Advert
KOALİSYON AMA NASIL?
Nevzat ÜLGER

KOALİSYON AMA NASIL?

Bu içerik 1988 kez okundu.

         Hiçbir partiye tek başına iktidar olma imkanı tanımayan 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinden sonra koalisyonlar konuşulmaya başladı. Ama ortada çok net bir soru var: “AK Parti ben koalisyona girmiyorum” derse ne olacak?

         Kimse kusura bakmasın ama herkes ortada kalır. Böyle bir cümle kullanılacak olursa iki ihtimal var; ya CHP+MHP+BDP koalisyonu olacak yada CHP+MHP hükümeti kurulur HDP dışarıdan destekler. Bu seçimlerin mühendisliğini yapan iç ve dış odaklarının dışında kimin içine siner bu koalisyon? Eğer birileri bu formüllerden birini zorlayarak gerçekleştirirse bu birlikteliğin ömrü bir yılı aşamaz. Bu süre içerisinde de hazinedeki 130 milyar dolar buharlaşır, ülke içe kapanır, büyük yatırımlar durur ve bu günkü gelişmeleri anlamamakta ısrar eden bir kadro, belki o üst akıl tarafından dış maceralara yönlendirilebilir.

         Bu ülke artık bölgesel bir güçtür. Balkanlarla da ilgisi vardır Kafkaslarla da. Ortadoğu ile de ilgisi vardır Ortaasya ile de. Eğer buralarla ilgilenmezseniz sınırlarınız 780.000 kilometre karelik bir alana sıkışır. Halbuki bu ülkenin sınırları eski Türkiye zihniyle/ zihniyetiyle algılanamaz. Demem o ki güçlü yönetimlere olan ihtiyaç 7 Haziran 2015 tarihinden hemen sonra ülkenin büyük kitlesi tarafından maalesef anlaşılmıştır.

         Gerçi AK Partinin kaybetmesi için çalışanlar şimdi de AK Parti+CHP koalisyonu için var güçleri ile çabalıyorlar. Bu arada şunu da ifade edelim ki iktidara gelemeyen bir CHP’de ilk değişikliğe gidilecek makam Genel Başkanlık olacaktır. Açıkçası iktidara gelemezse Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlıkta kalamaz. Ama üç partinin de sözü vardı AK Parti ile koalisyon kurmayız diye. Demek ki ağzına sahip olacaksın Haluk Koç. Yoksa elin adamı yalatır tükürdüğünü. Tıpkı Demirtaş’a her gün yaptıkları gibi.

         Eğer koalisyon formüllerinden hiç birisi gerçekleşmezse geriye kalan tek şey “erken seçim” formülüdür. Bu formülü işletmek de Cumhurbaşkanı’nın elindedir. Ahmet Davutoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu birbirleriyle veya ayrı ayrı hükümeti kuramazlarsa çok büyük bir ihtimalle Kasım veya Aralık ayında erken seçime gidilir. O seçimde de AK Parti en az 5-6 puan oyunu artırır ve ikinci yarı devam eder.

         Cumhurbaşkanlığı makamı artık eskisi gibi bir yerlerin zorlaması ile hareket etmiyor. Çünkü o da halkın oylarıyla seçilmiştir. Moda tabirle bekraundu güçlüdür. Onun için bir parti Genel Başkanı’nın eski Türkiye kafasıyla söylediği ölçüsüz sözlerin hiç mi hiç kıymeti harbiyesi yoktur. O hala eski berberlere tıraş oluyor. Onun sözleri ancak taraftarlarına bir çaka satma pozisyonudur. Bu sözleri AB basını ve İsrail basını da söylüyor. Ama kervan yürüyor. Yürüyecek de.

         Netice de AK Partisiz bir koalisyon felaket olur. Etnik yapı ve mezhepçilik üzerinden siyaset yapmak aslında gelişmemişlik örnekleridir. Böyle bir yapı daha çok üçüncü dünya ülkelerine ait görüntülerdir. Bu konuya din noktasından da yaklaşsanız, medeniyet kavramı üzerinden de yaklaşsanız aynı sonuca ulaşırsınız. Bu konunun siyaseti ilgilendiren tarafı; bu anlayışlarla ileri medeniyetlere ulaşmak imkansızdır. Şimdi MHP’nin CHP’ye teklifi şu; “ya sen AK Parti ile koalisyonu kur ben ana muhalefet partisi olayım, ya ben AK Parti ile koalisyon kurayım sen ana muhalefet partisi ol.” Aslında iki parti de AK Partisiz bir hükümet istiyorlar ama halkın HDP’ye bakış açısı fazla sevimli olmadığı için böyle bir oluşuma çok istemelerine ve seçim öncesi birlikteliklerine uygun düşmesine rağmen cesaret edemiyorlar. Yani ya böyle bir koalisyona evet diyecekler veya erken seçime gidilecek. Yapılacak bir erken seçim de yalnız AK Partiye yarar diye düşünüyorum. Kaldı ki Cumhurbaşkanı da erken seçim konusunun işletilmesinin bir anayasa hükmü olduğunu deklere etti zaten. Haydi hayırlısı.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X