Advert
MÜSLÜMAN GÂVURUN İNSAFINA TERKEDİLİMEZ
Habib KARAÇORLU

MÜSLÜMAN GÂVURUN İNSAFINA TERKEDİLİMEZ

Bu içerik 409 kez okundu.

Bu hafta tüm dünya medyasının gündemine bomba gibi düşen önemli haberlerden biri de, Avrupa’ya iltica etmek zorunda kalan Suriyeli göçmenlerden 10 bin çocuğun çeşitli Avrupa ülkelerinde kaybolmalarıydı. Lafla söylemesi kolay “10 bin çocuk” sayısını, saymaya kalksan bir-iki gün, saklamaya kalksan bir-iki ay yetmez. Bu kadar çocuk nasıl olurda her konuda kılı kırk yaran, her şeyi, her konuyu kurallara, kanunlara bağlayan AB ülkelerinde kaybolabilir? Kendisine canını emanet bir mazluma, bir mağdura, bir zavallıya, bir âcize, bir yoksula, bir sığınmacıya insan olan nasıl ihanet edebilir? İnsan olan ihanet etmez amma, demek ki insan şeklindeki mahlûklar için bu işler alışagelmiş şeyler.

            Avrupa polis teşkilatı Europol bu haberi doğrulayarak, kaybolan çocuklardan 5 bininin İtalya’da, bin tanesinin ise İsveç’te kaybolduğunu tesbit ettiklerini, çocukların organ mafyaları veya fuhuş çetelerinin elinde olabileceğini tahmin ettiklerini ifade etmiş. Aman ne güzel! Peki, Avrupa toprağına ayak bastıktan sonra kayıt altına alınan bu çocuklar nasıl ve şekilde sahipsiz bırakılarak kaybedildiler? Belli ki olay ta başından planlanmış. Çoğunun yanında ailesinin bulunmadığı halde bu çocukları, kim ne şekilde toplayarak maceralı deniz yolculuklarına sürükleyebildi? Demek ki bu tezgah önce Suriye’de kuruldu sonra Avrupa’da bitirildi. Var oluş amaçlarından biride uluslararası organize suçlarla mücadele etmek olan Europol eğer dürüst ve samimiyse bu vahim olayı aydınlatıp, bu çocukları bulmalıdır.

            Yeri geldiği zaman tüm dünyaya medeniyet dersi veren, insan haklarının yegane ve yılmaz savunucuları, o çok ünlü Avrupa ülkeleri, küçümsedikleri, çağdışı olmakla suçladıkları diğer dünya ülkelerinden hiçbirinin tenezzül edip asla aklından geçiremeyeceği, ancak eşkıya ve haramilerin yapabileceği bir uygulamayı da Danimarka’da başlatarak Suriyeli mültecilerin değerli eşyalarını  gasbettiler. Nedeni de;” bizim sizin için harcayacak paramız yok, bunları satarak ancak size bakabiliriz.” İddialarıydı. Bu aşağılık zihniyetin sahipleri sizce üstün bir medeniyetin temsilcileri olabilirler mi?

            Avrupa’da kaybolan çocuklar için organ mafyaları, fuhuş çeteleri gibi hedefler gösterilse de asıl hedef kanaatimce gizli tutulmaktadır. O hedefte, bu çocukların Hıristiyan misyonerlere teslim edilmiş olmasıdır. Aslında dikkat edilirse deniz yoluyla Avrupa ülkelerine iltica edenlerin genelde çocuk, genç ve kadınlardan oluştuğu, bunların özellikle seçilmiş olabilecekleri izlemini taşıdıkları görülmektedir. Tarihte olduğu gibi kendilerine bedava köle arayan Avrupalılar için bu zavallı insanlar her türlü istismara açık ve çaresizlik içerisindedirler.

Günümüz dünyasını ve insanlığını tanımak için başvurduğumuz, bize ışık tutan tarih, tüm gerçekleri ayna gibi ortaya koymaktadır. Bu konudaki en doğru kaynak Yüce Kitabımızda önemli bir yere sahip olan, geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin kıssaları, bize ibret dolu haberler vermektedir. İnsanlık tarihi hep zalim ve mazlumların hikâyeleri ile doludur. Kur’an kıssalarının önemli bir bölümünü oluşturan Ben-i İsrail kavmi ve peygamberleriyle ilgili ayet ve surelerde, Ben-i İsrail’in hilekârlığı, inkârcılığı ve peygamberleri ile kendilerinden olmayanlara yaptıkları zulümleri anlatılmaktadır. Ben-i İsrail’in İslam’a ve Müslümanlara düşmanlığı asla bitmemiş artarak devam etmiştir. Bu konuyla ilgili Yüce Rabbimiz Maide Suresi 82.,Ayet-i Kerime’de şöyle buyurmaktadır:” Şurası muhakkak ki, iman edenlere insanlar içinde en şiddetli düşmanlık besleyenleri Yahudiler ve (Allah’a) şirk koşanlar olarak bulursun. Yine şurası da muhakkak ki, sevgi ve alâka bakımından iman edenlere en çok yakınlık duyanların ise, “Biz Nasranîyiz!” diyenler olduğunu görürsün. Bu, onların içinde bilhassa geceleri ibadetle meşgul keşişler ve (manastırlara kapanmış, Âhiret endişesi içinde nefisleriyle mücadele içinde) ruhbanlar bulunması sebebiyledir ve onlar, (alçakgönüllü olup) büyüklenmezler.” Yahudi zihniyeti her zaman Hıristiyanlar içindeki Bahira gibi Tevhidi çizgiye yakın olan samimi inananlara kin beslemiş, fırsatını bulunca onları ortadan kaldırmış ve Hazreti İsa Aleyhisselamın Hak din olarak getirdiği İslam’ı bugünkü alakasız şekle sokmuşlardır.

 Bugünkü Avrupa medeniyet ve zihniyetinin temel taşlarından birini oluşturan Muharref Tevrat’ın etkilerini Hıristiyan âlemi üzerinde en açık bir şekilde görmekteyiz. Haçlı- Siyonist işbirliğinin temelleri ta Tapınak Şövalyeleri tarafından atılmış olup günümüzde de devam etmektedir. Gerek İslam’ın ilk devirlerindeki fetihler (Kudüs ve İspanya gibi) ve gerekse Müslüman Türklerin  fetihleri (Anadolu ,Trakya ve Balkanlar gibi) Avrupa Hıristiyan aleminin gözünü korkutmuş, bu nedenle Haçlı ittifakının kurulmasına neden olmuştur.. Aslında sürekli birbiriyle kavga halinde olan Avrupa Hıristiyanları söz konusu Müslümanlar ve İslam coğrafyası olunca, leşe saldıran çakallar gibi bir araya gelerek Müslümanların üzerine çullanmışlardır. Tıpkı bugün ABD ve AB ile kanlı bıçaklı olan Rusya’nın onlarla gizlice anlaşarak Suriye’ye acımasızca saldırması gibi, yüzbinlerce Müslüman masumun kanını dökmüşler, yine de doymamışlardır.

Tarihi karıştırıp Müslümanların mazisini incelediğimizde tam tersi bir durumla karşılaşmaktayız. Asr-ı Saadet devrinden beri Müslümanlar savaş meydanı dışında asla hiçbir insana en küçük bir saldırıda bulunmamışlardır. Resulullah (S.A.V.) en azılı düşmanlarının bulunduğu Mekke’yi fethettiğinde hepsini affetmiş, onları serbest bırakmıştır. Kudüs Müslümanlarca kan dökülmeden fethedilmiştir. İspanya ve Portekiz’de hiçbir Hıristiyan’a en küçük bir zulüm yapılmamıştır. Anadolu kılıçtan önce gönüllerin kazanılmasıyla fethedilmiştir. Müslümanların fethettikleri topraklarda yüzlerini kızartacak en küçük bir sabıkaları bulunmamaktadır. Zaten Müslümanlar işgal, istila ve sömürü için değil insanların her iki dünya saadetini temin için seferler düzenlemişlerdir. Gittikleri yerlere barış, huzur, adalet ve medeniyet götürerek oraları ihya etmişler, küfrün kirinden, pasından ve küflerinden temizlemişlerdir.

Günümüz dünyasında kan, gözyaşı, acı ve ızdıraplar hep Müslümanların yaşadığı topraklardadır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi en büyük nedeni Müslümanların en azılı düşmanı olan Siyonist Yahudi zihniyetidir. Akılları sıra Irak, Suriye ve Güneydoğu bölgemizi çeşitli baskı ve hilelerle boşaltarak buralara el koyup, “Arz-ı Mev’ud”u gerçekleştirecekler. ABD, AB ve Rusya bu projeye (BİP) hizmet etmektedir.Ekonomik olarak çok büyük sıkıntı yaşamasına  rağmen, kendisiyle hiçbir sınırı, problemi, alakası olmayan Rusya’nın Suriye’ye saldırıp halkını katletme nedeni Putin’in efendilerinden aldığı emirden başka bir şey değildir. Suriye sınırımızdaki terör örgütünün uzantısı PYD’yi Amerikalıların ziyaret edip destek vermelerinin nedeni de budur.

Bütün bu olup bitenlere hak zaviyeden, yani Kur’an’ın zaviyesinden bakarsak gerçekleri görebiliriz. O zaman tedbirimizi de alabiliriz. Yüce Rabbimiz Maide Suresi 51.Ayette bizi uyarıyor: ”Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” Biz, biz olmadan bu meseleleri asla çözemeyiz. Bütün bu olup bitenlere kafa yorup ta yaklaşmakta olan tehlikeyi görenler bugünlerde “İslam ordusu”ndan söz etmeye başladılar. Kala kala elimizde kalan bir iki Müslüman ülkeyle ortak “İslam ordusu” kuracağız, ne kadar fırsat verirlerse tabi! AB kapısında boşa geçen yıllara mı, yoksa hayata geçirilmeyen D-8 ‘e mi yansak.

 

Yazımızı Bakara Suresi 286.Ayetle bitirelim: ”Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." Amin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!