Advert
BATI AYDINLANMASI VE İSLAM DÜNYASINA
Nevzat ÜLGER

BATI AYDINLANMASI VE İSLAM DÜNYASINA

Bu içerik 1869 kez okundu.
Konuyu dört alt başlık altında incelemek anlaşılabilir olmayı kolaylaştıracaktır zannederim; modernite, medeniyet, bilgi teorisi ve siyaset anlayışı. Modernite; her ne kadar Hıristiyanlıkla ilgili olarak başlatılmış gibi bir intiba veriyorsa da, aslında vahiyle en küçük bir bağlantısı olmayan “beşeri” bir din şeklinde gelişmiştir. Modernite olurlarını ve olmazlarını kendisi belirleyerek zımnen kendini adeta bir din yerine koymuştur. Zaten M.S. 376 yılından itibaren Hıristiyanlık, vahyi bağlarından oldukça koparılarak beşeri hale getirilmeye başlanmıştı. Çünkü Roma İmparatorunun iktidarı biraz da buna bağlı idi. Batıda sanayileşmenin alt yapısı 1350-1400 yıllarında oluşturulmaya başlanmış, büyük coğrafi keşiflerin ardından 1500’lü yıllarda, Amerika ve Afrika’dan Avrupa’ya altın ve gümüş akmıştır. Yerli halk öldürülmüş ve köleleştirilmiştir ama kapitalizm ve Batı böyle bir şey zaten. Esas sanayileşme 1735 yılında “Buharlı Makine” icat edilince, para+girişimcilik+ucuz işgücü bir araya getirilerek dünyanın ekseni batıya çevrilmiştir. Sanayileşme hareketi hız kazandıkça; materyalizm, komünizm, darvinizm, pozitivizm, ateizm, üç hal kanunu gibi fikir, felsefe ve iktisadi akımlar da insanların zihni birikimlerini modernite temelli olarak bina etmişlerdir. 1699 yılında, 400 yıldır yenemediği Osmanlı’yı mağlup eden batı güç dengesini ele geçirerek bir hayat öpücüğü almış, aynı savaşta talan izni vermediği için yenilen Osmanlı da, İslam dünyasını başsız bırakmış, çatı yıkılmaya başlamıştır. İslam inancına göre oluşturulan “İslam Medeniyeti” mensupları, 1803 yılından sonra Batılılaşma cereyanına çarptırılmıştır. Batı, İslam medeniyeti mensuplarına Hıristiyanlık inancına göre oluşturulan “Batı Medeniyeti”ni kurtarıcı olarak sunmuştur. Etkisi de aşağı yukarı 200 yıl devam etmiştir. Medeniyetlere bu isimlerin verilmesi, medeniyetleri dinlerin oluşturması esasıdır. Etnik yapılar medeniyet oluşturamazlar ancak kültür oluştururlar. Batı, aynı zaman diliminde, “bilgi teorisini” vahyi esaslardan kopararak rasyonalite üzerine bina ederek, insanlara makul gelebilecek “akılcılık” etiketini rasyonalite olarak sunmuştur. Oysa İslam tarihinde bu akım daha 8.yy’da mağlup olmuştu ama şimdiki çıkış kaynağı cazip olarak sunuldu insanlığa. Deneycilik ve materyalizm birlikte paketlenerek, ateizmin gelişmesi için vahyi yaratılış ve bilgi teorisi inkar edilmiştir. Batılı insanların birçoğu günümüzde bu fikirlerin yanlışlığını ve temelsizliğini görerek Müslüman olmakta ama İslam dünyasındaki bazı insanlar süfli yaşayışın cazibesinden kurtulamayarak maalesef hala daha Batının bayiliğini yapmaya devam ediyorlar. Halbuki batı artık uyanan İslam dünyası karşısında imal-i fikir edemiyor. Batının “siyaset teorisi” de 20. yy’ın son çeyreğine kadar hile ve baskı ile cazibesini koruyordu. İnsanlar Makyavel’i anladıkça kandırıldıklarını fark ettiler ve yapılanları sorgulamaya başladılar. Oyunun bir Makyavelizm olduğunu gördüler. Çünkü artık anlaşıldı ki; Batı eşitlikçi değil, baskıcıdır. Dini değerleri reddeder, akli değerlere iman eder. Hukuka bağlılığı işine geldiği kadar olup, keyfiliği sonuna kadardır. Yönetim anlayışında mezardan sonrası için hesap yapmaz, tamamen seküler bir anlayışa sahiptir. İdarecilik anlayışında halkın menfaatlerini gözetme yoktur, hükümdarın-rejimin ve çıkar guruplarının maslahatını gözetme vardır. İslam dünyası “İslam Baharı”nı ilk defa 1950 yılında yaşadı. Batıda egemen olan siyasal düzen ya da teorilerin İslam dünyasında kendine yer bulma çabaları, hakim ses aracılığıyla İslam geleneğindeki bazı düşünce ve anlayışları eleştirilere uğratmıştı. Ancak bu mekanizma artık eskisi kadar işlemiyor. Görünen o ki, Müslümanlar artık nasıl kalkınacaklarını ve bu yolda neler yapılması gerektiğini biliyorlar. Siyasetin, paranın ve bilimin nasıl elde edilip nasıl kullanılacağını, ölümden sonrası için gerekli olanları yeniden hazırlıyorlar. Serada yaptıklarının, Süreyya’da niçin ve nasıl filizleneceğini de artık hatırladılar ve yeniden anladılar. NEVZAT ÜLGER
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X