Advert
NÜKLEER ENERJİYE DARBE(Mİ?)
Nevzat ÜLGER

NÜKLEER ENERJİYE DARBE(Mİ?)

Bu içerik 1942 kez okundu.

          Türkiye’de 30 yıllık tek parti iktidarından sonra 1950 yılında yapılan ilk genel seçimde Demokrat Parti iktidar olur.    1950-1960 yılları arasında on yılda çok işler başarılır ama dört tanesini esas alacak olursak; 1-Topraksız köylüye toprak dağıtılması 2- Elektrik santrallerinin kurulması (Elazığ-Hazar santrali de bu döneme aittir) 3- Çimento fabrikalarının kurulması 4- Ezanın aslına döndürülmesi. Kalkınmanın motorunun elektrik olduğu düşünülürse konu daha netleşir.

         Sayılan bu maddeler 27 Mayıs darbesinin gerekçesini oluşturmuş sayılarak, hiçbir kuralı olmaksızın, dahası içlerinde orgeneral rütbeli bir komutanları dahi olmadığı halde darbe yapılmıştır.

         1965 yılında iktidara gelen Adalet Partisi de barajlara önem verir ve 1968 yılında Keban barajının temeli atılır. Devrin başbakanı elektrik santralleri ve barajlar yapmak için çabalamaktadır. İktidarın bu girişimleri içeride dışarıda birtakım yerlere rahatsızlık verir ve 12 Mart 1971’de askerler muhtıra verirler. Konunun elektrikle ilgisini kurmak için muhtıradan sonra kurulan hükumetin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı İhsan Topaloğlu’nun açıklamasına dikkat çekmek gerekir: “Türkiye'nin bu kadar enerjiye ihtiyacı yok. Elektriğin fazlasını ne yapacağız. Enerji yatırımı israftır.” Bu cümleler ilgilisine ait arşiv cümleleridir.

         Yıl 1983. 12 Eylül darbesinden sonra yapılan ilk genel seçimde istenmemesine rağmen Anavatan Partisi iktidara gelir.

         Bu dönemde Turgut Özal birçok önemli işin yanında bir de tamamen yerli mühendis ve teknik elemanların marifeti ile Atatürk Barajı ve Karakaya Barajı gibi birçok baraj kurdurur. Ayrıca GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) tamamlanır. Kirli, maksatlı ve bulanık zihinler yapılanları anlamamakta ısrar ederek Turgut Özal’a muhtıra veremediler ama Cumhurbaşkanlığı koltuğunu da ona diken ettiler adeta. Bilindiği üzere ölümü üzerine dahi çok spekülasyonlar yapıldı.

        1995 genel seçimlerinden Refah Partisi birinci parti olarak çıktı. İstenmemesine rağmen 28 Haziran 1996 günü Erbakan başkanlığında Refah-Yol (RP+DYP) koalisyonu kuruldu. Diğer icraatlarının yanında rantiyenin gelirini artırmaktan başka bir amaç taşımayan kredi kullanımını önlemek maksadıyla oluşturulan “havuz sistemi” ile “D-8” projesinin ardından adına “28 Şubat” denilen hareketle hükumet istifa etmek zorunda bırakılmıştır. Olayın servisi; “militan demokrat hukukçular”, “darbe şakşakçısı medyatörler” ve “aydınımsı çevreler” tarafından yapıldı.

         2002 yılında yapılan genel seçimlerde AK Parti iktidar oldu. Sistem değiştirecek başarılı işlerin yanında bir de “nükleer santraller" kurma yoluna gitti. Akkuyu, Sinop ve Edirne. Yöneticilerin kimlikleri, hayatı algılama biçimleri ile Müslüman oluşları elbette birilerini rahatsız etti ama ihracatın artırılması, 3. Hava limanı, nükleer santraller ile Kanal İstanbul projeleri mevcut iktidara içte ve dışta geliştirilen tepkinin esas nedenidir diye düşünüyorum.

         Dikkat edilecek olursa yukarıda sıralanan bütün iktidarların ortak noktası; kalkınmacı ve halkın iyiliği için çalışan iktidarlar olması onların başat belirleyicileridir.

         Tekrar başa dönelim. Kalkınma için çimento lazımsa, fabrika lazımsa, tesis lazımsa vs hep elektriğe ihtiyaç var. Yeterli elektrik olmasaydı ihracatımız 160 milyar doları aşar mıydı? Fert başına gelirin 15.000 doların üstüne çıkması için kalkınma, kalkınma için de elektrik gerekir. Terör örgütünün doğuda 20 civarında HES yatırımına saldırıları da hep kalkınmayı tetikleyen elektrikle ilgilidir.

         Elin oğlu bu gelişmeyi görerek milletin egemenliğine karşı çıkıyor, bunu anlayabiliyoruz. Peki, kendisinin vatandan ve milletten yana olduğunu söyleyen insanlar bu oyunu nasıl anlamıyorlar, doğrusu acınası bir durum.

         İyi ile kötüyü, güzelle çirkini birbirine karıştıran ideolojilerin peşinden koşan insanlar olarak hepimiz daha sağlıklı düşünmek için acaba bu konuları biraz tefekkür etsek iyi olmaz mı?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X