Advert
AŞIRI TÜKETMEK BİR HASTALIK MIDIR?
Nevzat ÜLGER

AŞIRI TÜKETMEK BİR HASTALIK MIDIR?

Bu içerik 2061 kez okundu.

Yeni dünya düzeni iktisadi olarak; ne olursa olsun, nasıl olursa olsun tüketme kodları üzerine bina edilmiştir. Daha fazla tüketim, daha fazla tatmin, sistem çarklarının daha iyi dönmesi. Bütün mantık tüketim kültürü üzerine kurulu. Yiyecekleri tüketmek, giyecekleri tüketmek, silahları tüketmek, otomobili ve beyaz eşyayı tüketmek adeta hayatın gayesi olmuş.

Kendilerini aristokrat olarak kabul eden azınlık bir gurup, Müslümanların parayla, ilimle ve siyasetle tanışmasından rahatsız oldular. Ancak kendilerini muhafazakar olarak değerlendiren bu yeni zengin kitle de üretimde ve tüketimde İslami anlayışla örtüşmeyen fikir ve davranışlar sergilediler. Zaten kapitalist sistemin temel özelliği; “gereğinden fazla tüketmeyen bireyin sistem için, toplum için bir anlamı yoktur, görünür alanda yer alamaz” ilkesidir.
            Kendilerini niçin/nereden aristokrat kabul ediyorlarsa, adlarına laik kesim denen bu kitle aşırı harcamaya israf diyen düşüncelere eleştiriler yapınca, tenkide tabi tutulan kesimden de karşı fikirler geliyordu. “Müslümanlar her şeyin en iyisine layıktırlar” savının yanında, “bir lokma, bir hırka” anlayışı modernleşmenin önünde engeldir” tezine kadar birçok karşı fikir sıralanıyordu.

Böylece tüketimin her şekli sorgusuz-sualsiz meşrulaştırılmış oluyordu. Her iki kitle de israf ve kanaat gibi kavramları ve “sünnete uyma” gibi bir temel ilkeyi farkında olmadan hayatlarından kovmuş oluyordu. Biri kapitalizm adına, diğeri din adına.

Bugün zamanı ve mekanı değiştiren, bu nedenle de maneviyat yokluğunu artıran bir teknolojiye muhatabız. Yani “şükreden zengin ve sabreden fakir” olgusu bu tür bir tüketime kurban edilmek isteniyor. 

Bir tarafta kapitalist tüketim anlayışı ile dinin (İslam'ın) bir müminden beklediği iktisadi davranışı telif edebileceğini, sentez yapabileceğini iddia edenlerin yanında, diğer tarafta israf kavramına kendince anlamlar yükleyenler var. Halbuki tüketim kültürünün ve bu kültürün hayat tarzı stratejisinin, gündelik hayatımızı şekillendirdiğini anlamak gerekir. Tüketim kültürünün, hayat tarzı stratejisini belirleyen bir unsur olduğunu anlamak ve bu idrakle neler yapmamız gerektiğini düşünmemiz gerekir. Mümkün olsun veya olmasın, her şeyi tüketmek üzerine kurulan kapitalist sistem, insanları ve kitleleri tükettikleri oranda görünür kılıyor. Tamamen lükse ve israfa dayalı bir tüketim anlayışı toplumu esir alıyor. Hatta gerekçelerini de birlikte sunuyor; “teknolojinin nimetlerinden istifade etmeyelim mi?”

Ama her hal ve şartta “İslami İktisadın” düğümü, üretimi düşünmek kadar tüketim ahlakının da oluşturulmasına bağlı olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Elbette insanlar Allah'ın nimetlerinden israf ve gösterişe kaçmadan istifade edeceklerdir.  Ama unutmayalım ki; tüketim ahlakı, üretim ahlakından daha önemlidir.  

Yani tüketim ile hayat tarzı arasında ciddi bir bağlantı söz konusudur. Söz gelimi bir cep telefonunu sadece bir cep telefonu olmaktan çıkaran şey, tüketim kültürünün ona yüklediği yeni anlamlardır, imgelerdir. Bu imgeler, kişilere ait, saygınlık veya itibar olduğu gibi, hayatı kullanma stilini de ortaya koyan yönlendirmelerdir.

İnsanlar, satın aldıkları nesneleri sadece kullanım değerleri için almıyor, onlara başka bazı değerler de atfediyorlar. Yani “Tüketim Ekonomisi”nde, kullanım değerinin yerini mübadele değeri alıyor. Mallar kullanım değerleri nedeniyle değil, onlara yüklenilen birtakım başka değerler nedeniyle kıymet arz ediyorlar. Sonuçta kişi o malı tüketmiyor, onların işaret ettiği değerleri tüketiyor. Mesela bir “araba” yalnız otomobil ihtiyacını karşılamak için satın alınmıyor, bir çaka satma aracı, bir üstünlük aracı olarak kullanılıyor. Arabanın açık penceresinden oldukça yüksek sesle çalınan ve etrafı rahatsız eden bir müzik anlayışını “şehirli/medeni” bir kültürle izah etmek mümkün mü?  Elbette ihtiyacımız varsa eşyayı kullanacağız ama ona bir üstünlük vasfı katmadan kullanacağız. Eşyaya veya her hangi bir varlığa Allah adına bakmayı başarabilirsek aşırı tüketim kültürünün bizi idare etmesinin kodlarından kurtulmuş oluruz inşallah.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X