Advert
MALATYA KİTAP FUARININ ARDINDAN
Nevzat ÜLGER

MALATYA KİTAP FUARININ ARDINDAN

Bu içerik 1753 kez okundu.

02 Mayıs 2014 Cuma günü dört arkadaş birlikte “Malatya Kitap Fuarı”na gittik. Malatya belediyesi bu fuar tertipleme işini zannederim birkaç yıldır yapıyor. Çünkü daha önceki yılda yapılmıştı ve Elazığ’dan çok ziyaret eden olmuştu. Arabada dört kişiyiz; bendeniz, şair Mithat Yılmaz, şair İlhami Bulut ve şair Mahir Gürbüz. Ben şiiri sadece okumayı ve dinlemeyi seven, şiir yazmayı hiç denememiş biriyim. Fakat bu üç yol arkadaşım cidden şairdirler. Hem şiir yazmayı ve okumayı, hem de şiir üzerine konuştuklarını dinletecek kadar şiir bilgileri vardır. Mithat Yılmaz’ın yaptığı şiir kritikleri il genelinde olduğu gibi ülke genelinde de dikkatle okunur ve değerlendirmeye alınır zaten. Elazığ’da hangi şair, şiirleri ile ilgili olarak onunla görüşmemiştir. İlhami Bulut şiirin poetikasını bilir ve derinliği olan şiirler yazar. Basılmış bir de şiir kitabı var. İlhami Bulut ayrıca hoş sohbet adamıdır ve bol espri yapma yeteneği vardır. Malum iyi espri yapmak bir zeka işidir. Mahir Gürbüz hem iyi bir şair, hem de bir Elazığ beyefendisidir. Kendisi Avrupada da kalmış, Batıyı da bilir. Şiir okumaları zevkle dinlenir. Beş gün önce Şahinbey Şiir Şöleninin önemli konuğuydu zaten Mahir Gürbüz. Yani kafilemiz iyi bir oluşumdu doğrusu. En azından ben zevk aldım, istifade ettim bu yolculuktan ve bu arkadaşlardan.

Sanatın karizması olmaz. Çünkü bir şairi, bir yazarı elbette hem sevenleri hem de sevmeyenleri olacaktır elbette. Hatasız ve hep doğru söylediğine inanılan kimseler ya siyasi liderlerdir veya çaktırmadan siyaset (bezirganlığı) yapan dini liderlerdir. Ayrıca günümüzde futbolcuların, artistlerin, şarkıcı ve türkücülerinin de genç nesil açısından örnek motifler olduğunu söyleyebiliriz. En meşhur da olsa siz hiçbir şairin veya yazarın 40-50.000 kişi tarafından bir stadyumda dinlenildiğine şahit oldunuz mu? Ama diğer sayılanların, bu sayının da üstünde insan tarafından takipçisi yoksa, o politikacı, o sahne adamı ve o sporcu para ve makam kazanamaz ve o işi yapmaz. Şairin ve yazarın elbette para kazananı vardır ama bunların sayısı bir asırda 3-5’i geçmez.

Okunmak, takip edilmek, yazdıkları ve söyledikleri üzerine konuşulmasını istemek elbette her şairde, her yazarda vardır. Fakat bu çoğunlukla mümkün olmaz. Hani Haşim demiş ya; “Şöhret, asil ve mağrur bir ruh için mucib-i hicaptır.”  Hakikaten insanların teveccühü aslında beladır. İşte bu yolculuktaki arkadaşlarım da böyle düşünüyorlar zannı galibimce. Bir insanın herkes tarafından beğenilmeyeceğini bilen Yahya Kemal’in sırf bu düşünceden dolayı sağlığında şiirlerini kitap haline getirmediğini söyleyen edebiyat üstadları var. Kaldı ki siyasi ve ideolojik yönü hiç olmayan Yahya Kemal’in o yıllarda da şimdi de okuru ve seveni oldukça fazladır.

Fuarı gezerken hakikaten zevk alıyorsunuz. Bolca kitap, kitaplarını imzalayan çok sayıda yazar ve şair, kitaplara ilgi duyan okurlar gördükçe keyf alıyorsunuz. Kültürel faaliyet bir ilin kalkındığına işaret sayılır.

Birçok yazar ve şair oradaydı. Okurları için kitaplarını imzalayan hemşehrimiz ve iyi bir şair ve düşünce adamı olan Metin Önal Mengüşoğlu’nu ziyaret etme imkanımız oldu. O da biz de sevindik doğrusu.

Fuar da dikkat çeken birçok olay var. Mesela bazı stantlarda halen hayatta olamayan birkaç şair ve yazarın kitaplarının eksiksiz satıldığını görebilirsiniz. Bunlardan biri de Necip Fazıl Kısakürek üstadımızdı. Bir stantta Necip Fazıl’a ait en az altmış kitabının satıldığını gördük. Necip Fazıl yaşarken de öldükten sonra da binlerce insana hitap etmeyi başarmış şairlerdendir. Gerçi ölmeden önce, cenazesinde top arabası ve kalabalıkları istememiştir ama, ölümünde onu yalnız “dört inanmış adam” değil, binlerce insan arkasından takip etmiştir.. Demem o ki Necip Fazıl ölümünden sonra da yurt genelinde sevilmiş ender sanatkârlardandır. O, uzun bir zamandan sonra şiirin bir ses ve söz ustalığı olduğunu 1930’lu yıllarda topluma hatırlatmış, 23 yaşında şöhreti yakalamış bir insan. Onu, “Ağaç Dergisi” tecrübesinden sonra toplum içerisinde görürüz. “Büyük Doğu” toplumda uyanışa ve mücadeleye zemin oluştururken, Necip Fazıl’ı da toplumla kaynaştırmış, onu fildişi kulede yaşamaktan kurtarmıştır. Üstad için hapishane olmayan her yer ona “agora”dır. Baskıcı dönemlerde söylenen şeyler bu gün için belki söylenmesi kolay sözler gibi gelir ama o günlerde bunları söylediği için ömrünün bir kısmını “cinnet müstatili” dediği hapishanelerde geçirdiğini unutmayalım. Allah rahmet eylesin diyorum.

                                      NEVZAT ÜLGER

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR