Advert
ZİYA GÖKALP'İN DİNİ
Nevzat ÜLGER

ZİYA GÖKALP'İN DİNİ

Bu içerik 1990 kez okundu.

1968 yılında felsefe derslerimize İBRAHİM TALİ ALBAYRAK isminde bir hocamız girerdi. Kendisi babacan bir insandı. Hocamız solcuydu ama yerli bir kafaydı. Gerçi altmışlı yıllarda solculuk, bu gün mahkûm edilen “Ergenekon örgütü” denilen devlette köşe edinmiş az bir gurubun himayesinde yürüyen bir “moda” akımdı. Hatta “devletlu” bir büyüğümüzün damadının tabiri ile “solcu olmak adam olmaktır” diye tarif ediliyordu. İşte o felsefe hocamız sınıfta “ sosyolojik iki akım vardı genç Türkiye’nin önünde; Le Play ve Auguste Comte ile Comte’un takipçisi Emile Durkheime akımları revaçtaydı. Türkiye Auguste Comte’u tercih etti ve ülkeye sıkıntılar verdi” diyordu. Baskıcılığın zararlarını anlatıyordu ama solcu olduğu için biz hocayı biraz da pazarlıklı dinliyorduk.

Le Play; (1806-1882) hücredeki atom gibi aile de toplumun çekirdeğidir fikrini ileri sürüyor, bir toplumda eğer ailenin bunalımlarına ve sorunlarına çözüm bulunamazsa toplumsal kargaşa olur diyordu. Ademi merkeziyetçiydi. Türkiye’deki en belirgin temsilcisi Prens Sabahattin’di.

Auguste Comte; (1798-1857) Newton’un fizik kanunlarından hareketle toplumu esas alıp, bireyi görmezden geliyordu. Fransa’dan sonra en fazla Brezilya ve Türkiye’de kabul görüyordu. Tanzimat’la birlikte daha çok bürokraside ve askerler arasında kabul görerek belki de “bürokratik vesayet” fikrinin başlatıcısı oluyordu. Daha sonra gizli cemiyetlerde ve Jön Türkler arasında kabul görerek, 1908 yılında İttihat ve Terakkiciler marifetiyle ihtilal yaparak iktidar oluyordu. Sonrada ülkeyi savaşa sokarak koca imparatorluğu parçalıyorlardı Comte’un Türkiye’de taraftarları çok olmakla birlikte bilinen en belirgin müridi Ziya Gökalp’tir. İslam dünyasında İslam’ı açıktan reddedemeyenler Comte’un pozitivizmini, inkar için adeta bir Truva Atı olarak kullanıyorlardı. Onlara göre pozitivizm bir “insanlık dini” olarak yeterli işleve sahipti. Bu dinin sahte peygamberi de Auguste Comte’du. Zaten Comte, meşhur üç hal kanununda da; bir toplum; birinci merhale teoloji dönemi, ikinci merhale metafizik dönemi, son merhalede dinin yerini bilimin almasıydı.

Comte’un belkide topluma aktarılmayan en belirgin görüşü ise; demokrasiye karşı oluşu ile modern toplumun ancak bilimle donanmış elitler eliyle ve baskıcı yöntemler kullanılarak geliştirilirken halkın yok sayılması gereğidir. Bu görüş daha talebelik döneminden itibaren askere en doğru görüş olarak anlatılınca tarihimiz adeta bir darbeler tarihi haline geliyordu. Tabi bu gücün yanına bürokratları, bilim adamlarını, medya ve finans aktörlerini de eklediniz mi darbe kolaylaşıyordu.

Comte, yönetici sınıftaki seçkinler nazarında bilimi dinin yerine ikame edince, geriye zavallı halk kalıyordu. Onun için de Cumhuriyetin ilk bakanlarından Dr. Rıza Nur aynı görüşleri, sadık bir mürit edasıyla zikrederek, avam için ibadetsiz bir dinin gerekli olduğuna kendisinin de isimlerini verdiği birçok kurucu kadrunun da aynı görüşleri paylaştığını hatıratında zikreder. Bunlara “deist” deniyor. Bunlar bozuk saat tamircisi pozisyonunda bir yaratıcıyı kabul ederken, peygamber(ler)i asla kabul etmezler. Peygamberi kabul etmeyince de amel ve ibadet gibi bir kavram da bulunmuyor.

Aklıma geliyor yani, Comte’u, Pozitivizmi ve Batıcılığı savunanlar, ya neyi savunduklarını bilmiyorlar veya dıştan inanmış görünüyorlar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı