Advert
BEDİÜZZAMAN BU GÜNÜ ANLATIYOR
Nevzat ÜLGER

BEDİÜZZAMAN BU GÜNÜ ANLATIYOR

Bu içerik 1631 kez okundu.

 Son yüzyılda iman ve aksiyon sahasında en dikkate değer isim, toplumu dönüştürmede başvurulacak ilk kaynak Bediüzzaman’dır. Yalnız Türkiye için değil belki tüm İslam Dünyası için yeniden  kendi medeniyetlerine dönüş açısından referans isimdir Bediüzzaman.

   O, toplumsal denge ve dünyanın kavranması açısından hem İslami ilimlerin hem de fen bilimlerinin bilinmesini istiyor. Ancak buradaki can alıcı nokta şudur zannederim; İslami ilimler, batı bilimi ile her konuda imtizaç etmeyebilir. Çünkü Batı, nasıl İslami ilimlerin dışına çıkarak kendine özgü bir model olarak “felsefe” ilmini vazgeçilmez bir noktaya çıkardıysa, Müslümanlar da yine “nas”lara dönüş yapmalıdır. Bu arada da batı ilminin evrensel olanları “İslami süzgeç” ten geçirilerek öyle içselleştirilmelidir. Bütün medeniyetlerde bu böyle olmuştur. Bilim sahasında batıya ait gibi görünen birçok konu ve yenilik, İslam’dan alınmasına rağmen, batı hiçbir zaman kaynak belirtmemiştir.

   Üstad, çağının tuzaklarından kurtulmuş ve öyle “zamanın çocuğu” olmuştur. O, batının ideolojilerini ve içerideki Truva atlarını çok biliyor, mücadelesini de onlara karşı başlatıyordu. Onun boy hedefi “deizm” ve “pozitivizm” ideolojileriydi. Vahyi dayalı bir düşünce yerine tamamen akla dayalı bir düşünce sistemini tesis etmek için çabaladılar onlar. Kendisi gibi düşünülmesini sağlamak için kurumlar oluşturulurken, kendi dışında kalan düşüncelere hayat hakkı tanımadılar. Nihayet kırk yıllık mücadelenin galibi üstad oluyordu. Bu gün toplumda deist ve pozitivist insan sayısı oldukça az ve onlar da bu kimlikle ortaya çıkmanın oldukça ilkel olduğunu bilmektedirler.

   “Batı” aslında bir “medeniyet” değil, daha net olarak bir kültürdür. Batı sekulerdir, dünyevidir, yatay bir gelişmedir ve tek boyutludur.

   Oysa medeniyetler hem yatay, hem dikeydir. Hem maddeye, hem manaya bakar, hareketlerini ve hedeflerini nas’lar belirler. Çünkü medeniyetleri dinler kurar.

   Günümüzde çok cazip gibi görünen geri kalmak ve ileri gitmek kavramları da aslında sorunlu kavramlardır ve batıya aittir. Ancak hâkimiyetlerinin tekelliğine yeni yeni alternatif çıkmaya başladı. İslam dünyasına ve özellikle de Türkiye’ye karşı takınılan olumsuz tavır biraz da buradan gelmektedir. Neye göre geri, neye göre ileri? Ölçü de, merhale de, hüküm vermek de henüz kendilerine ait. Hem hâkim hem savcı konumundalar. Ancak batının 18. Yüzyıldan 20. yüzyılın son çeyreğine kadar olan sürede teknik üstünlüğe sahip olduğunu belirtmemiz gerekir ve bu süre artık durdu.

   Bediüzzaman bu netameli kavramlar yerine iki kavram üzerine yoğunlaşıyor: İman ve Hürriyet. O, Liberalizm için değil, şeriat için hürriyet diyor. Yani o. liberalizm, özgürlük, hürriyet, demokrasi gibi kavramların, İslam’ın süzgecinden geçtikten sonra alacağı şekli talep ediyor.

İnsanlık tarihi boyunca oluşturulan 26 medeniyetin 16 tanesini, “Batı” tedavülden kaldırmıştır. Yani batının medeniyet getirme sözü doğru değildir, medeniyetleri öldürme aksiyonu gerçektir. Irak, Suriye, Mısır, Libya, Afganistan, Türkistan, Kırım hep vs.

   Medeniyet konusunda da iki kavramı öne çıkarıyor Üstad: “Hukukullah” ve “Hukuku’l İbad”. Yani önce Allah’ın hukuku hemen ardından da kulların hukuku. Ona göre birincisini bilmeyenlerin ikincisini bilme ve tanıma şansları yoktur. Çünkü Allah’a kul olmayanlar, kendilerine çok tanrılar bulurlar.

         Medeniyetlerde dil çok önemlidir. Ancak bu dil, durağan-statik değil, üreyen ve dinamik bir dildir. Tabi dilin üretken olabilmesinin yolu da, medeniyetin canlı ve yeni ürünler veren bir fenomen olmasına bağlıdır. Mesela Necip Fazıl’ın, Yahya Kemal’in, Mehmet Akif’in ve Peyami Safa’nın kullandıkları kelime sayısı ile bu gün kendisini yazar-çizer kabul eden insanların kullandıkları kelime sayılarını kıyas edersek ne demek istediğimizi anlatmış oluruz. Bu topraklar medeniyet inkişafı için müsait bir iklime sahiptir.

         Medeniyetin yeniden ihyası için Bediüzzaman’ın yazdıkları “anahtar” olabilir. Yazdıkları ve yaptıkları “avami” ve “sıradan” işler değildir. Onun görüşleri yeniden bir ihya, bir diriliş ve bir hayat soluğu olmaya müsaittir kanaatindeyim.

                                                                                   NEVZAT ÜLGER

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR