Advert
İSLAMCILIK ÜZERİNE
Nevzat ÜLGER

İSLAMCILIK ÜZERİNE

Bu içerik 1893 kez okundu.

Cumhurbaşkanı “yerli ve milli” diye tarif etti bu ülkenin evlatlarını. Yerli ve milli olmayanlar sadece bu ülkede yaşıyorlar demek istedi herhalde. Elbette çok haklı. Bizim bir zamanlar “cihan imparatorluğumuz” vardı. Sonra onu Batı ve onun yerli işbirlikçileri yıktılar. Şimdi de bu ülkede yaşayıp çeşitli gurup ve cemaatlere mensup birtakım insanların da yapmak istedikleri aynı değil mi? İşte yerli ve milli olanlar, bu oyunların farkında olan ve bu netameli durumdan nasıl kalkacağını bilen insanlardır.

Bundan elli yıl önce “İslamcılık” akımı başlatılmıştı belli bir aradan sonra. Tabi şimdi bu akım mensuplarının birçoğunda hem söylem değişikliği hem de hayatı yaşama biçimi çok değişti. Bu konuda kimler neler söylüyor, önce ona bakalım sonra birkaç tenakuzu not düşerim inşallah. Bu söylemlerden İslami camiada kısa sürede devlet, siyaset, iktidar, sermaye, cihat gibi konularda algının seyrini takip etmek kolaylaşır. Gerçi bu ülkede algı değişikliğini çabuklaştıran çokça da olay olmuyor değil yani.

70’li yıllarda geliştirilen ideal, 12 Eylül darbesiyle biraz sendeledi. Sonra bir kısmı ANAP içerisine dahil oldu bu insanların ama önemli bir kısmı Milli Görüş şemsiyesi altında sistem içerisinde sisteme karşı siyaset yaptı. Bu bağlamda 80’li yıllarda bazı İslamcıların “Kenan Evren şeriatı ilan edecek” türünden aforizmalarına da şahit olduk doğrusu. Gerçi verilen mücadele ile birlikte Özal hükümetlerinin bir kısmının toleranslarıyla hem devlet kısmen dönüştü hem de İslamcılar kısmen dönüştü. O günden beri nargile salonlarında oturan İslamcıları da görüyoruz, ihale kovalayanları da, zihnini sadet-i dareyne yarayacak bilgilerle dolduranları da görüyoruz hala 70’lerin sloganlarını aşamayanları da görüyoruz. Bir karma yapalım müsaadenizle:

Cevat Özkaya: Sermaye ile son derece esnek, son derece ilkesel sınırları zorlayan bir tavır geliştiren kişilerin arttığını görüyoruz. Dün sloganik olarak siyasete karşı çıkan birçok insan şimdi devlette önemli görevlere getirildiler ve bu insanların taraftarlığı da hala sloganik.

Muttalip Tütüncü: Eski kuşak İslamcıların daha entelektüel, derin, dindar, devrimci ve diri teklif ve iddiaları varken bugünün genç kuşak İslamcıları, sırf günlük siyasi tercihleri üzerinden çabuk çorba hızında İslamcı olabiliyorlar.

Halime Kökçe: Muhalif damar kaybolmadı devlet demokratlaştı. Bu demokratikleşmenin İslami kadrolar eliyle olduğu unutulmamalıdır.

İbrahim tenekeci: Türkiye 100 yıl önceki kadar İslamcı. İslamcılık Bağdat, Şam, Kudüs ve Kahire’yi İstanbul’dan ayrı düşünmemektir.

Yasin Aktay: İslamcı entelektüeller ve ilmi çevreler çok zengin bir literatür ve çoğulcu bir söylem ortaya koymuş durumdalar. Kendi içinde ihtilaflı ve tartışma konusu olan bu söylem toplamda Türkiye İslamcılığının derinleşmesi demektir.

Mustafa Toprak: Profesyonel İslamcılık heyecanı yaraladı. Yeni kuşaklar siyasetin içine yakın durmaktan gittikçe uzaklaşmaktalar. Siyaset kendi seyrini STK’lar üzerinden şekillendiriyor.

Cihan aktaş: Sağcı jargon tevhidi bakış açısını kısıtlıyor. Ülke ve dünya meselelerini kavrama konusunda siyasi platformda başvurulan sağcı jargon, İslamcılığa özgü Tevhidi bakış açısının kısıtlanması anlamına geliyor.

Hamza Türkmen: Artık bastığımız zemin verimli. Bugün Türkiye Müslümanları veya İslamcıları aksama ve zaafları aşma konusunda çok daha imkanlı ve birikimli. Yeter ki şura ve emanet ahlakını öne çıkaralım.

Abdurahman Dilipak: İslamcılık tanımı doğru değil. Müslümanların devletle ilişkisi asimetrik. Dindarlar devleti ele geçirerek servet ve gücü ele geçirip toplumu dönüştürmek isterler. Devlet de dini kontrol altına alma çabasındadır.

Önemli bir not; kimse İslamcılığın bittiğini düşünmüyor. Birileri bitsin istedikleri için öyle yazıp duruyorlar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X