Advert
2001 YILINDAN GÜNÜMÜZE AK PARTİ (2)
Nevzat ÜLGER

2001 YILINDAN GÜNÜMÜZE AK PARTİ (2)

Bu içerik 1880 kez okundu.

Geçen yazının devamı)

      AK Parti 3 Kasım 2002 günü yapılan genel seçimleri büyük bir sayısal üstünlükle kazanarak iktidar olunca ülkenin kangren olmuş meselelerini kendinden emin bir şekilde çözmeye başlamıştı.  Ancak kişisel tercih ve bir zevk meselesi olarak görülen türban konusuna el atınca İslam düşmanlığı konusunda tebarüz etmiş kişi ve gurupların toplu protestosu ile karşılaşmıştı. Bu konu ancak 30 Eylül 2013 tarihinde çözülebilecekti.

      Esasen 3 Kasım 2002 seçim sonuçlarından dolayı başlangıçta yalnız içerdeki bazı kişi ve guruplar değil, Avrupa ve ABD’de derinden rahatsız olmuşlardı. Fakat AK Parti ekonomik sahada başarılar elde edince süreci kabullendiler ve AK Parti’nin Genel Başkanını ve lider kadrosunu takdir etmek zorunda kaldılar.

      Hem iç güçlerin hem de dış güçlerin alışmadıkları tablolardan dolayı doğrusu oldukça rahatsızlık duyuyorlardı. Daha sonra seçilecek olan Cumhurbaşkanı’nın da, Başbakan’ın da, Meclis Başkanı’nın da, birçok bakan ve Milletvekili’nin de eşleri tesettürlüydü. İçki de içmiyorlardı, Batı tipi bir alışkanlıkları da yoktu. Bu görüntünün halka sirayet etmesi durumunda da 150 yıllık Batılılaştırma gayretleri boşa gitmiş olacaktı. Çünkü Batıcılık bizde şekilcilik olarak algılanıyordu.

      AK Parti, Cumhurbaşkanlığı’na Abdullah Gül’ü aday gösterince bütün zinde güçler harekete geçti.  Yapılan seçimi Abdullah Gül kazanınca CHP seçimi Anayasa Mahkemesine götürdü.  Arkasından da bir seks skandalı ile görevini bırakmak zorunda kalan eski Genel Başkan Deniz Baykal; “eğer seçim iptal olmazsa ülkede çatışma çıkacağını” söyleyerek tehditler savurdu. Anayasa Mahkemesi de, Sabih Kanadoğlu’nun icadı olan 367 gibi bir rakam ortaya sürerek seçimi iptal etti. Gerçi Çankaya seçimleri her zaman sıkıntılı olmuştur ama 367 gibi bir gerekçeyi bu ülke ilk defa gördü. Bunun arkasından Genelkurmay Başkanı da 27 Nisan bildirisi olarak siyasi literatüre geçecek olan bir bildiri (!) yayınlayınca, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak AK Parti hükümeti, bildiriyi muhtıra olarak gördüğünü, hükümete verilmiş kabul ettiğini ve hükümetin emrindeki bir kurumun hükümete muhtıra veremeyeceğini söyleyerek muhtırayı reddetti. Ardından erken seçim kararı alarak % 47’lik bir çoğunlukla halktan güvenoyu aldı ve meclis çoğunluğunu yeniden elde etti. Abdullah Gül’ü yeniden aday göstererek Cumhurbaşkanı seçti. Eski imtiyazlı konumlarını kaybettiklerini iyice anlayan eski elitler AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açtılar. Mahkeme ileri sürülen delilleri gerçekçi bulmayarak bu isteği de reddetti.

      AK Parti’nin ülkedeki vesayetçi sisteme esas son verdiği tarih 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum’dur. Anayasa’da yapılan 26 maddelik değişiklik içeren paket, TBMM tarafından kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından referanduma sunuldu. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum sonunda halk % 58’lik bir çoğunlukla yapılan değişikliğe evet derken, % 42’lik bir kitlede değişikliğe hayır dedi. Değişiklik kabul edildi. Referandumda CHP;  MHP, BDP ve İşçi Partisi ile ülkedeki marjinal guruplar hayır oyu kullandılar. AK Parti,  BBP ve Numan Kurtulmuş yönetimindeki Saadet Partisi ile bir kısım eski ülkücüler evet oyu kullandı. Referanduma evet dediği için Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi’nden ayrılmak zorunda bırakıldı. Bu arada hayır oyu vermekle birlikte MHP meclisteki oylamaya katılırken, CHP ve BDP meclise girmedi.

      Referandumda Elazığ’da kayıtlı olan 374.530 seçmenden referanduma katılan 302.605 seçmenin, 296.663’ü (% 82) evet, 54.052’si de (% 18) hayır oyu kullandı.       

                                                             NEVZAT ÜLGER

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X