Advert
GELİR DAĞILIMINDA İNOVASYON
Nevzat ÜLGER

GELİR DAĞILIMINDA İNOVASYON

Bu içerik 1908 kez okundu.

      IMF tahminlerine göre bu yıl 186 ülkenin milli gelirlerinin toplamı 75,5 trilyon dolar olacak deniyor. Tabi bu arada dünyadaki ülke sayısının 204 civarında olduğunu da kaydedelim. ABD’nin GSYH’sı 18 trilyon dolar, Çin’in 11.3, Japonya’nın 4, Almanya’nın 3.5 ve İngiltere’nin 3 trilyon dolar olacak deniyor. Bu beş ülkenin toplamda 42 milyar dolarlık bir milli gelirin sahibi olduğunu görüyoruz.  Rusya’da gerileme var. Çin ekonomisinde de göstergeler aşağı doğru ama Çin dünyayı etkilemeye devam ediyor.

         Saydığımız ilk beş ülke aynı zamanda dünyanın beş büyük ekonomisi olmakla kalmıyor, dünya milli gelirler toplamının da yarısı ediyor. ABD, Çin, Japonya, Almanya ve İngiltere’nin 2016 yılındaki milli gelirleri toplamı 41,7 trilyon dolar.

         Bir başka rapora göre de, dünyanın en zengin % 1’lik kesimin serveti, geri kalan % 99’luk kesimin varlıklarının toplamına eşit. Bir adım daha atalım, dünyanın en zengin 62 milyarderinin serveti de dünya yoksul kesimi olan 3.6 milyar insanın mal varlıkları toplamına eşit. Yani servet, giderek küçülen bir insan gurubunun eline geçiyor. Zaten servet çok az sayıdaki bir kesimin elinde toplanmış durumda.

         Teknolojide ve üretimde inovasyon arayışı içinde olan dünya, hayırda, yardımda ve bölüşümde inovasyon arayışına girer mi acaba? 

         Batılı gibi davranarak, Batı’nın pr’ını yapmaya hevesli çok insan var elbette. Hatta Batı’nın bedelsiz lejyonerliğini yapan insanları çokça görmeye başladık.

         Geçen ilimizin önemli bir iş adamı ile konuşurken; “Getirilen 1.300 liralık asgari ücretin fazla olduğunu” söyledi ve ekledi; “Onlar benim iş otaklarım mı?” Bu düşünce ile AB ülkelerinin “ben fakir göçmen kabul etmiyorum” cümlesi arasında bir fark var mı? Hz. Ömer ne kadar güzel söylemiş; “Onların ibadetleri sizi aldatmasın, siz onların parayla olan ilişkilerine bakın” diye.

         Bahsettiği yeni asgari ücreti bir daha irdeleyelim. Seçimde vaat edilmemiş olsaydı 2016 yılında normalde % 11’lik artışla, işçinin eline 1116 lira, işverene toplam maliyeti ise 1660 lira olacaktı.  Şimdi işçinin eline 1.300 lira geçerken, bir işçinin işverene maliyeti ise 1935 liradır. Aradaki fark 275 lira. Bunun da 110 lirasını devlet karşılıyor. Bu kadar ağlamaya neden olan miktar ise 165 lira. Bölüşme anlayışı veya inancı gelişmemiş adamın kıskançlığı işte bu 165 lira.

         Günümüzde asgari ücretle çalışan insan sayısı resmi rakamlarla 5,3 milyon kişi. Ayrıca geliri 1.300 liranın altında olduğu için bu ücretten faydalanacakların sayısı ile birlikte bu rakam takriben 9 veya 9,5 milyon kişi ediyor. Bu rakamı dörtle çarparsanız, bu ücretten istifade eden insan sayısına ulaşırsınız. Bu da ülke nüfusunun yarısı eder.

         Kaldı ki asgari ücret yeni haliyle, talep artışı meydana getireceğinden büyümeye en az 0.5’lik bir katkı sağlayacak, 40 milyon insanın az da olsa rahatlamasını getirecektir.

         Toplumların ana hedeflerinden biri de gelirin adil dağılımı olacağından, toplumsal barışa olumlu katkı sağlayacağına şüphe yok.

         Neticede insan onuruna yaraşır bir hayat standardı herkesin hakkı olmalıdır diye düşünmek bizim medeniyet kodlarımızla ilgili değil midir?

         Tekrar başa dönersek; refahı artıralım ama felahı da unutmayalım. ABD’de yaşayan Türk asıllı iş adamı Hamdi Ulukaya, 1,5 milyarlık servetinin yarısını hayır ve yardım için açılan fona bağışladı. 2016 yılı Ocak ayı Davos toplantısının konusu da göç, petrol fiyatlarındaki düşüş, gelirin dağılımı ile “4. Sanayi Dönemi” olarak belirlenmiş zaten.

         İnsanların maneviyatını alırsanız geriye maddiyatları kalır. Onu da alırsanız ne kalır? Rehberimiz ne güzel söylüyor; “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.”

         C. Meriç; “İnsan olmak demek, mukaddesi olmaktır.”diyor.  Devletlerin ise imanı adalettir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X