dönemlerde çalışmak, üretmek, ticari faaliyette bulunmak, daha çok insanların fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan bir dizi faaliyetlerdi. Oysa endüstrileşme sonrası yapılan çalışma, insanların kendi ihtiyaçlarını karşılama amacı olmaktan çıkmış, başkaları tarafından istenen, yararlı ya da zararlı olduklarına üreticiler tarafından karar verilen, bu nedenle de onlar tarafından ödüllendirilen veya cezalandırılan bir alan olmuştur.

Endüstrileşen toplumlarda, geleneksel ve sosyal kurumlar, fonksiyonel olmaktan çıkmıştır. Bu değişim yalnız bir ülke içinde kalmamış, bütün dünyayı etkisi altına alarak “küreselleşmiştir”.

18. ve 19.yy.da meydana gelen “endüstri devrimi”, etkisi altına aldığı devletlerin aile hayatında, geleneklerinde, inançlarında, tarih ve coğrafya kitaplarında, eğitimlerinde, üretimlerinde, tüketimlerinde, giyim ve kuşamlarında, siyasi olaylarının yönlendirilmesinde bir “değişme” meydana getirmiştir. Bu değişme yer yer ilerleme şeklinde görüldüğü gibi, yer yer de gerileme şeklinde meydana gelmiştir. Bu değişimi başlatan faktörlerin teknolojiden daha çok ideoloji olduğunu ileri sürenler dahi, teknolojinin değişimdeki rolünü kabul ediyorlar.

Günümüzde ailenin, kendi çocuklarını ergenlik yaşına kadar eğitme işlevi dahi endüstrileşmenin etkisi ile çok zor hale gelmiştir. Çünkü günümüzde eğitim, kendi kendine yetme, mutlu olma çabası olmaktan çıkmış, başarı ve rekabeti, makineye perestişi telkin eden, eğiteni devamlı ve yalnız kazanmaya, eğitileni de yarış atı haline sokup, ondan maddi kazanç elde edilen bir obje haline getirmiştir.

Batı merkezli yaklaşımların hepsinde “endüstrileşme, kalkınma, gelişme ve batılılaşma” aynı manada kullanılmıştır. Çünkü bu yaklaşım tarzının ana teması, bu başarıları elde etmek ancak Batı toplumlarının başarabilecekleri bir olgu olup, kalkınan bir toplumun da aynı zamanda Batılılaşmış bir toplum olduğu vurgusu üzerinedir.

Yakın geçmişte veya günümüzde teknoloji transfer edilirken veya gelişme modeli olarak o ülkeler alınırken, bütün Batılı değerler de onunla birlikte taşınmışlardır. Dünyada bu ilkenin dışında kalmış gibi gösterilen Japonya’da da bu böyledir, halkı Müslüman olan ülkelerde de bu böyledir. Yani modern kurumları istemek demek, modern ideolojileri de istemek demektir. Modern zenginliği istemek, modern bakışı da istemek demektir. Sözgelimi toplumun cemaat hayatı parçalanmıştır.

İnsanın yalnız üretici ve tüketici yönü esas alınarak yapılan değerlendirmeler, 18. ve 19.yy.dan sonra başlamıştır. Ancak o günden sonra insanlar genel olarak “mutlu” bir hayat sürememişlerdir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X