Advert
KAOS MU DÜZENLEME Mİ?
Nevzat ÜLGER

KAOS MU DÜZENLEME Mİ?

Bu içerik 1916 kez okundu.

          İçinde yaşadığımız coğrafya, avantajların yanında dezavantajlar da getiriyor. Yalnız bizim değil, bütün bölgede istikrar bozuldu, gelir dağılımı alt üst oldu ve bölge küresel ölçekte bir kaosa dönüştü.

         Dünya petrol rezervinin yüzde 68’i ve dünya doğalgaz rezervinin yüzde 41’i bu bölgededir diyor işin uzmanları. Tabi dünyanın gözü Ortadoğu’da ve Ortadoğu’nun da gözü parasal olarak gelişmiş batıda.

         Bölge ülkelerini birer ikişer cümle ile önce bir zumlayalım.

         Suriye; şu anda Doğu Akdeniz penceresi en güçlü ülke. Başındaki idareciler kendilerini “Şiilik” açmazından kurtaramadılar. Bu açmaz 16. asırda Şah İsmail’de de görülmüş ve aynen bu gün olduğu gibi kendi sonunu hazırlamıştı. Devletler payanda ile yaşayamazlar, yaşadıklarını zannederler. Tartus ve Lazkiye’ye yerleşti gibi. Kontrollar elinde.

         Rusya; sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştirmek için Suriye’ye kol kanat geriyor, risklere giriyor. Geçen ay imzalanan “Trans Pasifik Ortaklığı TPP Anlaşması” Rusya’nın küresel güç olmasına izin verilmeyeceğini ortaya koydu. Ama Rusya, çekildiği bu girdaptan güçlenerek çıkmaya çaba harcıyor.

         İsrail; doğalgaz maliyetleri en yüksek olan ülkelerden biri ve bu gazını Türkiye üzerinden batıya taşımak istiyor. Bunun için de güvenlik ağırlıklı olarak Türkiye ile ticari işbirliği yapacağı artık netleşiyor. Ancak bu işbirliğinden esas karı İsrail sağlar mı?

         İran; parasal olarak gelişmiş batıya petrolünü satmak için Akdeniz’e açılmak istiyor. Ayrıca Şiilik ikliminden de istifade etmek amacı var. İran hala Safavi alışkanlıklarını devam ettirmek istiyor ama bekraundu buna pek uygun değil gibi gözüküyor.

         Suudi Arabistan; kendi petrol satışlarının geleceği açısından, İran’la çatışmayı göze almak ya da almamak arasında bir çizgide. Devlet geleneği olmayan bir ülke. Hala tek adam yönetimini sürdürüyor.

         Mısır; bölgede aktif oyuncu kalmak için çaba harcıyor. Tek adam yönetimi gibi bir açmazı aşmak isteği henüz yüzde elliyi aşamadı.

         Irak; fiilen yaşadığı parçalanmışlık durumunun, uluslar arası arenada kabul görmemesi için çaba harcıyor. Demokrasi aşkı gibi platonik bir aldatmacanın ardından sadece ismen devlet.

         ABD; bölgeden fiili olarak çekilmeden önce, Rusya ile birlikte bölgeyi dizayn etmeye çalışıyor. Hala güçlü ama emperyal özelliği azalıyor.

         Türkiye; oynanan oyunda yeni kartlar açmak ihtiyacında. Çünkü Suriye sınırı beraberinde hem göç hem de terör getiriyor. Ayrıca önce bölgesel güç olarak gelişmek önemli iken, dünya gücü olmaya heves etmek adeta risk unsuru çok yüksek olan bir anafora düşmek anlamına gelebilir. Çünkü dünya egemenleri, özellikle de ABD, “Güç tek bir merkeze verilmez, paylaşılır” ilkesinden vazgeçmek istemiyor. Elbette her şeyi enerji üzerinden açıklamak abestir.

          Son haftalarda Türkiye bu noktada daha ayakları yere basan bir pozisyona döndü. Bu bölgenin dengelerinin yine kendi jeopolitiği olduğu çok açık.

         Önce iç bünyenin güçlendirilmesi ve fert başına gelirin 25.000 doların üzerine çıkartılarak, gelirin adil dağılımının sağlanması gerekiyor. Ucuz etin yolu da buradan geçer, insanların ülkeyi çok sevmelerinin büyük yolu da buradan geçer.

 

         Bizim ülkemizin büyüme ihtiyacı var. Bu büyümenin en risksiz ve gelirin tabana yayılmasını sağlamada en rahat yol adına İslami finans diyebileceğimiz metoddur. Elbette bunun da en önemli şartı, başarıyı yakalamadaki en önemli anahtar olan “iyi yönetim”dir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı