Advert
İDEOLOJİLERİ KIRAMADIK
Nevzat ÜLGER

İDEOLOJİLERİ KIRAMADIK

Bu içerik 1897 kez okundu.

       Dünya “Batı” gibi olmak için ısrarla onu taklide çabalıyor. Aslında her ülke nüfusun % 15’nin mutluluğu için ha bre % 60’ını görmezden geliyor. Azınlığa ait sermayenin yeniden üretimini sağlıyor ama toplumun büyük resmi için sadece öğüt veriyor.

         Aynı durum bu ülke için de geçerli midir? 1803 yılından beri dozu artıp eksilmeyle birlikte, iki yüzyılı aşkın bir süredir asrileşiyoruz, muasırlaşıyoruz, Batılılaşıyoruz, çağdaşlaşıyoruz, kalkınıyoruz ve çağ atlıyoruz ama hala nüfusumuzun % 60’ının geliri 1500 liranın altında. 1800’lü yıllarda temel soru; “bu ülke nasıl kurtulur” iken son yüzyıldır bu sorunun yerini “bu ülke nasıl kalkınır” olmuştur.

         Uzun dönemler kalkınmanın önünde yapay bir ideoloji görülüyordu. Bu ideolojinin hamalları ise statükodan beslenen, şimdilerde devlete karşı Vandallık yapan terör örgütlerini destekleyen bildirilere imza atan ya da onlar gibi düşünen sözde aydınlardı. Aydını olmayan toplum var mı? Bu son duruma bakarak bu ülkenin geçmişte neden sömürge mantığından kurtulamadığını şimdi daha rahat görebiliyoruz. Önceleri “komisyoncu sermayesi” şimdilerde çok uluslu şirketlerin taşeronluğunu yüklenmiş bir durumda.

         Yerinde sayan hiçbir toplum yoktur. Böyle bir şey zaten fıtrata aykırıdır. Ama çok çabuk pozisyon değiştirebilen, hakim durumdaki ülkelerin masum gösterilebilen bir “iktisat bilimi” var. Belli periyotlarla önümüze sürülen “kalkınma ve çağ atlama” üzerine yapılan retorikleri hep yedik. Bu paradigmanın dışına çıkan çok kısa dönemler ve o dönemin aktörleri olmuştur elbette. Ama o dönemlerin arkasından hemen o aktörler hizaya sokulmuşlardır. Demek ki belli periyotlarla yönetimde değişiklik gerekiyor.

         Hiçbir ülkenin halkı refaha düşmanlık etmez ama yeniliği de kolay kabul etmez. Bu insanları küçük gören o aydın denilen kesim aslında “Batı intelijansiyasının” Türkiye distribütörlüğünü yapıyorlardı. İşte halk bu durumu sezdiği için bu güruha hiç güvenmemiştir. Hep kendi geçmişini inkar eden, toplumun inancını tahkir eden insanlara halk niçin güvensin? Sadece paranın iktidarını hedefleyen insanlar için tek propaganda aracı geçmişi kötülemektir. Onlar hiçbir zaman bu ülkenin gerçeğini anlayamadılar.

         Bu aydın güruh en az bir asır pozitivist bir anlayışın yerleşmesi için insanlara ne eziyetler ettiler. Olmadı, sonra ulusalcı oldular. 1960 darbesinden sonra “sosyalist” kesildiler. 27 Mayıs darbesini yüceltmeleri aslında hakim gurupla organik bağ kurarak söğüşlemeyi devam ettirmek içindi. Hedef devlet aygıtını ele geçirmekti. Stalin ve Mao onlar için yanılmaz liderlerdi. Hiçbir zaman gerçeğin peşinde olmadılar. Tek hedefleri paranın iktidarı ve “mutlak hakikati” toplumdan uzak tutmaktı. Hatta Sovyet yöneticiler, ülkelerindeki rejimi hafife almaları karşısında, bizimkiler onları dahi “revizyonist” olmakla suçlama aptallığını gösterdiler. Amaçları Batıdaki efendilerinin talimatlarını yerine getirmekti.

         Ülkelerde, hakim ideoloji dışında düşünce akımlarına hiç müsamaha edilmemiştir. Her türlü “farklı” düşünce tehlikeli sayılmıştır. Ama şimdilerde “internet” denilen söz dinlemez bir fenomen var. Eskiden birkaç yılda meydana getirilen güzellik ya da çirkinlik şimdi birkaç dakikada meydana getirilebiliyor. Egemen olanlar artık ne idraki ne de interneti kaldıramıyorlar. Ahtapotun tek kolu yok ki kaçasın. Batıya olan “teolojik bağımlılık”, orijinal ürünler vermeyi engellemektedir. Şimdilerde umut “İslami” kadrolarda. Zaten kalkınma sıçramalarının tarihlerine ve kadrolarına bakıldığı zaman bu durum çok rahat görülebilir.

         Putları yıkmak için yola çıkanlar yeni putlar icat etmemelidirler. Artık parlak söylemlerin kalıcı etkisi yok. Hedef toplumun tamamını mutlu etmek, gelirin adil dağılımını sağlamak olmalıdır. Bunu meşhur kapitalist Ali Koç dahi iştiyakla istemektedir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X