Advert
KAÇ YILDIR DÜNYADAYIZ
Nevzat ÜLGER

KAÇ YILDIR DÜNYADAYIZ

Bu içerik 1964 kez okundu.

Bu gün üzerinde yaşadığımız dünyaya insanoğlunun ayak basışının üzerinden acaba ne kadar zaman geçti? Değişik bir ifade ile insanoğlunun dünya yaşı kaçtır? Konu ile ilgili bilgiler iki ayrı kolda gelişiyor.

Bunlardan biri “alemler, Allah tarafından yaratılmıştır” diyen ve izahlarını vahyi inanca göre yapan insanların oluşturdukları guruptur. Bu gurupta olanlara göre; Allah’ın yaratıcı olması, hayatın dakik olması, hayatın Allah’a delil olması ile ölüm, berzah, kıyamet, hesap ve Allah’a döndürülüş hep yaratıcının elindedir. Sözgelimi insanın yaratılışı esnasında; tabiatta zerreler halinde dağınık olan cisimler anne-baba birlikteliğinde belli bir kanun dahilinde önce nutfe, sonra alak, sonra mudga ardından şekillenerek bir surete büründüklerine ilişkin oluşum çizgisinden anlaşılıyor ki tabiatta muayyen halde bulunan zerrenin, yeni oluşan canlının cesedinde ise münasip bir nokta için adeta görevlidir. Aynı şekilde dünyanın oluşumu hakkında da; Allah önce bir cevheri yani bir maddeyi yaratmış, sonra buna tecelli edip bir kısmını buhar, bir kısmını sıvı yapmıştır. Sonra sıvı olan kısım Allah’ın tecellisiyle yoğunlaşıp köpük olmuştur. Sonra yedi arz küresini bu köpükten yaratmış, bunlardan her birisi için atmosferden bir sema meydana getirmiştir. Sonra buhar maddesini yayıp ondan semavatı tanzim etmiş, içine yıldızları ekmiştir. Yani semavat, yıldızların çekirdeklerini içinde bulundurur şekilde tesis edilmiştir.

Diğeri de bilimsellik ya da pozitivizm denilen, genelde dini ve yaratıcıyı dışlayan insanların oluşturdukları guruptur. Aslında bu gurup da, sema önce basit bir cevherdi. Sonra çeşitli değişimlerden sonra buhardan ateşli bir sıvı hasıl oldu. Sonra bir kısmı donarak katı hale geldi. Sonra bu ateşli sıvı hareket ile kıvılcımlar, büyük parçalar fırlatmış, bunlar ayrılmış, yoğunlaşmış ve gezegenler haline gelmişlerdir demektedir. Keza insanın oluşumunda da aynı sıralamayı vermektedir.

Elbette bu iki gurubun ortak oldukları birçok konunun olması da normal bir durumdur. Tek fark bir yaratıcıyı kabul etmek veya etmemek meselesidir denebilir.

Pozitivistler ve ateistler hep Allah’ı inkar etmek üzere topluma baskı yaparlar. Bunlardan en bilineni tarihi kalıntılar konusudur. Hep bir fosil bulduklarında dedikleri şudur, evet tarih değişiyor, daha önce bulunan 3 milyon yıl öncesine ait ilk insan fosilini aklınızdan çıkarın, işte yeni bulunan bir iskelet fosili 4 milyon yıl öncesine ait. Bir başkası daha yaşlısını bulduğunu iddia eder, diğeri daha da yaşlısını, bir ilk insan Afrika’da ortaya çıkar, bir Kuzey Avrupa’da. Bir çoğumuz da bunu zaten kabullenmişizdir ve oynanan ateizm oyununun gölgesine girmişizdir de farkında değiliz.

Hemen ardından gelen bir diğer konu ise ilk konuşmayı ne zaman öğrendiği, ateşin ne zaman keşfedildiği ve yazının icadı gibi konulardır.. İlk hayvanı ne zaman evcilleştirmişiz, ne zaman alet kullanmayı öğrenmişiz, ilk çiftçilik ne zaman başlamış gibi bir çok soru ile devam ederler.

Diğer taraftan vahyi düşünenlerin de farklı izahları vardır.  İlk İnsan ile başlayalım. Vahyi inanca sahip olan insanlara göre, Cebrail as. ilk insan olan Hz. Adem’le konuşarak ona dünyadaki davranışlarının ilkelerini anlattı. Ona on sahife (suhuf) ilahi mesaj iletti. Yani konuşma ve yazı konusunda söylenen ilkellik söz konusu olmayıp, ilk insanla birlikte bunlar biliniyordu. Sonradan oluşacak diller, yazı çeşitleri ve diğer konuların izahı bunlara dayalı kalır.

Ateş sonradan bulunan bir şey olmayıp zaten Adem as.’a verilmişti. Keza çiftçilik ve hayvancılık o dönemde zaten yapılıyordu Çünkü Habil ve Kabil’in Allah’a sundukları varlıklar buğday ve davardı.

Konuyu takip ederken dünyanın bilinen süreç içerisinde farklı farklı ancak birbirlerine belki üstünlükleri de olan bir çok medeniyetin yaşamış olduğunu unutmadan, en büyük kırılmalardan birinin de 18.yy’dan itibaren Batı’ya üstünlük kazandıran “Sanayi Devrimi” dikkate alınmalıdır.

İnsanoğlunun dünya yaşı konusunda şimdilik oldukça farklı tarihler zikredilmektedir. Ancak zaman içerisinde bu farklılığın azalacağı belki kapanacağı gibi bir durumun ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Dünyanın yaratılması konusunda da aynı durum vardı. İlahi kaynaklardan oldukça uzakta duran Batı özellikle 1929 yılından başlamak üzere bilgilerinde farklılıklar oluştu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X