Advert
ŞAİR İMAN ETMELİDİR
Nevzat ÜLGER

ŞAİR İMAN ETMELİDİR

Bu içerik 2129 kez okundu.

        Allah Resulü ve sahabeleri şairlere özel bir ilgi gösterirlerdi. Çünkü o günkü dünyada bir fikri ifade etmede şairlerin gücü çok yüksekti. Bir kabilenin diğer bir kabileye üstünlük taslama kaynaklarından biri de şairleriydi. Ayrıca o günlerde şairlerin gücü günümüzdeki medya gibiydi.   Sabit oğlu Hassan, Züheyr oğlu Ka'b ve A'şa gibi şairlerin hem yazdığı şiirler, hem de kendileri  zil sesleri gibi bütün yarımada'yı dolaşıyordu. Eğer onlar Müslüman olurlarsa  yarımada'nın dağları ve vadileri İslami tebliğlerle çınlardı. Zaten şairlerin şiirleri güneş ışınları gibi her yere girerdi.  Bakireler perde arkalarında, cariyeler eğlence yuvalarında, yiğitler aslan avında, silahşorlar savaş meydanlarında şairlerin şiirlerini seslendirirlerdi. Kaldı ki şairlerin temyiz güçleri  de vardı. İyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırmada onlar mahir insanlardı. Şairler hakikatin peşinden koşan insanlardı. Gerçi zalimlere gülsuyu döken şairler de yok değildi ama parayla satın alınanlara her meslek grubunda da rastlanır.  Zorbalığın hüküm sürdüğü yerlerde ancak şairlerin sesi duyulur. 

        A'şa onlardan biri. A’şa serazat bir şair adam. Sürekli meçhulü arayan bir şair A'şa.

        Çok şairler gibi A'şa  da rind bir şair. Çok gezer, bir güzelden başka bir güzele gider, yıllanmış şarapları yudumlayarak huzur ve gönül rahatlığının peşinden koşardı. Şarap ve kadın bağımlısı olmuştu adeta. Gezilerinde gördüğü ve sorduğu bazı arkadaşlarının Müslüman olduğunu öğreniyordu. Müslüman olmuş bu arkadaşlarıyla konuşunca onlar; yeni dini ve Hazreti Peygamberi anlata anlata bitiremiyorlardı. Anlatılanlardan etkilenen A'şa sonunda Hazreti peygambere gitmeye karar verdi. Yeni dinin, kendi taşıdığı ve toplumda da var olan kaygıları hafifleteceğine inanmaya başlamıştı.

        "Peygamberle karşılaşıncaya kadar " devesine acımayacağına dair yemin ederek bir de kaside yazdı. A’şa yazar da aksülameli olmaz mı hiç? Haber çabuk yayıldı. Müşrik olan Kureyş'liler onu kararından vazgeçirmeye çalıştılar. A'şa devesinin yularına yapışanları azarladı.  "Çünkü Yesrib'lilerle (Yesrib, Medine'nin İslam’dan önceki adı) randevum var" diyordu.  Durdurmak için onu çok zorladılar, olmadı. Paralar teklif ettiler kabul etmedi. Sonra içlerinden biri A'şa'ya yumuşak bir dille anlatmaya başladı:  

        " Ey ebu Basir, O "zinaya haram" demektedir" dedi. "Sen  kadınları seversin, kadınlarda seni. Artık başkalarıyla aşk yok. Sadece hanımınla yetineceksin." dedi.

         A'şa gençlik yıllarını düşündü. Bir dilberden diğerine nasıl gittiğini hayal etti. Ancak aşk kadehini dibine kadar yudumladığını, artık kendi hanımlarına bağlı kalabileceğini söyledi. "Zaten o işler artık bana göre değil" diye de ekledi.

        Bir başka Kureyş'li hemen söze başladı:

        "Ama O, şarabı da yasaklıyor ey Ebu Basir" dedi. A'şa birden durakladı. Devesinin yularını geri çekti. "Şaraba gelince, bu nefsin hala tadacağı bir miktar var. Şimdi geri dönüyorum. Bu yıl şaraba doyayım da, O'na sonra gider ve Müslüman olurum " dedi.

         A'şa ondan sonra Allahın Resulü’ne hiç gidemedi. Allah’ın herkese vermediği şiir yazma kabiliyeti onda yeterince vardı.. Fakat o, dünyanın geçici nimetlerini elde etme adına ömrünün sonuna doğru elde edebileceği ebedi saadeti kaybetmişti.

        Şaraptan doyumluğunu almak için delice bir duygu ile bol bol içti. “Gök gürlemesinin yağmuru alçalttığı gibi”, bohem hayatı da helal hayatı yaşama kusurlu A’şa’yı karanlıkta bırakmıştı. Halbuki Kaab bin Züheyr gibi iltifata mazhar olmak vardı. Sonunda A’şa hastalanarak öldü. Gözleri sürmeli, zirve bir şair, iman edemeden göçtü maveraya.

        Allah Resulü ve sahabesi bu olayı öğrenince çok üzüldüler. A’şa gibi bir şairin Müslüman olması elbette inananları sevindirirdi ama Allah hidayete talip olanlara hidayet ederdi.  A'şa gibi dev bir şair, iman etmeden ölmüştü.              

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X