Advert
SEÇİMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Nevzat ÜLGER

SEÇİMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bu içerik 1839 kez okundu.

      Siyaset ülkenin mevcut durumunu ve geleceğini planlayarak uygulama alanına sürme sanatıdır. Bu anlamda siyasi partiler de bu planlama işini kendi programlarına göre yapmak için iktidar olmak maksadıyla kurulurlar. Ancak 7 Haziran 2015 seçiminde AK Parti’nin dışında iktidar olmak için seçime giren parti yoktu.  Bütün partilerin tek hedefi AK Parti’yi iktidardan düşürmek esasına dayanıyordu. Bundan dolayı da kendi hedeflerinden ziyade AK Parti’sini yıpratacak söylemleri dillendirdiler çoğunlukla.

         Bu seçimin dikkat çeken diğer bir tarafı da, bu seçim yalnız içerinin seçimi olmadı, AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak isteyen ve bunun için de içerdeki parti ve guruplarla senkronize olarak çalışan “dışarı”nın seçimi olmasıydı. Çünkü bu seçimin bölgesel bazda bazı gelişmelere yol açma ihtimali oldukça yüksekti.

         Kuruluşundan beri vesayet kurumları ile birlikte seçimlere giden CHP ilk defa halktan oy istedi. Çünkü 12 Eylül 2010 referandumu vesayetçiliği oldukça küçültmüştü. Değişik bir ifade ile CHP ilk defa siyasi parti oldu dersek mübalağa sayılmamalıdır.

         Kürt meselesinin yalnızca etnik bir mesele olmaktan ziyade esasen Türkiye üzerinde hesapları olan dış güçlerin bir meselesi olduğunu ortaya koydu. Dolayısı ile de bu mesele yeniden gözden geçirilmeyi istemektedir. Belki bundan dolayı Cumhurbaşkanı ilk defa bu dönemde “Kürt sorunu yoktur, Kürt vatandaşlarımın sorunu vardır” dedi.

         Bu seçim sonuçları, eski Türkiye yöneticilerinin üzerine titredikleri seçim barajının fonksiyonel olmaktan çıktığını gösterdi. Zaten yüksek olan % 10 barajı ve topyekun siyasi partiler kanunu ile seçim kanunları değiştirilmelidir.

         AK Parti açısından, referandum öncesinde dile getirilen bazı konular o dönemlerde belki insanlara çekici geliyordu ama şimdilerde bu konuların gündeme taşınması tekrara düşmek olarak kabul edilmektedir. Çünkü insanlar diyor ki; “problem varsa dillendirme, çöz.” Evet geçmişte yapılanlar ebetteki önemlidir ama dün dünle geçti.

         Bu ülkede siyaset ve devlet artık bazı insanları zenginleştirme aracı olmaktan çıkarılmalı, toplumsal refah için çaba harcamalıdır. Belli kişilerde sermaye temerküzüne dayalı anlayış artık toplumsal refahı oluşturmaya dönüşmelidir, en azından Müslümanlar bunu yapmalıdırlar.

         AK Parti bu ülkeyi tekrar özne durumuna getirme yolunda kuşkusuz önemli bir mesafe almıştır ama hızla değişen, şehirleşen ve orta kesimin çoğaldığı ülkede, “dün sana çok şeyler yaptım, daha da yapacağım” söylemi biraz havada kaldı. Özellikle yeni nesil delilli-ispatlı somut öneriler bekliyor.

         AK Parti tabanı ilk defa listelere karşı koymuş ve tepkisini seçimlere yansıtmıştır. Toplumda karşılığı olmadığı halde sırf belli kişilere yakınlığı nedeniyle bir kısım insanların aday yapılması artık eskisi gibi çeşitli dini ve milli duygularla geçiştirilemez. Zaten ilk defa laik-antilaik restleşmesi yaşanmayan bir seçim yaşanmıştır.

         Halkın oyları ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, anayasal bir değişiklik yapılmadan “Başkan” gibi davranması AK Parti tabanında sevimli bulunmamıştır. Seçim adeta Başkanlık seçimine döndürülünce de “kadife darbeci” kadronun halk üzerindeki etkisini artırmıştır.

         Gerilim ve kutuplaşma eksenli seçim stratejisi eski Türkiye için bir anlam ifade ediyordu ama yeni Türkiye’de insanlar artık kutuplaşma istemiyor. Belki yeterince şehirlileşemeyen kitleler için bu tür söylemlerin bir anlamı vardır ama bu kitlenin topluma oranı da % 10-12 seviyesini aşmaz. Hedef barış, sevgi ve kardeşlik üzerine bina edilmelidir. Ayrıca kutuplaştırma siyaseti İslam medeniyetinden çıkarak Batı medeniyeti hinterlandına girmek hedefindeki insanların metodu olduğu unutulmamalıdır. AK Parti kadroları toplumdaki bu değişimi iyi okumalıdırlar.

         Yalnız AK Parti düşmanlığı yaparak geçinmeyi ilke edinen bazı gazete ve köşe yazarları kendilerince rakip gördükleri partilerin her demecini ve haberini çarpıtarak vermeleri bu seçimin ayıplarındandır. Gerçi bu davranışlar bazen aksi tesir de meydana getirmiştir ama yapılan işin yanlış olduğu unutulmamalıdır.

         Netice itibariyle dışarıda ABD’yi, AB’yi, Mısır’ı, İran’ı ve Suriye yönetimini memnun eden 7 Haziran 2015 seçimleri, içerideki bir takım kişi ve kuruluşları da belki kısa süreli sevindirmiştir ama gelinen noktada görülmüştür ki her kazanımın da her kaybın da karşılığını iyi değerlendirmek gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X