Advert
SYKES PİCOT YA DA KUT’ÜL AMMARE
Nevzat ÜLGER

SYKES PİCOT YA DA KUT’ÜL AMMARE

Bu içerik 1874 kez okundu.

         Acı sonuçlarını her ne kadar Osmanlı, Ortadoğu ve Afrika toprakları ve insanları tattıysa da Birinci Dünya Savaşı esas itibariyle bir Avrupa savaşıydı. Bu savaşın sonunda anılan bu toprakların şemsiyesi olan Osmanlı devleti parçalanınca, bölge etnik hatta kabilevi, dini ve mezhep kökenli gibi görünen mücadelelere sahne oldu.

         Elbette bu savaş emperyalizmin bölgeyi ve kaynaklarını bölüşmeyi ve istedikleri gibi idare ettirmeleri anlamına geliyordu. Yüz yıl önce 1916’da teknik yönü oldukça netameli olan meşhur Sykes-Picot anlaşması imzalanmıştı. Tarafları; Rusya’nın onayı ile İngiltere ve Fransa.

         Batının kendi çıkarları için Sykes-Picot anlaşması vs esas alınarak çizilen yüzyıl önceki yapay sınırlar artık dikiş tutmuyor denebilir. Batı, yeni haritanın kendi ihtiyaçlarına göre çizilmesi için hem sahada hem de masada çalışmalar yapıyor. Ortadoğu’daki petrol ve doğalgaz rezervleri ile bu rezervlerin zengin batıya taşınması için Akdeniz’in önemi bu gün yaşamakta olduğumuz kaosun esas nedenidir. Bu nedenle Batı, Ortadoğu’da ve Afrika’da yerli işbirlikçileri kullanıyor.

         Günümüzün temel sorusu; “Yeni haritayı kimler ve nasıl çizecekler?” muammasıdır. Yani düğümü akıl-siyaset olgusu mu, pazı-kılıç zorbalığı mı çözecek?

         Bölgede terör ve istihbarat örgütleri, uluslar arası çıkarlar, küresel şirketler (UAŞ)  adeta iç içe geçmiş sihirli kutulara benziyor.  Kerkük ve Musul petrollerinin idaresinde İngiltere söz sahibi olmasın diye IŞİD bu bölgelere saldırıldı. Çünkü bu bölgeye Türkmenler sahip olurlarsa er veya geç Türkiye müdahil olur diye düşünüyorlar. Tabi bu arada Ankara-Erbil yakınlaşması da bu düşünceyi realize etmenin önüne set çekti.

         Bölgeyi yeniden dizayn etmeyi üstlenmiş ABD, önce Türkiye’yi dışlayarak bu işi başarabileceğini zannetti ama bunun mümkün olmayacağını da fark etti. Şimdilerde ABD, Türkiye’yi bu işe dahil etmek istediğini izhar ediyor ama bu kaçıncı arkadan vuruşu nasıl hesaba katmasın ki Türkiye. Aslında ABD, Doğu Akdeniz gazının naklinde Türkiye’yi görmek isterken, asıl maksadının Kıbrıs meselesinin çözümünü kolaylaştırmak olduğunu unutmamak gerekir. (Bu ayrı bir yazı konusudur.)

         Su hayattır ve şu andaki dünya kaosunun da temeli bu su yollarının paylaşımı ile ilgili. Sırf Akdeniz’de altı tane boğaz ve kanal var. Keza üç tane Atlas Okyanusunda, dört tane de Hint Okyanusunda boğaz ve kanal var. Zaten coğrafi keşiflerin de nedenleri arasında bunlar yok muydu? Devletler eliyle az mı sömürü ve soygun yapılmıştı? Bu gün adeta bir kan gölüne çevrilen Ortadoğu bölgesinde Batı paylaşım için hesaplar yaparken bizde ki birçok miyop hala daha “İslam coğrafyasında neden barış olmuyor*” diye çocuksu bir soruyu adeta ümmi bir toplum mensubu edasıyla sorabiliyor.

         Bir sivil toplum kuruluşunda yaptığım bir konuşmanın ardından, avukat olan bir arkadaş, “Bu Sykes-Picot anlaşmasından niçin tarihlerimiz de bilgi göremiyoruz?” diyerek adeta böyle bir anlaşmanın varlığına soru işareti ile yaklaşmıştı. Haklıydı. Ben de kendisine “Bu gün için yakın tarihi bilmek uzak tarihi bilmekten zordur” demiştim.

         Başbakan “Ya Kut’ül Ammare kazanacak, ya Sykes-Picot” demişti son günlerden birinde. Malum, Kut’ül Ammare, Osmanlı’nın İngiliz ordusuna ağır zayiat verdirerek onları teslim aldığı savaşın adıdır. Keza Başbakan, bu günkü paylaşım kavgası ile yüz yıl önceki paylaşım kavgası arasında bir fark olmadığına vurgu yapıyor.

         AB için hem petrol hem de doğalgaz, ABD için ise petrol meselesi yüzünden, bu iki güç bölgede kontrolü ele geçirmeye veya elden bırakmamaya çalışmaktadırlar.

 

         Uzun bir süredir donmuş gibi duran AB-Türkiye ilişkileri hızlanacak gibi durmuyor mu sizce de?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X