Advert
İSLAM ŞERİATININ İLK KAYNAĞI OLMASI İTİBARİYLE KUR’AN’IN TANIMI, FAZİLETİ VE YERİ
Halit POLAT

İSLAM ŞERİATININ İLK KAYNAĞI OLMASI İTİBARİYLE KUR’AN’IN TANIMI, FAZİLETİ VE YERİ

Bu içerik 271 kez okundu.

Biismihi Teala

Kur’an, Allah’ın kulu ve resulü olan Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) indirdiği, okunması ve uygulanması emredilen ve bütün sureleriyle mucize olan kelamullahın ismidir. Kur’an ismi sadece Allah’ın kitabına mahsus bir isimdir, Allah’ın kitabı dışındaki kitaplara Kur’an denilemez.

Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) bi’setinden (peygamberliğinden) önce cahiliye dönemi Arapları putlara ibadet ediyorlardı. Kız çocuklarını diri diri gömüyorlardı. Güçlüleri zayıfları köleleştirmişti.  En ufak bir nedenden dolayı yıllarca birbirleriyle savaş halindeydiler. Onların çevresindeki toplumlar da sürekli bir çatışma içerisindeydiler. Onlardan bir kesimi batıl olan ilahlara inanmaktaydı. Bazıları teslise yani üçlü ilaha ve bazıları da ineğe tapmaktaydılar. Taşa ve ağaca secde ediyorlardı. Bazıları anne ve kız kardeşlerle evlenmeyi helal görüyorlardı. Bazıları da Allah adına iftira atıp yalanlar piyasaya sürmekteydiler. O günkü dünya toplumu zulüm ve eziyet içerisinde debelenip durmaktaydılar. Kötü işleri ve adetleri vardı. Çok asi toplumlar olmuşlardı. Allah’ın dininden, peygamberlerin hidayetinden uzaklaşmış, parçalanmış, bölünmüş ve rablerine karşı isyan eden toplumlar haline gelmişlerdi. Bu zulüm, savaşlar, dehşet, karanlık ve ayaklar altında debelenme süreci içerisinde Allah, Muhammed Mustafa’yı kerim bir elçi olarak insanlara gönderdi ve büyük mucizesiyle(Kur’an’ı Kerim) onu güçlendirdi ve aziz kıldı. Bu kitap, lisan ve fesahat sahibi olan Arapları kendi dili, fesahatı ve belağatıyla şaşkınlığa uğrattı. Ki rabbimiz şöyle buyuruyor  “İns ve cinlerin hepsi Kur’an gibisini getirmek içinin toplansalar, birbirlerine yardım etseler dahi onun gibisini getiremezler” (İsra 88) Çünkü yaratılmışların kelamı; dengi, örneği eşi ve benzeri olmayan Halık’ın kelamına nasıl benzeyebilir ki.

Cenabı Allah Kur’an’ı zamanlar ne kadar ilerlerse ilerlesin, toplumlar ne kadar gelişirse gelişsin kalıcı bir mucize olarak kılmıştır. Kur’an’ı kerim, hayatlarına yön vermeleri ve nurundan aydınlanmaları için insan hayatıyla alakalı olan şeylerden her yönüyle bahsetmiş ve doğru olan metodu da onlara belirtmiştir.  Şüphesiz Kur’an’ı Kerim insanoğlunun dünya hayatındaki çıkar ve maslahatlarını ve ahiretteki mükafatı bildirmiştir. Allah, Kur’an’ı Kerimi insanlar için yol gösterici, hakkı ve batılı birbirinden ayırt edici olsun, insanoğlunun hayatı boyunca yapması gerekenleri beyan etsin diye indirmiştir. Kur’an’ı kerim çok yönlü, kamil ve mükemmel bir metoda sahiptir. Bu nedenledir ki insanın hem rabbiyle hem de toplumla olan ilişkisinden bahseder. Yani Kur’an bir yönüyle dünyaya bir yönüyle de ışık tutmaktadır.

Kur’an’ın indirilmesinin temel hedefleri şunlardan oluşmaktadır: Kur’an insanlar için yol göstericidir. İnsanları ilme ve bilime davet eder. Ümmetin desturu ve kanunudur. Doğruluk ve adaleti emreder.

Kur’an’ı kerim kelamullahtır. Başlangıcı ondan olmuştur ama sözlü şekilde değil.  Allah onu resule indirmiştir. Müminler de onun Allah’ın kelamı olduğuna hakkıyla inanmışlardır. Kur’an, insan kelamı gibi değildir. Kim onu işitir ve bu beşer kelamıdır derse dinden çıkar. (Şerhu Tahavi, c.1, s.92.)

Kuran’da Tağyir Ve Değişiklik Olmayacak

Allah kendi kitabını şu şekilde tanımlıyor. “Bu, söyleminde ve ahkamında çok aziz, çok güçlü bir kitaptır. Ne şu an ne de bundan sonra hiçbir değişiklik ve tağyire uğramayacaktır. Hakim ve hamid olan Allah tarafından indirilmiştir.” (Fussilet 41-42)

Rabbimiz başka bir ayette de kitabını şu şekilde vasıflandırıyor: “Elif. Lâm. Râ. Bu, ayetleri muhkem olan bir kitaptır ve sonra her şeyden haberdar ve hakim olan Allah katından onun beyanı yapılmıştır.” (Hud 1) Bu kitabı Allah Muhammed Mustafa üzerine indirmiş, batıl ve boş şeylerden korunmuştur. Sonra her şeyin akıbetinden haberdar ve hakim olan Allah tarafından emir, nehiy, helal ve haramı beyan edilmiştir.

Gerçekten Kur’an’ı kerimin ayetleri gayet ince, gayet muhkem, gayet açık, gayet açıklayıcıdır. Çünkü onu, her şeyi bilen Allah muhkem etmiştir. Ve her şeyden haberdar olan onun tafsilatını yapmıştır. Onun deyimindeki güçlülük Hakim, tafsilatı Habir tarafından yapılmıştır.  Bu kitabın; belağat, kanun, yasama, tarih, ilim ve başka yönleriyle kıyamet kopuncaya dek mucizeleri devam edecektir. Kıyamet kopuncaya dek en ufak bir değişikliğe uğramayacaktır. Allah bu kitabını hem şahid hem de ebedi bir kitap olsun diye indirmiştir. Allah onu kötü ellerin ve tahrifçilerin oynamasından ve onların kötü emellerinden korumuştur. “Bu zikri indiren de kıyamet gününe kadar koruyacak olan da biziz.” (Hicr 9) Onu tahrifattan, ziyade ve noksanlıktan, hain ellerin dokunmasından koruyacak olan da biziz. Başka bir ayette “Rabbinin kelimeleri doğru ve adilane olarak tamamlanmıştır. Onun kelimelerini hiç kimse değiştiremez. O, işiten ve her şeyi bilendir” (Enam 115) diğer bir ayette de “Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirecek kimse olamaz ve ondan başka sığınacak bir barınak bulamazsın” (Kehf 27) buyrulmuştur. Kur’an’ın korunduğuna dair bu ayetlere benzer daha birçok ayet vardır.

Kur’an bize tevatür yoluyla ulaşmıştır. Yani yalan üzerine birleşmeleri imkansız olan büyük bir kitlenin nakletmesiyle bize ulaşmıştır. Diğer hiçbir kitabın korunmadığı şekilde hem hafızlar tarafından ezberlenerek ve hem de yazıya geçirilerek günümüze kadar gelmiştir.

Bu Kur’an’ı mecid, insanlığı mutluluğa götürecek olan en güzel yolları gösterir. Dünya, bütün hayırları içinde barındıran, en doğru yola ileten ve insanlığın mutluluğunu temin eden Kur’an gibi başka bir kitapla muzaffer ve muvaffak olmamıştır. Ki Rabbimiz şöyle buyuruyor “Bu Kur’an insanları yolların en doğru ve en güçlüsüne götürür ve salih ameller işleyen müminlere büyük mükafatlar müjdeler.” (isra 9)

Bu Kur’an’ı Allah, insanlığı küfrün karanlıklarından İslam’ın aydınlığına çıkarmak için Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) indirmiştir. “Bu bir kitaptır ki insanları küfrün karanlıklarından İslam’ın aydınlığına, rablerinin izniyle aziz ve hamid olan yola çıkarman için sana indirdik.” (İbrahim 1)

Allah kör olan gözleri, sağır olan kulakları, kapalı olan kalpleri bu kitap ile açmıştır. Bir kimse bu kitabı hakkıyla okur, içeriğini anlar, emirlerine ittiba eder, sınırlarını çiğnemez, emirlerini yerine getirir, nehy ettiklerinden uzaklaşırsa ve Kur’an’ın ilke, kanun ve nizamlarını kendisi, ailesi ve devleti üzerinde tatbik ederse Allah onun hem dünya hem de ahirette güvende olmasına kefil olmuştur. “Kitap verdiklerimiz bu kitabı hakkıyla okurlar. Kitaba iman edenler bunlardır.”  (Bakara 121) İbni Abbas ayeti kerimeyi şöyle tefsir ediyor: “Kur’an’a hakkıyla ittiba edenler, onun helalini helal bilip uyar ve haramını haram bilip sakınırlar. Ayetleri gerçek anlamından çıkarıp başka yerlere çekmezler.” Katade; kitabı hakkıyla okuyanların Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) ashabı olduğunu söylemiştir. Onlar;  Allah’ın kitabına iman ettiler, helalini helal bilip tabi oldular, haramını haram bilip sakındılar ve onda bulunan emirlerle de amel ettiler.

 

Bir yazımızda konuya devam edeceğiz. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir