Advert
BELEDİYENİN İLK 400 GÜNÜ
Nevzat ÜLGER

BELEDİYENİN İLK 400 GÜNÜ

Bu içerik 1788 kez okundu.

         Önce ekonomik zenginlik mi, kültürel zenginlik mi arzu edilmelidir diye not düşmüş üstad. Ekonomik zenginlik belki kalkınma, belki konfor, belki iyi eğitim, lüks araba ve umulur ki temiz bir hayat demektir. Kültürel zenginlik ise kalp olgunluğu, ekonomik zenginliği terbiye eden bir olgudur. Aslında iyi kullanılırsa ikisi de güzelliklere kapı açabilir. Tavuk yumurta misali aslında ikisi de birbirini doğurma kabiliyetine sahiptir. Elbette zenginlik kültürle buluşamıyorsa insanın üzerinde kaçacak gibi duran giysi gibi olur.

         Bu girişi Elazığ Belediye Başkanı Sayın Mücahit Yanılmaz’ın faliyetlerinden bahsetmek için seçtim. Öncelikle Sayın Başkanı kutluyorum. İki şeyi aynı anda sağlamaya çalışıyor Elazığ için. Birincisi şehrin güzelleşmesi, gelişmesi, kalkınması ve hayatının kolaylaşması için; yol çalışmaları, meydan çalışmaları, kültür parkı, Cip Barajı dinlenme tesisleri, mesire yerinin tanzimi, kamu kuruluşlarının şehrin genişleme alanlarına taşınması, insan merkezli şehir güzelleştirme çalışmaları birinci elden maddi ve ekonomik zenginleşmeye dönük çalışmalardır.

         İkincisi ise şehrin kültürel zenginliğine katkı sağlamak, yerli olan değerlerin gündeme taşınmasını öne çıkarmak, beşeri ilişkilerin gelişerek güzelleşmesini temin etmek için yaptığı kültür faliyetleridir.

         Her iki çalışma alanı da şehrin kalkınması ve güzelleşmesi için önemli çalışmalardır. Kültürel zenginlikle birleşen ekonomik zenginlik, sağlıklı bir toplumun oluşmasında en önemli amildir.

         Sahalarında önemli bir yere gelmiş edebiyatçıların, tarihçilerin, ilahiyatçıların davet edilerek şehir halkına verilen kültürel ziyafetleri tebrik etmemek mümkün mü? Şehrin irfan boyutunun gelişmesine katkıda bulunmuş olan insanların şehrin mensuplarına anlatılması hem bir vefa örneği hem de önemli bir kültür faliyeti değil midir? Batılı insanların geçmişte çokca anlatıldığı bu topluma “Batılılaşma”nın dışında ne verildi? Kendi yerli değerlerine dudak büken sonradan görme insanlarla, yaratılış gayesinden bahsedilmesinden hoşlanmayan bir sürü kültür bunağı, bir sürü “Gavur Aşığı”. İnsanları mutlu edebildiler mi? “Kadınlar Allah’ın emanetidir” diyenlere bu insanlar rahatlıkla “biz kimsenin emaneti değiliz” diyebiliyorlar. Yaratıcıyı reddeden sapık bir anlayış. Adam sonradan elde ettiği, kazandığı meslek ve hünerleriyle değil, seçmekte serbest olmadığı, doğuştan getirdiği birtakım özellikleri ile övünmeyi öne çıkarıyor. Eğri ağacın düzgün gölgesi olmaz.

         İlk 400 günde Elazığ Belediye Başkanı yaptıkları ile göz dolduruyor. Hiçbir ayırıma gitmeden sahasında önemli hale gelmiş insanların bilgilerinden ve görgülerinden istifade etmek doğrusu bana hem sevimli geliyor hem de bir eğitim süreci olarak gözüküyor. Şehirlileşmek ve bu şehirde yaşayan herkesin hemşehri olması açısından yerinde ve faydalı çalışmalardır bunlar. Yavuz Bahadıroğlu’ndan, Hayati İnanç’tan vb.den insanlar ancak istifade ederler.

         Hizmette mahalle, kuruluş ve kişi ayırımı yapılmıyor. Belediyenin gelirlerinin arttığını, giderlerinin daha rantabl hale geldiğini ifade ediyor Sayın Başkan. Sekiz üst geçide asansör yaparak birçok insanın hayır duasını aldılar. Ulaşım ağı yenilendi, ring seferleri başlatıldı.

         Hürriyet Meydanı (Bit Meydanı), Şıra Meydanı ve Kapalı Çarşı ile ilgili ilimizin kültürel dokusuna uygun düzenlemeler başlatılıyor. Çokça beğenilecek bir “Kültür ve Sanat Sokağı” çalışması başlatılıyor ki, başlı başına bir güzelleştirme ve eğitme sokağı olacaktır burası diye düşünüyorum.

         Olumsuzluklar yok mu diye soranlara; “o işi yeterince yapan var zaten, yapmalıdırlar da, bizde bardağa dolu tarafından bakalım” diyorum. Sayın Başkan, seni kutluyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X