Advert
BİREYSEL AHLAKSIZLIKLARIN İKİNCİSİ: İÇKİ İÇME
Halit POLAT

BİREYSEL AHLAKSIZLIKLARIN İKİNCİSİ: İÇKİ İÇME

Bu içerik 309 kez okundu.

İçki sadece ahlaksızlıkların değil her kötülüğe ve müstehcenliğe götüren yolun annesi ve öncüsüdür. İslam ümmeti, ihtilafsız olarak içkiyi haram kabul etmiştir. İçkiyi haram görmeyen ve onun haramlığına inanmayan veya ayetleri kendi hevâsına göre tefsir ederek içkiyi helal etme çabası içerisine giren kişi kâfir olur. İslam ümmetinden çıkar ve Müslüman sayılmaz. Tarihe ve semavi dinlere baktığımızda tam manasıyla içkiyi bırakmış, ondan tamamen uzaklaşmış olanların sadece Müslümanlar olduğunu görmekteyiz. Bunun sebebi Allah’ın, içkinin içilmesini, üretilmesini, satılmasını, satın alınmasını, taşınmasını, servis edilmesini yasaklamasıdır. Allah (c.c) içkiyi Maide 90-91. ayetlerinde Müslümanlar üzerinde yasaklamıştır. Bu ayetlerde şöyle emredilmektedir: “İçki, kumar, şans oyunları ve anıtlar önünde dikilen taşların üzerinde kesilen kurbanların hepsi necistir, şeytan işidir. Ondan sakının ve uzaklaşın ki felaha ve kurtuluşa eresiniz. Ancak şeytan içki ve kumar ile aranıza kini ve düşmanlığı sokmak ve sizi Allah’ın zikrinden ve de namazdan alıkoymak ister. Hala bundan uzaklaşmayacak mısınız?” Bu ayette vârid olan ictinab kelimesinin emri doğrultusunda Müslümanlar üzerinde içki haram kılınmıştır.  Ayette geçen ictinab kelimesinin anlamı bir şeyden uzak durmaktır. Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, ibni Hibban ve daha birçok muhaddisin rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v) bu ayeti şöyle açıklamıştır: “Allah içkiye, onu içene, onu servis edene, onu satın alana ve satana, hem sıkan kişiye hem de sıkılan alete, onu taşıyan ve kendisine taşınana ve içkinin parasını yiyene lanet etmiştir.”

İslam’da ve şeriatta içki içen kişi belirli bir ceza ile cezalandırılmıştır. Bu da, bazı rivayetlere göre 40 kırbaç, bazı rivayetlere göre ise 80 kırbaç ile cezalandırmadır. Ceza sayısının 40 veya 80 olmasının nedeni; Peygamberimiz zamanında sahabeyi kiramın bir çift ayakkabıyla cezalandırdıklarında 40 sefer, tek ayakkabıyla cezalandırdıklarında ise 80 adet vurdukları görülmektedir. Ve rakamsal değişikliğin hikmetini burada görmekteyiz. Peygamber efendimiz (s.a.v) döneminde ve ondan sonra gelen halifeler döneminde de içki içen kişi üzerinde hiçbir kesintiye uğramaksızın bu ceza ikame edilmiştir. Ta ki birkaç asır sonra başa gelen idareciler tarafından bu hüküm bırakılmış ve terk edilmiştir. Müslüman olmayan toplumlara baktığımızda ise içki; onların toplumsal hayatlarının bir parçası olarak düşünülür. Misafirperverliklerini göstermenin en önemli göstergesi olarak yemek masalarına en başta onu koyarlar. Onlar iştahlı bir şekilde içkiyi içerler, kadın ve çocuklarına içirirler.

 

Devlet protokollerinde, konserlerde, gece hayatlarında içkiye çokça önem verirler. Çünkü onlar müstehcenliği ve fuhşiyatı, kadın ve içkiyi çokça severler. Çok acı ve üzücüdür ki; birçok İslam ülkelerinde var olan yönetimlerde ve o yönetimlerin onaylarıyla turizm adı altında ekonomiyi iyileştirmek için, içkiyi kendi sofrasında en beğenilmiş içecek olarak gören toplumları ülkelerine davet ederek ve bunların İslam ülkelerine gelmeleriyle çoğu insanımız içki içme bağımlılığına düşmüşlerdir. Büyüleyici reklamlar ve çekici aldatmalarla henüz reşit olmamış çocukları içki içme musibetine düşürmüşlerdir. Sorumluların toplum içerisinde içki içilmesinin yayılmasında ki kasıtları, sarhoş yabancıların mallarını ülke ekonomisine kazandırmak ve içkiyi toplum içerisinde yayılmasına ortam oluşturmaktır. Bu sorumlular gerçek sorumluluğun anlamını idrak edememişler. Böylece içimizden çeşitli vesilelerle bizi yok etme, gençlerimizin ahlakını tahrip etme, gençlerimizi ifsat etme, onları şehevi arzularında boğmak istiyorlar ki; gençlerimiz yüce olan İslam’ın değerlerini ve İslam’ın yüceliğini tefekkür etmesinler diye düşmanlarımızın başımıza musallat ettiği bu sorunları zehirli yılanlar gibi görmekteyiz.  Çeşitli çeşitli şekiller ve üsluplarla gençlerimiz kurban etmek için geniş alanları açarak ümmetin kaderlerine musallat olmuş bu gibi fiillere gençlerimizi kurban etmişlerdir.   

Ey gençler, düşmanlarımız sizi içkiyle sarhoş etmek istedikleri zaman siz onları dirençle ve farkındalıkla sarhoş edin ve onlara deyin ki; çabanız, hayalleriniz düşünceleriniz boşadır, bizler kendimizi yok etmek çabasında değiliz. Ve İbnu’l Verdi’nin şu sözünü onlara tekrarlayın: “Eğer sen erkeksen, gençsen içkiyi bırak. Akıllı bir insan nasıl kendini deli etmek için çalışır.”

 

Ey gençler, ibret alınız, hatırlayınız. Sahabeyi kiram içki, cehalet ve ırkçılık asabiyetinden çıktıktan sonra gerçek bir adam, gerçek insan olduğunun farkına varmış ve o zaman bütün fetihleri gerçekleştirenler oldular. Öyle ise siz bir daha sarhoşluğa, cehalete, ırkçılık asabiyetine dönmeyiniz, Allah’a ve Allah’ın dinine, kitabına sımsıkı sarılın, o sizin Mevla’nızdır. Mevlaların ve yardımcıların en güzeli olan odur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
FÜ Kadın Kolları aşure dağıttı
FÜ Kadın Kolları aşure dağıttı
EBEGEM’DE Data Soft eğitimleri başlıyor
EBEGEM’DE Data Soft eğitimleri başlıyor