Advert
ELAZIĞ VALİSİ VE YOKSULLUKLA MÜCADELE
Nevzat ÜLGER

ELAZIĞ VALİSİ VE YOKSULLUKLA MÜCADELE

Bu içerik 1249 kez okundu.
Yoksulluk hem bireysel anlamda hem de toplum huzuru anlamında telafi edilmesi muhakkak şart olan bir çarpıklıktır. Milli gelirin adil bir şekilde toplum bireylerine hak ettikleri ölçüde dağıtılarak, yoksulluk veya fakirliğin en aza indirilerek toplumsal adaletin sağlanması için, hem ülke genelinde hem de ilimiz boyutunda ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu mümkün müdür? Zannederim soruya olumlu cevap vermek mümkündür. Ancak adil gelir dağılımının eşit gelir dağılımı olmadığını sürekli akılda tutmak gerekir. Kaldı ki gelirin eşit dağılımı da ayrı bir adaletsizlik anlamına gelir. Toplumsal kaynakların ve dağıtılabilecek değerlerin, toplum mensuplarına hak ettikleri ölçüde ve zamanında dağıtılmasının sağlanması, toplumsal adaletin tesisi açısından büyük önem taşımaktadır. Toplumun mensupları eğer hak ettikleri imkânlara ve hak ettikleri ölçüde kavuşacaklarına inanıyorlarsa “toplumsal adalet ve toplumsal huzur” açısından büyük bir yol alınmış demektir. İnsanlar, toplum fertlerinin kanun önünde eşit olduklarına inanmaları, toplumsal hareketlerde etkin rol almada herkesin istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde imkân tanındığına inanmaları halinde toplumsal huzurdan bahsedilebilir. Eğer etkin rol almada ve gelirin dağılımında rollerin güce göre dağıtıldığına inanırlarsa toplumsal uyumdan bahsedilemez. Gelir ve imkân dağılımı dönemine göre; güç odaklı, bürokratik merkezli, pazu merkezli, para merkezli, kar odaklı, makam merkezli gibi tercihlere göre yapılırsa toplum mutsuzluğa doğru kulaç açıyor demektir. Hatta belli zamanlarda insanların ciddi inançlı olmaları, onların ülke kaynaklarından istifade etmelerine engel bir durum olarak rahatlıkla ifade edilebilmiştir ilkel bir mantıkla. Dünyamızda genellikle yoksullukla mücadele için yapılan, yukarıda sayılan güç merkezlerinden birini veya birkaçını memnun ederek, yoksulluk ve yoksullar üzerinde de umut dağıtmak şeklinde işlemektedir. Ülkemizde bu gelir dağılımının sağlanarak toplumsal huzurun sağlanması konusunda devamlı çalışmalar olmakla birlikte, özellikle son yıllarda bu konuda önemli bir yol alınmıştır. Yoksulluk ülkeden ülkeye değişebildiği gibi şehirden şehire de değişiklik gösterebilir. Günümüzde bölgeler arası gelişmişlik farklarının birbirlerine olan oranları dahi konuyu izah etmede kullanılmaktadır. Mesela iktisat literatüründe bu oran 1/3 iken, bir ülkede bu oran 1/7-8 şeklinde işlemeye devam ediyorsa kamu otoriteleri bu duruma muhakkak müdahale etmelidirler, aksi halde toplumsal huzursuzluk kaçınılmaz olur. Tarıma elverişli olmayan bir bölgede yoksulluk daha rahat oluşabildiği gibi, o bölge insanlarının şartları iyi değerlendiremiyor oluşları da yoksulluk sebepleri arasında sayılabilir. Eğitime ayrılan pay eğer milli gelire göre çok düşük olursa, hem yoksulluğu hem de ahlaki bozulmayı hızlandırabilir. Toplum fertlerinin fırsat eşitliğinden uzak tutulması uzun yıllar başarılı olmuş, başı kapalı kızlarımızın eğitimden uzak tutulmaları tarihi şahsiyetler adına yapılıyor gösterilmiştir. 1923-1980 döneminde “kapitalist” yetiştirme anlayışı sonucu, 250-300 aile toplumun ekonomik birikimlerinin büyük bölümünü kullanarak (kullandırılarak) ve parasal bir yeterlilikle de ülke idaresini biz yönetiriz noktasına gelerek halk iradesini devamlı yok sayarak her on yıllık periyotlarla darbe yapmaktan çekinmemişlerdir. Takip edilen sistemin adı da “İthal İkameci Model” olmuştur. 1980 yılından itibaren ihracat üzerine bina edilen kalkınma modelinde, gelirden pay almada sermaye sahiplerinin yanına bir de sanayi çalışanları eklenmiştir. Bu dönemde benimsenen “aşırı değerli döviz politikaları” sonucunda dar gelirli guruplardan sermaye kesimine gelir transferi sağlanırken, enflasyonist politikalarının tabii sonucu ahlak büyük oranda sükut etmiştir. Ancak bu dönemde paranın, bilimin ve siyasetin dağılımından toplum fertleri daha çok faydalanır olmuşlardır. Hükümet, son on iki yıllık dönemde, gelirin dağılımında daha çok; eğitim alanında, sağlık sahasında ve bölgeler arası kalkınmışlık farklarının geriletilmesi ile doğuştan getirilen hakların kullanılması konusunda yaptıkları ile toplumsal patlamaların önüne geçmeyi büyük oranda sağlayabilmiştir diyebiliriz. Yoksulluğun giderilmesi konusunda mesela ilk etapta dolaylı vergilerin azaltılmasının sağlanması merkezi hükümetin yetki ve sorumluluğunda olmakla birlikte, “İl Valileri”nin de yapacağı şeyler vardır doğrusu. Bu anlamda memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz ki, Elazığ Valiliği bu anlamda büyük bir çalışma içerisine girmiş bulunmaktadır. Sonuçlarını da zannederim üç yıllık zaman diliminde göreceğiz. Böyle bir çalışmayı başlatan Elazğ Valisi Ömer Faruk Koçak Beyi hem tebrik etmek hem de istenilen yer ve zamanda yardımcı olmak toplum fertlerinin, yazar-çizerlerin ve STK’larının tereddütsüz görevleri cümlesindendir. NEVZAT ÜLGER
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AĞAR: TERÖR ÖRGÜTLERİNİ LANETLİYORUM
AĞAR: TERÖR ÖRGÜTLERİNİ LANETLİYORUM
CİP MESİRE ALANI İLGİ ODAĞI!
CİP MESİRE ALANI İLGİ ODAĞI!