Advert
ŞEHİR KİMLİĞİNİ KAYBETMESİN
Nevzat ÜLGER

ŞEHİR KİMLİĞİNİ KAYBETMESİN

Bu içerik 1940 kez okundu.

            “Bir düşünürün yaşadığı şehir ve yaşam koşulları bilindiğinde, onun düşünce biçimi ve içeriklerinin bilinmesi de kolaylaşır.” Burada vurgulanan şey hem ev anlamında hem de şehir anlamında mekanın, coğrafi koşulların ve şehrin yapı ve dokusunun insanın düşünce yapısı ve psikolojisi üzerinde etkisinin önemli olduğunun bilinmesidir.

         Anadolu şehirleri görmeye değer menziller olmaktan hızla uzaklaşıyor. Bunun en önemli nedenleri arasında zihniyet yarılması olduğu gibi demografik yapının değişmesi ile yerel yönetimlerin hizmet sunumu yaparken “geleneksel” yapı ve kültürü dikkate almamaları sayılabilir.

         Evleri yalnız barınak olarak düşünen algı, onların tarihle ve dinle bağını koparmakta mahsur görmüyor. Bu anlayış zannediyor ki eski müstakil evler, evlerden her hangi bir evdir. Halbuki evlerimizin ve şehirlerimizin güzelliği ve nezaheti insanın insanla, insanın eşyayla, toplumla ve Allah’la olan münasebetini şekillendiriyor. Eski ev tiplerinin kaybı beraberinde mahallenin ve şehrin de kaybını getiriyor.

         İşin doğrusu Elazığ özelinde, yerel yönetimlerimizde “insan yüzlü şehir” anlayışının ciddi anlamda anlaşılamadığı kanaati oluşmaya başladı.

         Yapılaşmada siteler sadece birbirlerinden kopyalanmış gibi beton yığını adeta. Belediyenin herhangi bir yönlendirmesine şahit olamıyoruz. Camilerimiz artık ne klasik ne de modern.

         Şehirler kente dönüşünce, insanlar da onlara benzemeye başlıyor. Çoğunlukla ideoloji peşinde koşan, küçükleri sevmeyen, büyüklere saygı göstermeyen, şekli ne olursa olsun köşe dönmeye çalışan tefekkürsüz, zevkten nasipsiz, kendini nasıl tarif ederse etsin tamamen materyalist bir güruh oluyoruz.

         Hayata bakışı dine ve geleneğe bağlı olan aile çocuklarından hiç terörist olanını duydunuz mu? Şehirli ve dindar insanlar terörist olmazlar.

         Her şehrin Harput gibi bir mekanı var mıdır bilmiyorum. Ama bizim Harput’umuz var ama Harput’umuzu bir “Beypazarı” haline dönüştürme imkanımızın olmasına rağmen öyle bir hedefe ve arzuya sahip olamıyoruz galiba. Belediye Başkanları yazılıp çizilenlerle ilgili kendi memurlarının ciddiyetsiz değerlendirmeleri yerine bizzat ilgilisi ile temas kurmalıdırlar.

         “Kültürel Nezaket” şehirli insanların işidir. Şehirleşmesini tamamlayamamış insanların kültürel nezaketle pek ilgileri olmaz. Şehirleşemeyen insanlar maalesef pragmatisttirler. Onlar için nasıl olursa olsun dünyevi imkanlarını artırmak esastır. Görevlendirmelerde dikkatli olmak gerekir.

       Şehirler mensup oldukları medeniyetlerin kimlikleridir, sembolleridir, işaret taşlarıdır. Nasıl “Yesrib” şehrinden “Medine”yi çıkaran medeniyet hürmete layıksa, Konstantinopolis’ten İstanbul’u çıkaran anlayış da saygıyı hak etmektedir. Aynen bunun gibi Harput’u geliştirecek anlayış ve hizmet de hürmete layık olacaktır.        

         İster eski olsun isterse yeni, bütün şehirlerin sembolleri muhakkak olmalıdır: Bir müze, bir sanat yapısı, onlarca model insan veya şehri anlatan başka simgeler. Bir şehirde müspet manada model semboller, örnek alınacak insanlar varsa o şehir yaşanabilir demektir. Kerameti kendinden menkul kendini şeyh olarak kabul ettirmiş insanlar değil burada kastedilen, alan el değil anlatmak istediğimiz örnek insan. Sadaka kültürü ile yetişen insanlardan örnek insan olmaz. Örnek insan veren el konumundadır. Şehirlidir ve medenidir. Onun hedefi Allah’ın rızası ve insanların mutluluğudur. Örnek insan dinini dünyayı kazanmak için kullanmadığı gibi etnik mensubiyetini de din yerine ikame etmez. O, Allah’ın kulu, dininin ve toplumun hizmetkarıdır. Yerel yönetimler bu yapıyı ve bu anlayışı tekrar tesis edebilirler.

           Artık şehirlerin irtifa kazanabilmeleri için en azından Harput gibi sembol şehirler aslına uygun restore edilerek yaşatılmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı