Advert
TARAFIMIZ, TÜRKİYE
M.SALİH DEMİRDAĞ

TARAFIMIZ, TÜRKİYE

Bu içerik 273 kez okundu.

           İnsan tabiatının aslını inkâr eden, o tabiata zarar veren her eylem, her kelâm yorar muhakeme sahibi her  insan evladını.

            Yorulmak, emek neticesinde ortaya çıkmış bir yüklem olduğunda kutsanır. Zira bedeni yorgunluk, iç muhasebenin "hazz" anlamında ulaştığı doruk noktadır.

            Yine üretime yönelik zihni melekelerin ortaya çıkardığı ürünler topluluğu düşünüldüğünde bu safhaların bütününe yüklem olan yorgunluk da, aklımızın ve iç evimizin emaneti kabul edile gelmiştir.

            Bir de harici menfi değerlendirme ya da eylemlerin, vicdan acıtıcı, can yakıcı, bezdirici yükleme konu olan neticeleri vardır. Bugünlerde sık sık bu eylemlerin muhatabı olmaktayız.

            Günlük ya da ömürlük değerlendirmeler yapmayı beceremem pek ama insanlık tarihi boyunca olagelmiş bu insani değer vurgunları, bu son dönemde artınca değerlendirme yapma ihtiyacı hissettim.

            Önce Suruç ile başladı. Ankara ile devam etti. İstanbul'a sıçradı. Sonra bir daha Ankara...

            Yürek kanatıcı, insanın kendisindeki emaneti hedefli bu neticeye bir tepki vermek gerekiyordu, o tepkiyi veriyorum.

            İnsan, salt kendisi olarak düşünüldüğünde yani mukayesesiz, sıfatsız, zarfsız... Tek başına bir değerdir. Zira tanımı, inanan insan için, yaratıcısı tarafından; yüce bir güce inanmayan için de, kendi değeri ile tanımlanmış canlı organizmadır.  Hâl böyle iken, bilmem hangi sebeple ya da hangi saikle, değerli kılınan yaşam alanına müdahale, bu kadar kolay hale gelebiliyorsa, o zihniyette kaim olan insan teki ya da çoğulu, zihniyetine iğdişlik silahını doğrultmalıdır.

            Hiçbir yüce emel, hiçbir kuramsal teori, hiçbir strateji, insan hayatının azıcık değersiz olmasına hizmet etmemelidir. Ediyorsa, nihayetini kendisi belirlemelidir.

            İnsan, birey iken kendinden mes'uldür. Yani düşünürken muhatabı, kendisidir. Düşüncelerini eyleme döktüğünde, bu eylemin muhatabı olan insan ya da topluluk etkilenen olduğundan, muhatap/lar/ının rızasını almak durumundadır. Bu rıza alınmadığında, muhatabın meşru müdafaa hakkı doğar. Bu hak, insanlık tarihi boyunca bütün bireyler ve bu bireylerin topluma yansıttığı hukuk itibarı ile evrensel hak olarak idame edilmiştir.

            Hakkını öz kavrayışı ile ya da fiili tedbirleri ile ortaya koyan insan evladı, başa çıkamayacağı sorunlar yumağı ile karşılaşınca hemen kendisinin de iradesi ile katkıda bulunduğu üst çatısına müracaat eder.

            Fikri mensubiyeti ya da düşünsel labirentindeki renkliliği ne olursa olsun üst güç olarak belirlediği norma müracaatı, kaçınılmazdır. Zira yaşadığı çağın gereklerinden biridir.

            Nüfus müdürlüğünden kimlik kartı alır, değiştirir. Hastaneye gider, tedavi olur, ilaç yazdırır, sisteme entegre şekilde ilaç alır. Elektrik kullanır. Kullandığı elektriğin ödemesini söz konusu üst normun koyduğu kurallar bütünü ile yapar.

            Demem o ki, insan yaşadığı çağ itibarı ile bir devlete muhtaçtır. Bu muhtaçlık halinin, gönüllülük esasına bağlı olması gerekir iken, var olan sistemin kurucularının daha çok doğum esaslı ve mekan-coğrafya boyutlu bir payda belirlediği görülmekte.

            Bu coğrafyada doğan ve yaşayan, şahsım olarak ciddi sıkıntılar yaşamış olmasam da, yakınlarımda yer alan birçok insanın mazlum konumuna düştüğü eylemlere muhatap birilerinin kardeşi, eşi, dostu, akrabası veya hasmı olarak ifade ediyorum ki; Bu ülkede doğduğum için mutluyum. Çocuklarımın bu ilkede büyüyor olmasından dolayı mesrurum. Birçok eksiği olsa da, bazen eleştirilebilirliği ürkütücü noktalara varsa da, bu devletin sınırlarında yaşadığım için inandığım bütün değerler adına sadece şükre tabiiyim.

            Sevdiğim bu coğrafyanın zerresine verilen zarar, ayak ucumdan saç telime kadar beni titretmekte. Her eylem, doğumumla seçtiğim tarafı, her dem daha yakın kılmakta bana.

 

            Dokunmayın insanımıza, dokunmayın ülkemize. Ya da dilediğinizce gelin üstümüze. Zira ellerimiz kadar, yüreklerimiz de kenetlenmekte. Barış ve sevgi içre kalınız... 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI