Advert
İSLAM ŞERİATININ İKİNCİ KAYNAĞI VE ASLİ UNSURU: NEBEVİ SÜNNET
Halit POLAT

İSLAM ŞERİATININ İKİNCİ KAYNAĞI VE ASLİ UNSURU: NEBEVİ SÜNNET

Bu içerik 271 kez okundu.

      Kur’an’ı kerimin kanun koymada asıl olması ve İslam’ın ilk kaynağı olması noktasında hiçbir şüphe yoktur. Kur’an’ı kerimden sonra sünneti nebevi İslam’ın ikicini kaynağıdır. İslam, hicretin ilk asrının sonundan itibaren ve günümüze kadar sünnetin hüccet, kaynak ve delil oluşunu inkar eden, İslam’dan nasibini almamış bazı taifeler ile müptela olmuştur. Bu taifeler İslam’ın ikinci kaynağı olan sünneti inkar etmiş ve farklı deyimler ve söylemlerle sünnetin etrafında şüphe oluşturmaya çalışmışlardır. Bunlardan bazıları Resulullah’ın kavli, fiili ve takriri sünnetlerini yani sözlerini, yaptıklarını ve onaylarını tamamen reddetmektedirler. Bazıları ahad haberleri -peygamberden tek kişinin rivayetini- inkar etmektedirler. Diğer bir kısım da Kur’an’ın bahsetmediği sadece hükmü sünnetle müstakil olan hükümleri inkar etmektedirler. Bazıları da sünnetin rivayet edilirken içerisine şek düştüğünü ve ravilerin hata yaptıklarını söyleyerek sünnetin hüccet oluşunu inkar etmektedirler. Öyle ki bunlar peygamberden kesin bir şekilde bize ulaşan hadislerin sayısının çok az olduğunu söylemektedirler. Ve bunlar sahabeden olan hadis ravilerine ve hadiste imam olmuş tabiine dil uzatmaktadırlar. Onları yalancılıkla itham ederek ve kötü isimlerle isimlendirerek yaygara çıkarmaya çalışmaktadırlar. Sünnete itimat edilmez, hadise itimat edilmez, peygamber hiçbir şeyi kanun koyamaz dinde hiç bir şey icat edemez, dinde hiç bir şeyi meşru etme hakkına sahip değildir fikrini ve inancını yaymak için batıl olan davalarına çağırmaya devam ettiler ve hala devam etmektedirler. Ve bunlar; İslam’ın şiarı yalnızca Kur’an’dır ve Kur’an dışında peygamber dahi söz söyleme hakkına sahip değildir naralarını yükseltmeye başladır. Geçmişten günümüze kadar hadis ravilerine karşı olan bu tutum ve yaklaşımın tek bir hedefi vardır. O da çeşitli söylemlerle, çeşitli yollarla, değişik ibarelerle İslam ve İslam’ın usulünü yok etmek, tarihten silmektir. İslam düşmanları, sünneti nebevinin kendi batıl inançları yayma noktasında büyük bir engel olduğunu gördüklerinden bu deyimleri dillendirmeye başladılar. Oysa bunlar sünnetin delilerinin güçlüğünü, İslam’da olan mertebesini, Kur’an’ın tefsiri ve beyanı olduğunu ve hayatın her alanında sünnetle amel etmenin vucubiyetini bilmektedirler. Buna rağmen sünneti mutahharaya düşmanlık beslemelerinin sebebi, sünneti kendi batıl inançlarına büyük bir engel olduğunu görmelerindendir.

On dört küsür asırdan beri bütün dünya Müslümanlarının sünneti kaynak, uyulması zorunlu ve gerekli olduğuna delil getirmeleri ve ona ittiba etmelerine rağmen, bizim bugün sünnetin delil olma noktasında tartışmamızın ve bunu kaleme almamızın, bundan bahsetmemizin sözün fazlası ve faydasız olduğuna kaniyiz. Ben Müslümanın diyen birinin sünnetin hüccet olmasına karşı durup sünnet hüccet değildir sözünü hayretle karşılamaktayız. Daha açık bir ifadeyle Resulu Ekrem’in (s.a.v) hadisleriyle amel etme farz değildir, zorunlu değildir, sadece ve sadece Kur’an ile amel etmek gerekir diyen bir Müslüman olabilir mi?! Hakikat şudur ki, ilk asırdan günümüze kadar Müslümanların cumhuru uleması, sünnetin uyulması gereken bir kaynak ve İslam şeriatinin hüccet ve delillerinden olduğunda ve ravisi ve senedi sahih olursa hadis ile amel etmenin vacip olduğuna, şek ve şüphe fitnesini uyandırarak zayıf ve kale alınmayacak sebeplerden ötürü sünnetin hüccet oluşuna gölge düşürmek isteyen küçük bir azınlık dışında, icma etmişler. Alimlerin ileri gelenleri bunlara karşı reddiyeler yazmıştır. Bu alimlerin başında da bu konuyu ilk defa kaleme alan İmam Şafii bulunmaktadır. O, el-Umm ve er-Risale adlı eserlerinde bunlara karşı reddiyeler yazmıştır. El- Umm’un ihtilaful hadis bölümünde ‘hadisleri tamamen reddeden taife’ başlıklı konuda ve usulü fıkıh alanında  yazmış olduğu er-Risale’nin ilk sayfalarında sünnetin hüccet ve İslam’ın ikinci kaynağı oluşundan ve sünnetin hiçbir zaman Kur’an’a ters düşmediğini, bilakis Kur’an’ın şerhi olduğunu ve Allah’ın emrinden ötürü sünnete ittiba etmemiz gerektiğinden bahsettiğini görmekteyiz. Allah kendisinden razı olsun. 

          Bir sonraki yazımızda da bu konuyu işlemeye devam edeceğiz.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI