Advert
KUTLU DOĞUM VE HZ. PEYGAMBER
Nevzat ÜLGER

KUTLU DOĞUM VE HZ. PEYGAMBER

Bu içerik 1958 kez okundu.

“O ki, o yüzden varız.”

“O; rahmetenlilalemindir.”

“Sen olmasaydın, sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım. (Levlake levlak, lema ğelektul eflak./hadisi kudsi)

Hazreti Muhammed (s.a.v.) miladi 20 Nisan 571 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Babasının adı Abdullah, annesinin adı Amine’dir. Babası O’nun doğumundan birkaç hafta önce vefat ettiğinden çocukluğunu dedesi Abdulmuttalib’in yanında geçirdi. Dedesinin ölümünden sonra da amcası Ebu Talib’in himayesinde kaldı.

Peygamberlerin ilki Hz. Adem ve sonuncusu da Hz. Muhammed (a.s.v.)dır. Bu iki peygamber ve aralarında, bir hadiste belirtildiği şekliyle; “yüz yirmi dört bin peygamber gönderilmiştir. Onlardan 315’i resul, geriye kalanları ise nebidir.” Ahzab suresi /40. Ayette Cenabı Allah; “… O, Allah’ın Resulu ve Nebilerin sonuncusudur.” buyurmaktadır. Nasıl her Mü’min aynı zamanda Müslümandır ve fakat her Müslüman aynı zamanda Mü’min değilse (Hucurat/14), her resul de aynı zamanda nebidir ve fakat her Nebi, Resul değildir.

Allah katında/indinde din, İslam’dır. Gelmiş geçmiş bütün peygamberler İslam dinini tebliğ etmişlerdir.

Allah, Hz. Muhammed’i (a.s.v.) 40 yaşında peygamber olarak seçti. O da peygamberliğinin ilk gününden itibaren önce kendi çevresinden başlayarak bütün insanlığa İslam’ın mesajını iletti. O’nun mesajı ve tebliği evrenseldir. O; muhbir-i sadıktır. Hz. Ebubekir’in tabiriyle¸”O ne demişse doğrudur.”

“Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim,/ Hak’tan bize Sultan-ı Müeyyedsin Efendim.”(Şeyh Galib)

Onun mucizeleri pek çoktur, ancak en büyük mucizesi KUR’AN’dır. O’nun kur’an’dan sonra en büyük mucizesi zannederim, “vahşi, bedevi, örf ve adetlerinde oldukça bağnaz olan topluluklardan çok kısa bir zamanda dünyanın en medeni toplumunu meydana getirmesi” ve bu topluluğun da günümüze kadar birçok topluma örnek olmasıdır. Medine’de kurduğu “İslam Devleti”, günümüze kadar süren tarihi süreç içerisinde, Müslümanların gönlünde bir ideal olarak yaşamıştır.

Yeni İslam’a ve bu dine inananlara karşı en büyük tepkiyi ise, insanlar arasında eşitliği ön plana çıkarmasından ve yeni dinin, o günkü toplumların sosyo-ekonomik konumlarını tehlikeye sokacağından korkan mütegallibe sınıf adına Ebu Cehil, Ebu Leheb, Ebu Sufyan gibi Mekke ileri gelenleri verdiler.

Yeni dini ezmek için yapılan baskılar artınca da Hz. Peygamber 615 yılında ashabından bir kısmının Habeşistan’a göç etmesine izin verdi.

Hz. Hatice ve Ebu Talib’in vefat ettiği hüzün yılından sonra (620) baskı ve işkencelerin dayanılmaz boyutlara ulaşması üzerine de yeni arayışlara yöneldi.

621 ve 622 yıllarında gerçekleşen Akabe biatleri sayesinde İslamiyet, Medine’de de hızla yayılmaya başladı. Müslümanlara yapılan baskılar artınca, baskılara kayıtsız kalmak istemeyen Medineli Müslümanlar, Hz. Muhammed’i ve ashabını Medine’ye davet ettiler.

622 yılında İslam tarihinin dönüm noktası olarak kabul edilen Mekke’den Medine’ye Hicret gerçekleşti. Bundan sonra İslam Dininin yayılmasına ve İslam’ın devlet olmasına zemin hazırlayan “Medine dönemi” başladı.

O, peygamberliğinin 13 yılını Mekke’de, 10 yılını da Medine’de geçirmiştir. 23 yıllık bu zaman diliminde dünya ve ahiretle ilgili, açıklanmamış bir konu bırakmamıştır. O, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmişti.

Bu 23 yıllık zaman diliminde peygamber olarak hem gönüllerin sultanı, hem savaşlarda komutandı. Hem bir öğretici, hem kendisinin ve aile bireylerinin rızkı peşinde koşan bir aile reisiydi. Hem başarılı bir devlet başkanı, hem insanların psikolojisine ve sosyal durumlarına göre onları ruh ve nefis yönüyle terbiye edip onlara bizzat örnek olan peygamberdi. O’nun sahabeleri O’nun mürebbiliği altında hem ruh ve nefis yönüyle, hem akıl ve kalb yönüyle olgunluğa eriyorlardı. Onlar daha sonra gelen Müslümanlar için bir “Altın Nesil” ve yaşayışlarında örnek oldular.

Onun 23 yıl boyunca sahabelerine ve tüm insanlığa vermiş olduğu peygamberi öğütler ve emirler sayesinde bu gün yeryüzünün yarısı, dünya nüfusunun 7/2’si Müslüman’dır.

“Ruhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,/ Bir ben değil, alem sana hayrandır Efendim.”(ali Ulvi)

 “Gönül hun oldu şevkinden boyandım ya Resulullah,/ Nasıl bilmem bu nirana dayandım ya Resulullah.”(Yaman Dede)

Halit Çakmak Hoca’dan dinlemiştim: “Mescidi nebeviye girdim ama bir müddet utandım Efendimizin markadına bakmaya. Düşündüm ki sahabe nerde, biz nerde?”

                                                            NEVZAT ÜLGER

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X