Advert
YOL - YOLCULUK
M.SALİH DEMİRDAĞ

YOL - YOLCULUK

Bu içerik 247 kez okundu.

            Yol, eylemin öznesine birikim sağlayan nesne...

            Yolcu, ins, özne...

            Denklem, çok bilinmeyenli... Ya da, Harezmi'nin resmettiği ifade ile "sıfır" problemli... Bu hasbıhalimizin mevzuunu da, yol ile yolcunun denklemi, açmazları ve mümkünse çözümü olarak belirleyelim dostlar. Bakalım neşrin neticesi, bizi labirentten çıkarabilecek mi?

            Bilmekle başlar yolculuk. Bilinmezle ya da bilmemekle gidilecek yol da, varılacak menzil de, hedeflenenin uzağında bir yerde nefeslenmemize sebeptir.

            İns tekinin bilinç silahını kuşanmadan çıktığı yolun tabii olmayan ve yine sol omzumuza düşün yükleyen anlayışın yola döşediği işaretleri, varacağımız menzilin çok ötesinde bir dünya inşa edecektir zihnimize.           

             "Yaratılan" harmanlaması, omzumuzun sağ tarafına atılmış çentiklerden biri ise ve bu da insan evladınca kabul görmüşse, ilk adım doğru atılmış demektir. Atılan ilk doğru adım, menzile götürecek yolun sonraki işaretlerinin de, mevzilenmesine sebep olacaktır. Zira her işaret, sınırları olan, insan tekinin menzile yöneliş gayesini unutturmak isteyen şeffaf renkli dokunuştur aynı zamanda. /Şeffafı "renk" olarak ifade etmem, sadece bu betimlemeye has bir önerme./ Dimağımızdaki renk cümbüşünden seçtiğimiz renklerle boyayabilirsek işaretlerimizi ve her işaretimizi boyadıktan sonra, eski kavimlerin kutsalın sembolü olarak kabul ettiği "kutlama"yı hayatımızın kabullerinden biri olarak görmeye başlarsak, menzil yaklaşır adım adım.

            Yüklenmemiz gerek...

            Yükte de, pahada da ağır olanları...

            Bir kitaba dokunmak gerek... Ki, geometrik tanımlama ile dosdoğru bir ışık doğrusudur o.

            Güvercin kanadına tutunmak gerek. Kanadın her bir tüyünün, emvalden ve de eşyadan öte olduğunu belleğimize nakşeylemişizdir yıllarca...

            Ak sakallılarımıza dokunmak gerek. Belleğimizle ve de yüreğimizle. Gövdemizi ve gövdemizden nice ağırlığı olan zihin mirasımızı bastığımız toprak kadar münbitler zira onlar.

            Şiir yazmamız gerek mesela, menzile odaklanan gözbebeğimize. Zira şiirin görmeye etkili emlerden biri olduğuna şehadet edilmiştir asırlarca.

            Nağme gerek bir de, diriliğini kaybetmiş zihin hücrelerine... Zira biz, suyun ve de sazın iniltisini ninni kabul eden toplum hafızasında beklemekteyiz hâlâ.

            Ve "evet"i öğreten "evet"e mecbur kılan pratik sosyal, ekonomik yaşam işaretlerine ve de işaret edenlerine "hayır" gerek bir de... Zira "Yeşil Yol"un işaretçileri, bahşedilen doğruları "hayır" gölgesi ile bize katık olarak sunmaya devam etmekteler.

            Ve...

            Sevmek gerek... Aşk gerek... Dert gerek... Tuz gerek...

            Gerekler çok... Onları bulmak gerek... Şairin özlü sözüne itibar gerek:

           

 

Yanı başımda
Bir kitap dizesine saklı
Gölgesine kutsallık vehmeden Tanrılar
Sevemedim sizi
Uzaktı sizlere
Yüreğinize seslenen baharlar
Yedi rengi bilemediniz - barınamadınız
Duyamadım sizi
Kulağıma zemheri soğuğu idi, fısıldadığınız
Varken siz
Koklayamadım hayatı, yaban çiçeği asiliğinde
“El” oldunuz, gelemedim
Usumun, dilimin teline
Uzak durun
Yüreğimden beslenmiş bir kılıç var elimde
Çifte su verilmiş bir aşk büyütmekteyim
Acı bir harç kararak
Bakınız!!!
Yüreğimden avuçladığı huzmeyi Kılıca sarmakta elim

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu