Advert
MODERN EFENDİLİK VE KÖLELİK
Habib KARAÇORLU

MODERN EFENDİLİK VE KÖLELİK

Bu içerik 364 kez okundu.

İnsanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan kölelik kurumu günümüzde yasal olarak tamamen ortadan kaldırılmıştır. Yüzyıllar boyunca tüm dünyada var olan kölelik, her ne kadar 1926 yılında Milletler Cemiyeti tarafından yasaklansa da, gerçekten kölelik kalkmış mıdır? Ülkemizde 1847 yılında Sultan Abdülmecid zamanında kaldırılan kölelik, fiili olarak devam etmekte midir?

İslam’dan önce efendi-köle ilişkisi tüm dünya ülkelerinde ağır ve zalimce yasalara bağlanmış, ilk çağlardan itibaren Mısır, Mezopotamya, Yunan, Bizans, İran ve Arap aleminde köleler, hür insanlardan ayrı bir statüde değerlendirilerek maliklerinin malı olarak kabul edilip, temel insan haklarından yoksun bırakılmışlardır.  Roma ve Bizans’ta sırf zevk için birbiriyle dövüştürülen, aslanlara parçalattırılan köleler insan bile sayılmamışlardır. Ancak İslam’ın gelişi ile insan haklarına kavuşmuş,  her kese, her canlıya verilen haklarla onlar da zulümden kurtulmuşlardır. İslam,  geldiği çağda tüm dünyada var olan köleliği yasaklamasa bile, koyduğu hükümlerle onların tüm insani haklarını koruma altına almış, köle sahibi olmayı ağır bir mükellefiyet haline getirmiştir. Kölenin dövülmesini  yasaklayan İslam Peygamberi (S.AV.): "Kim kölesini döverse, onun cezası kölesini âzad etmekle yerine getirilir."(Ahmet b. Hanbel  Müsned II.cilt s.25 61.h) buyurarak köle sahiplerine ağır bir müeyyide getirmiştir. Ayrıca birçok ibadetlerdeki kusurların keffareti ve taksirli suçların affı için köle azad etme şartı teklif edilmiştir.

Genelde ülkeler arasında yapılan savaşlar sonunda esir düşenlerden oluşan köleler ve cariyeler İslam’ın gelmesiyle tamamen özgürleşmeseler de diğer insanların sahip olduğu temel haklara kavuşmuşlardır. İslam hukukuna göre kölelerin tüm nafakaları, yani beslenme, giyim kuşam, barınma, sağlık ve diğer zaruri ihtiyaçları efendilerine aittir. Şayet efendisi bu ihtiyaçlarını karşılamazsa kölenin başka bir yerde çalışma hakkı vardır, şayet aldığı ücret yine yeterli gelmezse, kalan farkı efendisi ödemek zorundadır.(Bkz. Hukuku İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu, Ömer Nasuhi Bilmen C.2,S.508) Ayrıca Efendinin ödeyeceği miktar bulundukları beldede adet olan hayat standardına göre belirlenir.

Bugün efendilik ve kölelik değişik kılıklar altında devam etmektedir. Dünyadaki gelir dağılımına bakacak olursak, çok korkunç bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu göreceğiz. Dünyadaki en zengin yüzde birlik kesimin serveti geri kalan yüzde doksan dokuza eşit durumdadır. Merhum Necip Fazıl Üstadımızın:    

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. 
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; 
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa! 

Şiirini yazdığı kırklı yıllarda demek ki gelir dengesi bu kadar da bozuk değilmiş. Bu bozuk düzen böyle devam ederse İleri ki yıllarda bugünleri de aratacak tabloları göreceğimizden kuşkunuz olmasın. Nihai hedefi tüm insanlığı köleleştirmek olan küresel ırkçı emperyalizm, yani Siyonizm bu hedefine adım adım ilerlemektedir. Şu anda dünya sermayesinin önemli bir miktarını elinde bulunduran Rothschild, Rockefeller, Warbung gibi köklü Yahudi aileleri onlarca devletin bütçelerini ona, yirmiye katlayacak servete sahiptirler. Onlarla aynı dünya görüşünü paylaşarak, ”daha çok üretim, daha çok tüketim” felsefesiyle parayı putlaştıran, insanları tüketen bir hayvan olarak gören kapitalist çevreler, “daha çok nasıl kazanırız?” ın planlarıyla yatıp kalkmaktadırlar.

Dünyayı tek bir devlet haline getirerek, tüm insanlığın efendisi olma peşinde olan zihniyetin hakimiyeti hemen hemen tüm dünyayı kuşatmış bulunmaktadır. Dünyadaki devlet yöneticileri bilerek veya bilmeyerek onların amaçlarına alet olmaktadırlar. Artık tüm dünyada,  finans kurumları ve ekonomi tek bir elden yönetiliyor görüntüsü içerisinde olup,  ülkeler kendi kararlarını kendileri verip, tek başlarına bağımsız olarak hareket edememektedirler. 2008 yılında ortaya çıkan küresel ekonomik kriz nasıl oluyorsa bir türlü sona ermiyor. Gerçekte olmayıp,  çeşitli manipülasyon ve oyunlarla çıkarılan krizden ne hikmetse, kaosun ilk başladığı ve asırlık bankaların battığı ABD karlı çıkmış, parası tüm dünyada değer kazanmıştır.

Dünya ekonomisine hükmeden efendiler her nasıl oluyorsa dünyada çıkan tüm savaşlardan, krizlerden, kaoslardan ve tüm olumsuzluklardan her defasında karlı çıkıyorlar, servetlerine servet katıyorlar. Hani derler ya! “sonuca bakın,  bu işten kim karlı çıkıyorsa sebebi odur.” Diye,  çok haklı bir söz! Sonuçta olan yoksul insanlara olmaktadır. Bugün Afrika başta olmak üzere tüm kıtalarda aç ve yoksul insanların sayısı gittikçe artmaktadır. Ülkemizde devletten sosyal yardım alanların sayısı yirmi üç milyona ulaşmış olup, her geçen gün bu sayı artmaktadır. Yıllardan beri önemli bir gündem maddesi olan asgari ücret sonunda  bin üç yüz TL gibi bir rakama ulaşmasına rağmen, açlık sınırı bin üç yüz seksen beş TL olarak belirlenmiştir. Ayrıca yoksulluk sınırı da dört bin beş yüz on iki TL’dir. Dört kişilik bir ailenin ancak gıda harcamalarını  karşılayacak olan asgari ücret yukarıda bahsettiğimiz kölelik standartlarının da altında bir  seviyededir. Ülkemizde “orta direk” denilen memur, esnaf, köylüden sonra dördüncü orta tabaka olan işçilik, taşeron işçiliğinin yerleşmesiyle birlikte kölelik ücretine mahkum edilmiştir.

Erbakan Hocamızın “üç kağıt ekonomisi” diye adlandırdığı, faiz, döviz ve borsadan oluşan günümüz ekonomisi,  gerçek ekonomi ile pek bir alakası olmayan, üretenlerin ve emekçilerin sömürülmesine dayanan bir projeden başka bir şey değildir. Temel ihtiyaçlardan alınan vergiler, yapılan zamlar, konulan faiz ve cezalar yoksulu daha da yoksullaştırmaktadır. Orta Anadolu’da önemli bir şehrimizde bir pazarcının zabıtalara kızarak tezgahından yere döktüğü sebze ve meyvelerin oradaki vatandaşlar tarafından fırsat bilinip yağma edilişini televizyondan izleyince asla onları kınamadım. İhtiyaçları olmasa tenezzül etmezlerdi, hele hele hanımlar asla!

Mevcut çarkların içerisinde var olma savaşı veren tüm insanlığın kurtuluşu elbette Kainatı yoktan var eden, her şeyin sahibi ve mutlak hüküm sahibi olan Yüce Rabbimizin mesajına uymakta olacaktır. O’na gerçekte kul olmayanlar, olamayanlar hep başkalarına kul olmaya, kölelik yapmaya mecburdurlar Kerim Kitabında Yüce Rabbimiz:” De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Ali İmran Suresi, 64.Ayet) Her birimiz Rabbimizin mesajlarını doğru şekilde anlayarak yerine getirmediğimiz sürece Şeytanın yer yüzündeki saltanatı daha da güçlenecektir ,bu da insanlığın felaketi demektir. Allah’ın Kitabı, Resulü(S.A.V.)’in sünneti bize yeterlidir. O’na teslimiyet her şeyin çözümüdür, Ankebut Suresi 56. Ayette bakın ne buyuruyor: ”Ey iman eden kullarım, şüphesiz Benim arzım geniştir; artık yalnızca Bana ibadet edin.” Ne mutlu O’nun yolundan gidenlere! Allah’ım bizi yolundan ayırma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!