Advert
23 NİSAN 1920’de MECLİS HUTBE İLE AÇILDI
Nevzat ÜLGER

23 NİSAN 1920’de MECLİS HUTBE İLE AÇILDI

Bu içerik 1962 kez okundu.
Günümüz Türkiye’sinde birçok insan mensup olduğu fikir akımının haklılığını anlatmak için tarihi kişiliklerin arkasına sığınmaya çalışıyor. Mesela TBMM’nin ilk defa 23 Nisan 1920 Cuma günü açılışı yapılacağı zaman, açılış öncesi Hacı Bayram Camii’nde okunan hutbeyi ve kılınan namazı gerekçe göstererek Cumhuriyetin kurucularını dindar göstermeye çalışanlar var. Hâlbuki Şark-İslam geleneğinde, devlet düzenine geçebilmenin iki önemli şartı vardır: Birincisi hutbe okunması, ikincisi ise para basılması. 23 Nisan 1920 Cuma günü Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde o günkü Ankara Müftüsü, daha sonra Diyanet İşleri Reisi olacak olan Mehmet Rıfat Börekçi, Mustafa Kemal’in isteği üzerine “Türk Milleti” adına hutbe okur. Yani 1299 yılında Karacahisar Camii’nde Dursun Fakih’in Osmanlı Devleti’nin beylikten devlete geçişini ilan eden Osman Bey adına okuduğu hutbenin hükmünün kalmadığını anlatır. Açık ifadesi ile padişahlığı ve İstanbul Hükümeti’ni iptal eder. Zaten1300 yıllık İslam geleneğinde ilk defa “millet” adına hutbe okunuyordu. O güne kadar hep halife veya devlet başkanları adına hutbeler okunmaktaydı. Böylece işin zor tarafı halledilmiş oluyordu. Sıra ikinci şart olan“para basma” aşamasına gelmişti. Ancak “psikolojik ortam Ankara hükümetinin kendi adına para bastırmasına uygun değildi. Paranın sahib-i mülk olan padişaha ait olduğu toplumda kökleşmiş bir kanıydı. Mecliste de İstanbul Hükümeti’ni destekleyen çok milletvekili vardı.” Anlaşılacağı üzere para çıkartılmasını hedefleyen bir kanunun TBMM’den geçirilmesi zordu. Zaten İstanbul Hükümeti de 1918–1922döneminde emisyona dokunmamış, para arzını genişletmemişti. Ankara Hükümeti’ndeki çekingenlik İstanbul Hükümeti’nde de vardı. Hatta açık veren bütçeyi kapatmak için bazı vergiler artırılmış ama para basma işlemi yapılmamıştı. Dahası Ankara Hükümeti de böyle bir yola başvurmadığından İstanbul Hükümeti de para basma işine girişmemişti. Zaten Ankara, kurtuluş savaşı boyunca büyük oranda Hindistan Müslümanlarının M. Kemal’e gönderdiği nakdi değerlerle ve diğer kanallardan gelen paralarla ile idare etmekteydi. Para basma işi daha sonra 1930’da başlayacak ama bu işlem de fazla tekrar edilmeyecekti. “1938 yılına kadar yapılan yeni emisyon aşağı yukarı 10 milyon civarında kaldı”. Gerçi “1923–1938 yılları arasında faaliyetlerin kültürel faaliyetlerde yoğunlaştığı, buna karşılık ekonomide parlak bir dönemin de yaşanmadığı bir gerçektir.” “1938 Türkiye’sinde… İşsizlik yaygındı. İş sahibi olabilmek büyük bir nimetti.” (F. Ergin) Özellikle 1929 bunalımı ile yaklaşan ikinci dünya harbi nedeniyle hükümet oldukça teenni ile hareket etmekteydi. Kaldı ki o dönemde müteşebbis ve sermaye yokluğunu ve İsmet İnönü’nün “devleçi” tutumu nedeniyle özel sektöre sıcak bakmadığı da hatırdan çıkarılmamalıdır. Neticede demem o ki, 23 Nisan 1920 Cuma günü Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma Namazını müteakip ilahilerle TBMM gidilmesinin esas manası, hâkimiyetin sahibi olarak millet gösterilerek saltanata son verildiğinin anlatılmasıdır. Değişik bir ifade ile Ankara’nın bağımsızlık ilanıdır yapılan. Hutbe millet adına okutulmuş, paralar da daha sonraki yıllarda Devlet Başkanı resmiyle bastırılmıştır. Hutbenin “Millet” adına okutulması daha sonra vecize haline getirilen şu cümlede kristalize olacaktı: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Sonradan gelecek uygulamalardan da anlaşılacağı üzere “Cumhuriyet” saltanatı lağveden bir sistemdir. Ancak 1938’den sonra paralardaki resimler değiştirilerek yeni Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün resmi ile bastırılmıştır. Bu konuyu da Başbakan Erdoğan seçimlerde uzun süre işlemiştir. Gerçi bu ifadelerden ulusalcı kanat rahatsız olmuştu ama uygulama da böyleydi hakikaten. Saltanat idaresi olmadığına göre bireysel ve kurumsal davranışlarına herkes dikkat etmelidir. Unutulmamalıdır ki kanun önünde herkes eşittir, en azından bunun böyle olması milletin kahir ekseriyetinin arzusudur. Tarihi iyi okumak, maksadını doğru yorumlamak kişiyi de toplumu da yanlış yorum yapmaktan kurtarır. Savunulan şeyin doğru olduğuna inanılıyorsa savunulmalıdır, başkalarına göre yanlış olma ihtimali olsa bile. NEVZAT ÜLGER
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X