Advert
TOPLUMU KİM ISLAH, KİM DE İFSAD EDİYOR?
Habib KARAÇORLU

TOPLUMU KİM ISLAH, KİM DE İFSAD EDİYOR?

Bu içerik 447 kez okundu.

Her gün içinde yaşadığımız toplumun davranış açısından ve ahlaken ne denli olumsuz şekilde değiştiği konusunda neredeyse toplumun tamamı hem fikir durumda. Toplumu oluşturan bireylerin birbirlerinden memnun olmayıp, şikayetçi olmaları neye işaret ediyor dersiniz? Aile bireylerinden tutun da, işçi-patron, amir-memur, öğretmen-öğrenci, satıcı-müşteri, akraba, komşu velhasılı birbiriyle ilişki içerisinde olan kimselerin birbirinden memnuniyetsizliği ve bazen de kavgalı hali neden kaynaklanıyor dersiniz? Belki bu durumu fazlaca abarttığımızı düşünenler olacaktır. Abartmak bir tarafa, aslında yeterince gündeme taşıma konusunda bile ihmalimiz var.

            Toplumun iyi yönde ıslahı, yani insanların kendisini düzeltmesi, insanlar arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi, insanların barış içerisinde yaşamaları nasıl mümkün olacaktır? Toplumun ıslahı için çalışanların yani muslihlerin sayısı, ıslahın zıddı olan ifsad, yani bozmak için çalışanların yani müfsidlerin sayısından az mıdır? Az olduğu kanaatinde değilim, bilhassa Muslihlerin sayıca çok olduğunu biliyorum. Ancak, eksik olan şu var ki, günümüzde ıslah ediciler ifsad ediciler kadar teşkilatlı, donanımlı, bilinçli ve gayretli değiller.

            Kerim Kitabımız Kur’an’da, iman edenlerin, salih amel işleyen ve birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden kimseler olduğu buyrulmaktadır. Bununla ilgili Asr Suresinde :”Asra yemin olsun. Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır. Ancak iman edenler ve salih amel işleyenler (doğruları yapanlar), birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” buyrulmuştur. Salih amel işleyen, yani doğru iş yapanlar, kendileri doğru iş yapmakla kalmayıp aynı zamanda etrafındakilere de bunu tavsiye etmeli, bu konu da imtihandan geçenlere de sabırlı olmalarını, sabırsız davranıp da yanlışa düşmemelerini telkin etmeli. İşte Yüce Rabbimizin bize buyurduğu ıslah yolu bu. Mümin yalnızca kendini düşünen kimse değildir, o, kendini çevresindekilerden de sorumlu görür, bilir ki, kötülüklere asla müsamaha edilmemelidir. Çünkü kötülükler durduğu yerde kalmaz, yok edilmezse zamanla her kese zarar verir.

            Alemlerin Rabbi Yüce Allah (C.C.) kendisine kulluk için yarattığı bizleri Kitabında Islah ediciler ve ifsad ediciler olarak ikiye ayırarak, müfsidlerin kendilerini ıslah ediciler olarak tarif ettiklerini buyuruyor. Bakara Suresi 11ve 12..Ayet-i kerimelerde: ”Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." denildiğinde: "Biz ancak ıslah edicileriz." derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.” Özellikle münafıkların anlatıldığı bu ayetlerde onların ıslah edici görüntüsü altında aslında bozgunculuk yaptıkları vurgulanmaktadır. Geriye dönüp yakın tarihimize şöyle bir göz attığımızda, düzenleme ıslahat, düzeltme, değiştirme, değişim, modernleşme, asrileşme, çağdaşlaşma, reform, yenilik, uyum sağlama vb. adlar altında toplumu batı tarzında değiştirme amacıyla çok plan ve projelerin hayata geçirildiğini ve bunların çoğunun İslam’a ters düştüğünü, böylece toplumu  ifsad ettiğini görürüz. 1839 yılında yayınlanan Tanzimat Fermanıyla birlikte Batılılaşmaya açılan kapı günümüzde ardına kadar açılarak hayatın her alanını kuşatmış, toplumu esir almış durumdadır. Güya, amaçları vatanı ve milleti ilerletmek, kalkındırmak ve yüceltmek olan bu değişimci ve ıslah ediciler her defasında toplumu ayakta tutan manevi ve milli değerleri biraz daha hırpalamış ve zayıflatmış olarak vatanı ve milleti büyük sıkıntılara ve belalara düçar etmişlerdir.

            Toplumun ıslahı ancak toplumu oluşturan bireylerin tek tek eğitiminden geçmektedir. Bu eğitim gerek örgün, gerek yaygın, gerek medya kanalıyla, gerek kültür araçları yoluyla ve gerekse din görevlileri eliyle olsun, mutlaka ilahi olmalı, yani Yüce Rabbimizin rızasına muvafık olmalıdır. Toplumun her kesimi, büyüğü, küçüğü, zengini, fakiri, kadını, erkeğiyle ilahi mesajdan haberdar olmalıdır. Kendi yaradanını, yaratılış amacını ve kulluk görevini bilmeyen, geçici hayatı kalıcı hayata tercih eden, ahirete bırakması gereken bir takım arzu ve emellerini dünyada gerçekleştirmeye çalışan insanlardan asla huzur ve barış içerisinde bir toplum olmaz, olamaz, olması ihtimal dahilinde değildir.

 Bugün İslam coğrafyasının önemli bir bölümünde yaşanan büyük bela ve musibetlerin sebebini Hud Suresi 117.Ayette buluyoruz ki,  Yüce Allah (C.C.)şöyle buyuruyor:” Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.” Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen ve diğer Müslüman ülkelerde olup bitenleri, zahiren, “iç karışıklık var, düşmanların emelleri ve hileleri var” deyip de bütün bu olup bitenleri insanlara mı bağlayacağız? Asıl külli irade sahibi olan, O (c.c.) dilemeden hiçbir şeyin olamayacağını unuttuk mu? Düşmanı gönderen kim, kalpleri birbirine düşman eden kim? Kendini ıslah etmeyen, ıslah yolunda çalışmayan, tam tersine ifsada göz yuman ve ifsadçılara destek olan bir halka Allah (C.C.) azap veya helak göndermeyecek de kime gönderecek? Onların ıslahı da demek ki düşman eliyle olacak.

Tüm Müslümanlar olarak, ülkelerimizde sulh içerisinde müreffeh bir şekilde mutlu bir hayat sürmek istiyorsak kendimize çeki düzen verelim. Dürüst olalım, iyi insanlar olmaya gayret edelim, kendi nefsimizi düşündüğümüz kadar başkalarını da düşünmeyi bilelim, Allah (C.C.)’ın yasaklarından kaçınalım, yasakları çiğneyenlere engel olalım. Rabbimize karşı kulluk görevini ciddiyetle yerine getirelim. Namazımızı düzgün bir şekilde kılalım, kılmayanları uyaralım, zekatımızı verelim. Biz kendimizi düzeltirsek memnun olmadığımız bazı yöneticilerimiz de düzelecektir, düzelmiyorsa gidecek yerine düzgün olanlar gelecektir. Salih nesillerin yetişmesi konusunda da her kes üzerine düşeni yapmalı, hem onlara iyi örnek olmalı, hem de onların eğitimi konusunda ya çalışmalı ya da çalışanlara madden ve manen destek olmalıdır. Doğru ve gerekli dini eğitimler yapılmadığı için bugün böyle birbirini yok etmeye çalışan Müslüman tipleri ortaya çıktı.

Biz bu ülkenin yetiştirdiği, az çok olup bitenlerin farkında olan ve ülkesinin, devletinin ve de milletinin geleceği konusunda endişe taşıyan, iyilikler için çalışan, kötülüklerin yok olması için gayret eden münevverler olarak Rabbimizin nebilerinden Hazreti Şuayb (A.S.) gibi sesleniyoruz, Hud Suresi 88.Ayette:”Şuayb şöyle dedi: “-Ey Kavmim! Söyleyin bakayım! Eğer ben, Rabbimden bir Peygamberlik üzerinde bulunuyorsam ve o, bana katından güzel bir rızık vermişse, ne yapmalıyım? Ben size aykırı hareket etmekle, sizi alıkoyduğum şeylere, kendim düşmek istemiyorum. Ben, ancak gücümün yettiği kadar ıslâh etmek istiyorum. Başarım da yalnız Allah’ın yardımı iledir. Sadece ona tevekkül ettim ve ona döneceğim.” Ne mutlu Allah yolunda ıslah edicilere, Ya Rab bizi ıslah edicilerden kıl! Amin.       

 

 

           

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir