Advert
FAİZSİZ BANKALAR REVAÇTA
Nevzat ÜLGER

FAİZSİZ BANKALAR REVAÇTA

Bu içerik 1924 kez okundu.

         Batı’nın 19. yüzyıldan itibaren, Osmanlı Devleti üzerine yaptığı baskılar sonucu, kendilerine Jöntürk/İttihat Terakki üyesi denilen birtakım insanların da 1909 yılından sonra idarede söz sahibi olmalarıyla, kendi ikballeri uğruna, “İslam dışı” birtakım uygulamalarına rastlamaktayız.  Faiz olgusu da bunlardan biriydi. Özellikle 19. yy.ın 2. yarısından sonra Mithat Paşa’nın özel gayretleriyle faizli bankacılığa adım atıldı. Bu girişim Müslümanlardan çok tepki görmesine rağmen, Osmanlı Devleti’nde bulunan gayr-ı Müslimlerin de gayretleri ile faizli bankacılık uygulamalarına başlandı. Her ne kadar ilk uygulamaları “hile-i şer’i’ye” şeklinde oldu ise de sonraları bu durum aleniyet kazandı. İslam uleması da, bir bankanın işlevlerine sahip “faizsiz bankacılık” için özel bir çalışma yapmadı. Sadece “haramdır” diyerek Müslümanları bu müesseselerden uzak tutmaya çalıştılar hepsi o kadar. Faizsiz banka kavramı 1940’lı yıllarda Pakistan’da Batıya karşı,  alternatif bir düşünce manasında ancak özgün bir sistem olarak konuşulmaya başlandı.

         Sanayileşme ile birlikte ulusal ve uluslararası ticaretin Müslümanlar arasında da hızla ve batıya doğru gelişmeye ve yerleşmeye başlamasıyla “Faizsiz Banka” fikri şiddetle konuşulmaya ve devlet içerisinde bir kurum olmaya başladı.

         Faizsiz bankacılığın ilk örneği 1960’lı yılların ortalarında (1963–1966 yıllarında) Mısır’da başlamış, daha sonra kurulacak olanlarına örnek ve öncü olmuştur. 1974 yılında, günümüzde hepsi de “İslam Konferansı”na üye kırk devletin iştiraki ile “İslam Kalkınma Bankası” kurulmuştur. 1970’in ikinci yarısından sonra peş peşe olmak üzere birçok ülkede faizsiz bankalar kurulmaya başlamıştır. Türkiye’de 2010 yılı itibariyle toplam mevduatın beşte birine sahip olan çok sayıda “Finans Kuruluşu” aslında, Batı tipi faizli bankaların yaptığı bütün işlevleri yapan “Faizsiz Banka”dan başka bir şey değillerdir. Adları da “Katılım Bankası”dır. Sektörün her geçen gün daha büyümesi halkın teveccühüne mazhar olduğunu gösteriyor.

          “Haram yiyenin, içenin ve giyinenin ibadeti fayda vermez” hadisi birçok Müslüman’ı bu finans kuruluşlarına yönlendirmiştir. Aslında bu hadisle ifade edilen helal kazancın ve helal paranın kişinin ibadetleri açısından önemi şiddetle vurgulanmaktadır.

         Günümüzde “Modern düşünceli insanlar, yatırıma başlarken yatırım ve işletme sermayesi paralarının bir kısmını kredi olarak faizli bankalardan alıyorlar. Müslüman insanlar bu sıkıntılarını aşmak için 1980’li yıllara kadar beklediler. Şimdi durum artık farklı bir çizgiye gelmiş ve Müslümanlar da yatırım için faizsiz sermaye bulma imkânına kavuşmuş durumdadırlar. Tabii bu durumu durdurmak isteyen insanlar zaman zaman çok büyük dedikodular ve ayak oyunları yapsalar da artık bu kuruluşlar-bankalar ivme kazanarak ilerlemeye devam etmektedirler.  Günümüz Türkiye’sinde her geçen gün biraz daha büyüyen Anadolu kalkınmasının temelinde büyük oranda direkt veya endirekt bu kuruluşlar vardır. 

          Adına ister “finans kuruluşu” diyelim, ister “faizsiz banka”, isterseniz resmi adıyla “katılım bankaları” diyelim, bu kuruluşlar, Batı tipi bankaların verdiği bütün hizmetleri vermekle birlikte, modern bankalardan ayrılan birtakım prensipleri ve esasları vardır.

          Finans kuruluşlarına yatırılan hesapların hem kar, hem de zarar etme ihtimalleri mevcut olmakla birlikte, yatırım fonlarının tamamı tek havuzda toplandığı için zarar ihtimalleri kaybolmaktadır. Çünkü yatırım projelerinden biri zarar etse bile, diğer projelerin karı aynı havuzda toplandığından zarar ihtimali ortadan kalkmaktadır.

         Esasen finans kuruluşları, mudilerine karşı borçlu veya alacaklı değil, birer iş ortağı pozisyonundadırlar. Bu durum modern bankalarda görülmez.

         Finans kuruluşları için asıl olan para satarak faiz elde etmek değil, riske girerek kar elde etme yoludur. Keza finans kuruluşları için yatırım sahaları ancak helal dairesi içinde kalan yatırım alanlarıdır. Yani kullanılması, üretilmesi, tüketilmesi helal olmayan malların üretiminde de, işletilmesinde de bu kuruluşlar fon kullandırmazlar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X