Advert
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ
Nevzat ÜLGER

DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ

Bu içerik 1935 kez okundu.

         Batı, dünya tarihini “sanayiden önce ve sanayiden sonra” diye ikiye ayırıyor. Modern sanayileşme olgusu bana aittir diyor ve kendisini böyle bir tasnif yapmaya yetkili görüyor. Daha sonraki yıllar için de sanayiyi tasnif ederek dört sanayi devriminden/döneminden bahsediyor.

         Birinci sanayi dönemini, 1763 yılında İskoçyalı James Watt’ın buharlı makineyi buluşu ile başlatıyor. 1807’de Robert Fulton buharlı makineyi gemilere taşıyarak denizleri korku menzilleri olmaktan çıkarıyor. Keza 1812 yılında buharlı makinelerle çalışan lokomotifler başlıyor. 1844 yılında Samuel Morse tarafından telgraf sistemi, 1876 yılında da Alexander Graham Bell tarafından telefon bulunuyor ve dünya küçülmeye başlıyor. Aynı yüzyılda Almanlar şeker pancarından şeker üretmeyi başarırken, ABD biçerdöveri buluyor. 1850 yılına kadar İngiltere'nin öncülüğündeki sanayileşme, bu tarihten sonra ABD’ye ve tüm Avrupa’ya yayılıyor. Şimdilerde ise sanayileşerek gelişen her ülke bu teknolojileri kullanıyor.

         İkinci sanayi dönemi, elektriğin üretim teknolojisine uygulanmasıyla başladı. İnsanın yerini makineler alarak, toplu üretimler artmaya başladı. Ancak üretimin artmasıyla birlikte iki zorlukla karşılaştı sanayiciler; ham madde ve Pazar. Batı bu sorunu çözmek için, sömürgecilik ve çapulculuk yöntemlerini acımasızca kullanmıştır. Sömürge haline getirdikleri ülkelerden önce ham madde getirdiler, ürettikleri mamul maddeyi de yine bu sömürge ülkelere sattılar. Karşı çıkanları da öldürmekte tereddüt etmediler. Kapitalizm her tonuyla işlemeye devam etti. Bu olgu 1970 yılına kadar devam etmiştir. Sanayileşen tüm ülkeler bu tekniği olduğu kadar, bu teknolojinin ürettiği kültürü de kullanmışlardır. Zaten her üretim tarzı kendi kültürünü ve kendi medeniyetini de dayatıcı değil midir? Aydınlanma ve pozitivizm denen, aklın dışındaki bütün bilgileri dışlamak, diğer bir anlatımla vahyi düşüncenin dışlanması bu dönemin temel belirleyicisidir.

        Üçüncü sanayi dönemi, 1970 yılından itibaren üretimde mekaniğin yerini dijital teknolojinin alması ile programlanabilir makinelerin kullanılmaya başladığı dönemdir. İşsizliğin başlaması bu dönemle başlar. Halen kullanılmakta olan bu dönem aynı zamanda 3.0 dönemi olarak da anılıyor.

         Dördüncü sanayı dönemi, 4.0 diye de isimlendirilmekte olup, üretim süreçlerini bilgisayarlaştırma anlamını taşımaktadır. “Siber-Fiziksel Sistemler dönemi.” Bu dönem daha çok Almanlarla ABD arasında yüksek teknolojiye dayalı bir yarış olup, tüm üretimlerin ve belki de tüm kararların insansız makinelere devrini hedeflemektedir. Bir başka ifade ile bilişim teknolojileri ile sanayileşmeyi bir araya getirerek insanı da dışlamayı hedeflemektedir. Arabalar belki 3-5 yıl içinde artık sürücüsüz olarak çalıştırılabilecek.

         Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TBTAK) Şubat toplantısında ana gündem maddesi olarak 4.0 konusunu belirlenmiş olması, Türkiye'nin artık sanayileşmeyi ıskalamak istemediğini göstermektedir. Kaldı ki hükumetin “Dönüşüm Programı ve Eylem Planı” da nitelikli bir sıçramayı hedeflediğini gösteriyor.  Hükumet otomotiv, yazılım ve makine stratejilerini uygulamaya almış durumdadır. Artık bu ülke dört farklı otomobil çeşidini, tankı, insansız hava aracını, bataryalarını ve benzerlerini üretebilmekte ve siparişler alabilmektedir. Bu ve benzeri gelişmeler AB ve ABD ülkelerini ya da diğerlerini rahatsız edebilir ve bu anlaşılabilir bir durumdur doğrusu. Ancak aynı rahatsızlığı maalesef bu ülkede yaşayan insanlardan da duyanlar var ve bu insanlarla paralel olmak kelimenin en hafif tonuyla, eğer anlama zorluğundan kaynaklanmıyorsa, satılmışlıktır. Bu ülke aynı dini ve milli inancı paylaşan insanlar ve kadrolarla kalkınır ve ilerler. İlerleme dönemlerine dikkat edelim lütfen; 1950-54, 1965-69, 1983-87 ve 2002 tarihinden günümüze kadar olan zaman dilimlerine dikkat çekmek isterim.

         Bunca terör ve hükumete baskıyı biraz da bu pencereden takip edersek zannederim sonuca daha rahat varırız. Bu meselede particiliğe yer olmamalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X