Advert
İCMA VE AKLİ DELİLLERLE SÜNNETİN HÜCCET OLUŞUNUN İSPATI
Halit POLAT

İCMA VE AKLİ DELİLLERLE SÜNNETİN HÜCCET OLUŞUNUN İSPATI

Bu içerik 410 kez okundu.

Daha önceki yazılarımızda sünnetin asli kaynak oluşunu Kur’an ayetlerinden, hadislerden, ümmetin icmasından ve akli delillerden faydalanarak ispatlamaya çalışacağımızdan bahsetmiş ve Kur’an ve hadislerde sünnetin delil oluşunu ele almıştık. Bu haftaki yazımızda ümmetin icmasından ve akli delillerden bahsedeceğiz.

İcma İle Sünnetin Hüccet Oluşunun İspatı

Sahabe döneminden itibaren günümüze kadar sünnetin, İslam şeriatının ikinci asli kaynağı oluşu icma ile sabit olmuştur. Sünnetin; bazı durumlarda Kur’an ile birlikte, bazı durumlarda da müstakil olarak ahkam ispat ettiğinde alimler icma etmişlerdir. Kısacası sünnet, bazen Kur’an’a ittiba ederek aynı şeyleri söylemiş, bazı durumlarda ise tek başına hüküm koymuştur. Sünnetin mertebesi hakkında her ne kadar tartışmalar olmuşsa da, her ne kadar bazı rivayetler de sıkıntılar varsa da bütün rivayetleri bir araya topladığımızda sünnet ikinci mertebe de sayılmıştır.

Bu icmanın ispatı ile ilgili olarak şu eserleri sayabiliriz:

Hz. Ömer Kadı Şureyeh’e yazdığı mektubunda şöyle demiştir: “Sana bir mesele sorulursa o mesele Allah’ın kitabında varsa Allah’ın kitabıyla hüküm ver. Allah’ın kitabında bahsi olmayan bir mesele sorulursa Resulullah’ın (s.a.v) sünnetiyle hükmet.”

Konuyla ilgili İbn-i Mesud şöyle demektedir: “Kime bir hususta hüküm sorulursa Allah’ın kitabıyla hüküm versin,  meselenin çözümü noktasında kitapta emir yoksa Reslullah’ın verdiği hükümle karar kılsın.”

Akli Delillerle Sünnetin Hüccet Oluşunun İspatı

Kur’an’ı Kerim’de Allah’ın Resulüne (s.a.v)  hitapla: “İnsanlara indirileni onlar beyan etmen ve onlarında düşünmeleri için bu zikri sana indirdik.” (Nahl 44)

Bu ayetten anlaşılmaktadır ki Resulullah (s.a.v) kendisine indirilen ayetleri açıklamayla, ayeti kerimeleri hadiseler üzerinde tatbik ederek anlatmayla mükelleftir.

Bu nedenle sahabe, anlamadıkları hususlarda Resulullah’a müracaat etmişlerdir. Karşılaştıkları sorunların çözümü için Resulullah’tan fetva istemişler, Resulullah’ta onlara yaşadıkları sorunlardan nasıl kurtulacaklarını açıklamıştır.

Mesela; oruç tutulmasını farz kılan ayette unutarak yeme içme halinde ne yapılacağından bahsedilmez. Bu durum sahabe üzerine müşkil oldu. Sahabeden biri Allah’ın, kitabını tefsir etmeyle mükellef kıldığı Resulullah’a gelip şöyle dedi: “Ya Resulullah ben oruçlu iken unutarak yemek yedim.” Resulullah şöyle cevap verdi: “Orucun geçerlidir. Orucunu tamamla, o yemeği sana yediren ancak rabbindir.”

Hatayla ve unutarak yapılan şeylerde af vardır. Resulullah bu hükmü şu ayetten çıkarmıştır: “Ya Rabbi! Bizi unutarak veya hatayla yapmış olduğumuz şeylerden dolayı cezalandırma” (Bakara 286)

 

Kur’an’da unutarak yemenin orucu bozacağına dair açık bir hüküm olmamasına rağmen, unutarak yemenin orucu bozmayacağına dair hadislerin Kur’an’a muhalif olduğu söylenebilir mi? Peygamber ayetten başka bir hükmü istinbat edemez denebilir mi?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir