Advert
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI VE MUHAFAZAKARLIK
Nevzat ÜLGER

CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI VE MUHAFAZAKARLIK

Bu içerik 1947 kez okundu.
Görünen o ki, Türkiye toplumunda belki 1950 yılında, belki 1969 yılında başlayan “siyasi bilinçlenme, 1983 yılından itibaren “muhafazakarlaşma” eğilimine dönüşmüş, 2003 yılından itibaren de hızlanarak yerli kodlarına dönmeye devam etmektedir. Bu dönüşüm yalnız muhafazakar kesimi değil, adına ne derseniz deyin, diğer kesimleri de etkilemektedir. Bunun en son göstergesi Ağustos 2014’te yapılacak Cumhurbaşkanı seçiminde CHP+MHP ikilisi ile onlarla paralel düşündüğü kabul edilen kişi kuruluşların gösterdiği ortak aday oldu. Bu iki parti ile onlarla aynı düşünceleri paylaşan diğer kişi ve kuruluşların ortak adayı; Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. Bu olay Türkiye açısından oldukça önemlidir. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kazanıp kazanamayacağı ayrı bir konu olmakla birlikte, bu ismin Kemalist kadrolar tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi başlı başına bir olaydır. Bu olay Türkiye’nin aldığı yeni siyasi yapıyı işaret etmesi ve bundan böyle eğer reel siyaset yapılacaksa aday ve düşünce belirlemede halkın % 80’lik bölümünün hesaba katılmak zorunluluğudur. Adayın kimliği üzerinde konuşulabilir. AK Parti karşısında kazanma şansı üzerinde fikir yürütülebilir, bu işin bir başka yönüdür. Ancak babası, 1924 yılında o günün idarecileri ile anlaşamayarak Mısır’a giden alim bir insandır. Babası orada Mustafa Sabri Efendi ile Mehmet Akif Ersoy ile birlikte yaşayan önemli ve kayda değer çalışmaları olan bir zattır. İlgilisine bir not daha düşelim; Mehmet Akif’in Kur’an mealini emanet bıraktığı bu zat, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası Yozgatlı İhsan Efendi’dir. Geçen bir yazımda da belirtmiştim, Türkiye’nin % 80’ini oluşturan “muhafazakâr” kitleye rağmen artık Türkiye’de siyaset yapmak pek mümkün görünmüyor. Yani artık bu ülkede belli yerlere gelmek için bu % 80’nin onayına mazhar olabilecek bir anlayışta ve yaşayışta olmak şarttır. Bundan dolayı da CHP+MHP, Cumhurbaşkanı adayını İslami özellikleri ağır basan insanlardan seçiyor. Türkiye adına büyük bir değişim, büyük bir kazanım ve büyük bir gelişme. Bundan 15 yıl önce kebapçılar dahi İslami hava taşıyor diye fişlenmişti. Sermayeler renklere ayrılmıştı. 2007 yılında “eşi kapalı olan Cumhurbaşkanı olamaz” mantığı ile 367 garabeti icat edilmişti. Bu son cümlelerimizin muhatabı CHP ile kendilerine ulusalcı diyen kişi ve kuruluşlarla darbeciliği çirkin görmeyen düşünce yapılarıdır. Nereden nereye? CHP+MHP tarafından Cumhurbaşkanlığı için aday olarak düşünülen isimler kimlerdi? Yılmaz Büyükerşen, Deniz Baykal, İlker Başbuğ, Mustafa Sarıgül, Deniz Ülkü Arıboran vs. Ama ortaya çıkarılan isim Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. Kaldı ki İhsanoğlu AK Parti döneminin önemli bir aktörüdür. Onu İslam Örgütü Konferansı genel Sekreterliğine seçtiren ve getiren AK Parti’dir. Şimdi bir başka hamleyi gerçekleştirmeye hazırlanıyor AK Parti. Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçme hazırlıları yapıyor. Yani Türkiye’deki “muhafazakar” kesim genel olarak atılımcıdır, ilerlemecidir. AK Parti üst üste sekiz seçimi bu dinamik yapısı ile kazanıyor zaten. Buna karşılık CHP ve ortakları ise hala eskilerde kaldı. Nostalji yaparak dünyada tutunamayacaklarını yeni yeni fark etmeye başladılar. Ekmeleddin İhsanoğlu ismi MHP seçmeni için problem oluşturmaz. Ama bu isimle birlikte CHP’nin bir kanadı artık eski söylemlerini savunamaz hale gelecektir. Ağustos sıcağında eğer sandık başına girerlerse Jakoben laikçiler ilk defa “muhafazakâr” kimlikli bir adaya oy verecekler. İster Recep Tayyip Erdoğan’a oy versinler isterlerse Ekmeleddin İhsanoğlu’na rey versinler. Sonuçta bir muhafazakâra oy vermiş olacaklardır. Seçim için birden fazla ihtimal gözükmüyor. En azından bugün için gözükmüyor. Hala Recep Tayyip Erdoğan karizması toplumda en fazla pirim yapan isim. Görüldü ki CHP ve MHP kendi partilerinden bir ismi aday gösteremiyorlar. Gerçi Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu’nun şahsı için, aday yapılma biçimi için bundan sonra çok şey söylenir. Benim vurgulamak istediğim “Türkiye değişerek gelişiyor” tezidir. Tekrar ana konuya dönmek gerekirse; Türkiye’de siyaset yapmak isteyen partiler ve kişiler “muhafazakâr” kitleyi dikkate almak zorundadırlar. Türkiye yeni vizyonu itibariyle ihyacı, yenilikçi ve muhafazakârdır. NEVZAT ÜLGER
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X