Advert
ZİHİNSEL ENGEL(Lİ)LER
Nevzat ÜLGER

ZİHİNSEL ENGEL(Lİ)LER

Bu içerik 1666 kez okundu.

         İslam tarihi boyunca medeniyet çatışması anlamında Müslümanlar diğer medeniyetler tarafından üç defa meydan okumayla karşılaşmışlardır:

         Birincisi Yunan felsefesinin bir düşünüş şekli olarak etkisi karşısında.

         İkincisi 13. yüzyılda Moğol istilası etkisi ile.

         Üçüncüsü ve en etkilisi de 18. yüzyılda başlayan sanayi devriminin getirdiği pozitivist ve materyalist dünya görüşü ile.

         Yunan felsefesi kanalı ile olan meydan okuma; özellikle İmam Gazali ve benzeri alimlerin ciddi ve tutarlı çalışmaları ile etkisini oldukça kaybetmiş, tam aksine Batı’ya İslam düşünce sistemi giriş yapmıştır. Hatta bu İslam medeniyetinin bu etkisi günümüzde de devam etmekte olup birçok konuda Batı İslam medeniyetinin birçok konusunu içselleştirmeye devam etmektedir.

         Moğol istilası sunucunda özellikle maddi bir meydan okumayla karşı karşıya kalan İslam dünyası çabuk toparlanmış hatta Moğollar, İslam dinini tanıyınca Şamanizmi terk ederek kısa sürede Müslüman olmuşlardır.

         Üçüncü meydan okuma daha çok içerik yönüyle farklı olmuş, Batı, tarım toplumundan sanayi toplumu şekline geçtiğinden Müslümanlar bu değişimden oldukça etkilenmişlerdir. Batı teknoloji alanındaki değişimini düşünce alanında çoğunlukla bir inkar politikası üzerine bina ederken, Müslümanlar karşılarında daha çok “yaratıcıya karşı herhangi bir sorumluluk duymayan”, yaratıcının “kudret” vasfını kabul etmemekten dolayı “determinizm” çıkmazında kalan bir yapıyla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Bunun sonucunda da pozitivizm ve materyalizm Batı için yaşayışlarını ve düşünce yapılarını oluşturan temel olgular haline gelirken, Müslümanlar da bu olumsuzluklardan etkilenmişlerdir.

         Sonuncu meydan okuma neticesinde Batı’da meydana gelen pozitivist düşünce, Ogust Comte’un Türkiye temsilcisi Ziya Gökalp ve kurucu kadro vasıtasıyla Türkiye’yi de belli bir süre etkisine almış, bu etki günümüzde de bazı marjinal guruplarda devam etmektedir. Keza pozitivist düşünce gereği yaratıcının yerini “bilim” aldığından, materyalizm yarım asırdan fazla bu ülkede etkili olmuştur. 20. yüzyılın son çeyreğinden sonra etkisi azalan bu akımlar, kısmen de olsa devam etmektedir.

         Materyalist anlayış; varlığı sadece madde ile sınırlı tutarak aslında çok önem verdiklerini söyledikleri aklı, maalesef akıldışı tutarak bir nevi samimiyetsizlik sahasında kalmışlardır.

         Batı; kalkınmak için sermayenin ancak belli ellerde toplanarak/temerküz ederek kalkınma olacağına kendilerini inandırmaları sonucu, zenginlik yalnız belli ellerde dolaşan bir devlet haline gelmiş ve toplumun büyük kitlesini oluşturan kesim “insanca olmayan” bir yaşayışa mahkum edilmiştir. Gelirin adil olmayan dağılımı neticesinde toplumsal huzursuzluklar alabildiğine artmış, intiharlar, eşcinsellikler, uyuşturucu alışkanlıkları vs gibi davranış sahiplerinin devlete ve varlıklı kesimlere karşı isyanları önlenerek, bireysel ahlak dışılık özendirilmiştir.

         İnsanlar ve toplumlar nasıl inanıyorlarsa öyle idare edilirler ilkesi, Batı için bir güdüleme ilkesidir ve bilinçli olarak toplumun yüzde seksenlik kesimi özellikle idareden ve paradan uzak tutulmaya çalışılmaktadır.

         Peki biz neredeyiz? İrdeleyeceğiz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR