Advert
MİRASTA ERKEĞİN KADINDAN BİR PAY FAZLA ALMASININ HİKMETİ
Halit POLAT

MİRASTA ERKEĞİN KADINDAN BİR PAY FAZLA ALMASININ HİKMETİ

Bu içerik 299 kez okundu.

       Nisa suresi 19. ayette Rabbimiz müminlere şöyle hitap ediyor: “Ey iman edenler! Kadınlara kerhen ve zulmen (bir eşya ve mal gibi) varis olmanız size helal değildir.”

       Bu ayeti tefsir ederken İbn-i Abbas şöyle diyor: Cahiliye döneminde insanlar ölünün hanımını, onun geride bıraktığı bir eşya, arazi, para, ağaç, bahçe gibi mal olarak görüyorlardı. Dolayısıyla isterlerse o kadınla kendileri evlenirlerdi, istedikleri biriyle evlendirirlerdi veya o kadınlar evlenmeyi isteseler dahi ölünün yakınları o kadınların evlenmelerini istemedikçe evlenemezlerdi. Kendilerinin kadında tasarruf hakkına sahip olduklarını savunurlardı. Ayrıca kadına her hangi bir miras hakkı da tanımazlardı. Bununla birlikte İslam, kadının konumunu yüceltmiş ve erkekle aynı kefeye koymuştur. Ona da mirastan pay alma hakkı vermiştir. Daha önceki yazılarımızda da gördüğümüz üzere kadın; bazen erkekle mirasın üçte birinde eşit, bazen dörtte birini, bazen tamamını, bazen de malın yarısını pay olarak almaktadır.

        Erkeğin Kadından Daha Fazla Pay Almasının Hikmet Ve Sebebi:

      1) İslam erkeğe, kadına yüklemediği bazı ağır yükümlülükler yüklemiştir. Örneğin; mehir verme, kadının barınacağı bir ev tutma, hanımının ve çocukların maişetini karşılama, hata ile öldürülen birinin diyetini ödeme. İslam’ın akile(öldüren kişinin yakınları) üzerine yüklediği diyette kadınlardan değil erkeklerden pay alınır.

      2) Kadının üzerinde ne kendi nafakasının ne de çocuklarının nafakasının temini vaciptir. Hatta evlenmeden önce kadının nafakası babası üzerine veya baba yoksa kardeşleri üzerine, evlendikten sonra kocası üzerine vaciptir. Allah, kadının nafakasını erkek üzerine farz kılmıştır.  İslam kadına hürmet etmiş, saygı göstermiş ve derecesini yükseltmiştir. Erkeğe zorunlu kıldığı bazı külfet ve zorlukları kadın üzerinden kaldırmıştır. Mehir ve nafakanın dışında da erkeğin mirastan aldığı payın yarısı oranında bir payı kadına vermiştir. Bununla kadının malı daima çoğalmakta, erkeğin malı harcama yaptığından daima azalmaktadır. Allah’ın erkek ve kadın arasındaki bu paylaşımı hem adildir hem de insaftır. Rabbimiz kulların her şeyini bilendir. Yaptığı her şey hikmet doludur. Erkek, üzerindeki bu sorumluluk ve mükellefiyetle malı fazlalaştırmaya daha fazla ihtiyacı vardır. Kadın mekfuledir. Yani birinin kefaletindedir. Babası, kardeşi veya eşi onun geçimini sağlamak zorundadır. Erkek ise hem kendi infakından hem de ailesinin infakından sorumludur. Kadının nafaka karşılamak zorunluluğu olsaydı bedeni güçsüzlüğüne rağmen dışarda inşaat, yer altı, tünel gibi meşakkatli ve zor işlerde çalışması gerekirdi. İslam’ın, kadının nafakasını başkası üzerine vacip kılması kadına yapmış olduğu büyük bir lütuf ve rahmettir.

      Anlattığımız bu nedenlerden erkek ve kadın arasındaki paylaşımın farklı olmasının hikmetini az da olsa anlayabiliyoruz. Bu paylaşım şekli ‘İslam erkeğe fazla pay vermekle kadına zulüm etmiştir’ düşüncesini tamamen reddetmektedir. Biz insan olarak bu azıcık bilgimizle ancak bu kadarını bilebiliyoruz. Belki bu paylaşım şeklinin daha onlarca hikmeti vardır. Zaman ilerledikçe rabbimizin bu paylaşım arkasındaki daha başka hikmetleri de gün yüzüne çıkacaktır.

       Günümüz cahiliyesine baktığımızda erkek ve kadın arasında mirasta eşitliği savunulmakta ve İslam’ın kadına zulmettiği iddiasında bulunulmaktadır. Allah’tan, semadan, vahiyden ilhamını almayanların paylaşım şekillerine baktığımızda, erkeğe çok büyük zulümler yapıldığını görmekteyiz. Mehir, evin geçimini sağlama, boşanma durumunda aralarında ilişki tamamen bitmesine rağmen nafaka ödeme, çocukların geçimini sağlama erkeğe ait kılınmıştır. Kadın ve erkek eşittir sözü ne kadar doğru olabilir. Sadece mirastan eşit pay verilerek mi eşitlik sağlanmış olur. Eşitliğin sağlanması için her ikisinin de çalışması, evin geçimini birlikte sağlamaları, çocukların bakımını birlikte üstlenmeleri, ev eşyasını birlikte almaları, mehir, boşanma durumunda kadın gibi erkeğin de hem kendi hem de çocuklarının nafakasını talep etme hakkının olması gerekir. Bir kadının bunları yerine getirebilmesi için erkek gibi gurbete gitmek veya zor işlerde çalışmak zorunda kalır. Onun o zayıf iradesi ve güçsüz bedeninin bu işlere tahammül edemeyeceğini hepimiz bilmekteyiz. Kadınların bu gibi işlerle meşgul olması aile mefhumunun tamamen ortadan kalkmasına ve çocukların heder olmasına sebep olmaz mı? Kadına bunu bir hak olarak sunanlar bu işlerin diğer taraflarını hiç mi düşünmüyorlar. İslam’a baktığımızda ölen kişi tarafından ister mal bırakılsın ister bırakılmasın kadının nafakası evlenmeden önce kadının baba veya kardeşleri, evlendikten sonra kocası üzerine vaciptir. İslam’ın bu emirinde aile mefhumu, aile birliği, ailenin geleceği vardır. Bu şekilde topluma faydalı bireyler kazandırılır. Kadının da burada sokak serserilerinin tacizine uğramayacağına veya günümüzde olduğu gibi sermaye olarak kullanılamayacağını inanıyoruz.

       Ey mümine bacım! Beşeri sistemlerin koymuş olduğu kanunlar ki örümcek ağından daha zayıf, içi hikmetten boş, toplum içerisinde fitne ve fesadı yayan, toplumu birbirine düşüren, onun iffet ve namusunu önemsemeyen nizamların peşine düşme. Hakkını ve hukukunu onlardan değil, bilakis hikmetle dolu olan, senin durumunu bilen, seni yücelten, senin maişetini başkasına farz kılan Rabbinin emrine uy ve hakkını onun vermiş olduğu çerçevede ara.

      Müslüman kadınlara bu çağrıyı yaptıktan sonra Müslüman erkeklere de şu çağrıda bulunmak istiyorum. Yıllardır yöremizde şahit olduğumuz kadarıyla Müslümanım diyen erkekler cahiliye döneminde olduğu gibi kadına mirastan her hangi bir pay reva görmemektedirler. Kadının, babasından veya yakınlarından kalan malı ona reva görmeyen ben Müslümanım diyen insanın yaptıklarının, beşeri sistemlerin verdiği kararlardan ne farkı vardır. Birisi Allah’ın emri dışında hüküm vermekte, diğeri Allah’ın emrini çiğnemektedir. Müslümanların yaptığı bu davranışın, yazının başında bahsettiğimiz cahiliye zihniyetinden ne farkı vardır. Biz bu Müslümanlara Allah’ın kitabına ve Resulün sünnetine dönmelerini, Allah’ın kadınlara vermiş olduğu payı, onun paylaştırdığı gibi vermelerini ve kadınlarında         bu haklarını kitabullah ve sünneti resul çerçevesinde savunup o hakkı elde etmelerini ve Allah’ın emirleri dışına çıkmamalarını tavsiye ederiz. Vesselam.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!