Advert
HARPUT GEZİMİZ ÜZERİNE
Nevzat ÜLGER

HARPUT GEZİMİZ ÜZERİNE

Bu içerik 1946 kez okundu.

“Eriyen damla damla mum değil gözyaşıdır / Harput akşamlarından kalan son hatıradan.”

9 Mayıs 2014 Cumartesi günü müdekkik bir gözle temaşa etmek üzere üç arkadaş Harput’u biraz da geniş alanlı olarak gezdik. Gezeceğimiz yerlerin seçimi, kendisi de bir Harput’lu olan şehrimizin önemli iş adamlarından, güzel insan Orhan Elgin Beyefendiye aitti.. Gezdiğimiz yerlere ilişkin teknik ve estetik bilgileri vermek de, ilimiz için önemli teknik çalışmaları olan Belediye meclis Üyesi Mimar Mithat Coşkun Beye düşüyordu.. Bendeniz de söylenen şeyleri not etmekle görevliyim.

Gezimiz öğle namazını müteakiben başladı. Sayın Orhan Elgin’in sürücülüğündeki jeepimizle Hüseynik, Sugözü, Yedigöz, Ölbe Vadisi, Göllübağ, Anguzu baba, Seyran Tepesi (Gavur Dağı), Yokuşbaşı (Buzluk Tesisleri), Karataş, Hamedi ve kısmen Pekinik gibi yerleşim yerlerini gezerek, seyrederek, üzerinde konuşarak, gelecekte neler yapılacağına ilişkin sohbetler yaparak tatlı ve faydalı bir gezi yaptık.

Hüseynik ve Sugözü’ndeki tarihi camiler ile Yedigöz’ün sahip olduğu Allah vergisi güzellikleri, yaratanını düşünerek ve zikrederek temaşa ettiğimiz nefis güzelliklerdendi.

Ölbe Vadisi, kendisi için gelecek planları yapılmasını isteyecek orijinalitesi olan uzun bir vadi. Yedigöz ile Pekinik arasında, içinde kaynak suları, şırıl şırıl deresi, dutlukları, mağaralarıyla yeşillikler vadisi denecek müthiş bir mekan. Belli bir harcama ile aranan bir turizm mekânı haline gelmesi çok kolay. İster bir kültürü yaşatmak adına, ister bir turizm sahası meydana getirerek para kazanmak için “Ölbe Vadisi” mutena bir mekanlar silsilesi.

Göllübağ, Harput’un doğusunu, kuzeyini ve güneyini kendisine bağlayan bir broş gibi duruyor karşınızda. Hemen ilerisinde yol ikiye ayrılıyor. Biri meşhur Buzluk Mağarası’na, diğeri Anguzu Baba’ya doğru. Biz Anguzu baba yoluna giriyoruz. Anguzu Baba’ya giderken Buzluk Tesisleri sizi biraz dinlenip yemek yemeğe ve nefis çayından içmeye o kadar davetkar davranıyor ki mola vermeye mecbur oluyorsunuz.

Anguzu Baba, 8.-9.yüzyılda Bizanslılarla savaşırken şehit olmuş bir kahraman. Anguzu Baba’nın mezarının bulunduğu kayalık tepe 360 derecelik seyir imkanı ile belki de bu bölgedeki ender yerlerden biri. Bu tepeye yerleştirilecek bazı aletlerle burası önemli bir çekim merkezi haline getirilebilir. Elbette tepeye çıkmanın kolaylaştırılması için bazı çalışmalar da yapılmalıdır.

Yine bu sahada eski ismi Gavur dağı iken şimdiki güzel ve yerinde konulmuş olan ismi ile “Seyir Tepesi”nden baktığınız zaman baraja kadar dehşetli bir seyir alanına hayran kalıyorsunuz. Her mevsim ayrı bir güzelliği olan bu mekanların hepsi de, tarıma ve bahçeciliğe zarar vermeden, belki yeni pazarlama imkanları dahi sunarak turizme açılabilir. Bu işlemler yapılırsa belki de aynen Yalova-Termal’deki gibi kiralık kır evlerinin yapılmasına imkan verebilir diye düşünüyorum.

Her tarafı su ile çevrili olan bu mekanlarda maalesef “Özel İdare”nin belki tembelliği belki de beceriksizliği yüzünden su sorunu yaşanıyor. Hizmet bekleyen bu yerler muhakkak insanların hizmetine sokulmalıdırlar.

Bursa-Uludağ’ın uzun süre simgesi haline gelen teleferikler, Harput için herhalde cazibesini artıracak bir etkinlik olacaktır. İşletme hakkının belli bir süre tahsis edilmesi kaydıyla bu sistemin özel sektöre kurdurulması çok kolaydır. Böyle bir sistemi kuran Ordu ilimizdeki teleferikle belli mekanlara çıkma heyecanı görülmeye değer doğrusu.

Artık gerek kültürel etkinlikler, gerekse ilmi sempozyumlar, şimdilerde turizm merkezlerinde ve görülmeye değer, kalmaya değer tesisleri ve mekanları olan yerlerde tertip edilmektedir. Harput bu iş için çok uygun imkânlara sahiptir. Mesela ilk elden Sarahatun Camisi’nin karşısında yapılan, çok ilkel bir düşünce ile lokanta yapılmak istenen mekan, her hafta bir etkinlik yapılarak böyle bir hizmet için kullanılabilir.

Harput’un yaşatılabilmesi, Harput’un yaşanabilir bir mekan haline getirilmesi ile mümkün olur. Harput yaşanacak hale getirilemezse tıpkı bu gün yapıldığı gibi ancak tüketilir.

Bazı düşünürler, kalesi olmayan şehirlerin tarihi olmaz diyorlar. Bizim kalemiz var, Allah’n lütufları namütenahi, öğle ise bizim de bu güzellikleri ve yaşanmış tarihi mekanları günümüz insanlarının anlayışlarına ve istifadelerine sunmak gibi bir gayretimiz olmalıdır.  

                                                                   NEVZAT ÜLGER     

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X