Advert
AZİZ SANCAR VE ORHAN PAMUK
Nevzat ÜLGER

AZİZ SANCAR VE ORHAN PAMUK

Bu içerik 1804 kez okundu.

21.yüzyılın başlarında iki Nobel ödüllü vatandaşımız var. Orhan Pamuk ve Aziz Sancar. Biri edebiyat alanında diğeri kimya dalında Nobel ödülüne layık görüldüler. Hem de bu ödüllerini on yıllık bir zaman diliminde peş peşe aldılar. İkisine de teşekkür ederiz. Bu ülkeye iki tane önemli ödül hediye ettiler.

İlk Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk 1952 İstanbul doğumlu. 1974 yılından itibaren yazıyor. İlk romanı “1979 doğumlu ve “Karanlık ve Işık” ismini taşıyor. “İsveç kraliyet Bilimler Akademisi” tarafından her yıl ayrı bilim dallarında verilen Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk vatandaşıdır.  Ödül 2006 yılında “Kentin melenkolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan” Orhan Pamuk’a verilmiştir. Kitapları altmış dile çevrilmiş ve yüzden fazla ülkede yayımlanmıştır. Kitapları on bir milyon baskı yapmış. Dünyanın en etkili yüz kişisinden biri seçildi.

Orhan Pamuk’la ilgili çok şey söylendi ve yazıldı. Onun bir demeci merkeze konularak bir kesim tarafından adeta topa tutulurken bir kesim tarafından da alkışlandı.

Halbuki onun “avangard romancılardan” olduğunu söyleyen de oldu, onun romanlarının “ABD patentli postmodern romanlar” olduğunu söyleyenler de oldu. Hatta bir gazeteci-tarihçi entelektüelimiz onun fikirlerinin “intihal olduğunu” söyledi. Ancak çoğu edebiyatçılar tarafından onun romanları “postmodern roman” kategorisine dahil edilmiştir.

Diğer Nobel ödüllü “bilim insanımız” Aziz Sancar 1946 Batman /Savur doğumlu. İstanbul Tıp Fakültesi mezunu. Bu güne kadar 33 kitap ve 415 bilimsel makale yayınlamış. “Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran” araştırmalarından dolayı 2015 yılında, “İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi” tarafından Kimya dalında ödüle layık görülmüştür. Nobel alan ikinci Türk vatandaşıdır. Onun da kendine özgü davranışları ve demeçleri oldu.

Cumhurbaşkanı tarafından davet edildi ve sarayda ağırlandı. Kravatında Osmanlı Arması, yakasında Türk Bayrağı rozeti vardı. Anıtkabire gitti ve “Müslüman mezarlığına gidildiği zaman Fatiha okunur” diyerek mozolede Fatiha suresini okudu. “Milliyetçilik moda değil ama ben milliyetçiğim” dedi. “ben daha çok Nobel alacağımızı düşünüyorum. Türkiye bilim insanını seviyor ve başarılı Türk bilim adamları var” diyerek geleceğe ümitle baktığını vurguladı. Son olarak da “Umuyorum ki aldığım Nobel ödülü, farklı kültürlerin, farklı dil ve dindeki insanların birbirlerini anlamasına yardımcı olur” dedi.

Aziz Sancar hakkında da çok şey söylendi. Arma ve rozeti ile anıtkabir’de Fatiha okumasına kadar, hatta 2016 yılının 19 Mayıs’ında tekrar gelmesine karşı çıkışlara kadar ne pespaye şeyler söylendi vb.

Şimdi buraya kadar yazdıklarımı zaten herkes takip ederek biliyordu. Benim söylemek istediğim bu iki önemli insanın toplumumuz tarafından algılanma ve onlarla ilgili yazılıp çizilenlerle ilgili olacak. Çünkü bu ülke insanlarının bu tip olaylarda top yekün sevinç duymalarını engelleyen her meslek gurubundan marjinal insanlar var.

Sağda ve solda bu iki Nobel ödülü sahibi insanla o kadar ileri geri şeyler söylediler ki, adeta bir başka ülkenin insanından bahsediyorlar intibaını verdiler. Her insanın farklı farklı düşünmesinden daha tabii ne olabilir k? “Cenab-ı Hak tarafından en güzel bir şekilde yaratılan insanın cevherinde sınırsız kabiliyetler, hadsiz meyiller, sayısız fikir ve tasavvurlar var.” Bu nedenle de insanların ayrı ayrı düşünmelerini biraz toleranslı karşılayıp, bu ülkenin sesini olumlu anlamda dünyaya duyuran insanlarımızın tamamına sahip çıkalım lütfen. Toplumda her şeye karşı çıkan, karşı çıkacak kimse bulamayınca da bizzat kendi değerlerine karşı çıkan her meslekten “marjinal” kişiler her zaman bulunacaktır, unutmayalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR