Advert
TOPLUMLARIN ÖMRÜNÜ ZAYİ EDEN EĞLENCE HAYATI - 2
Halit POLAT

TOPLUMLARIN ÖMRÜNÜ ZAYİ EDEN EĞLENCE HAYATI - 2

Bu içerik 309 kez okundu.

Ey sözde sanatçılar! Sizler canlandırdığınız tiyatro, film, konser ve aşk sahneleriyle aşk sorunların giderdiğinizi ve tedavi ettiğinizi söylüyorsunuz.  Bir evin içerisinde erkeği yengesine, yengesini kayınına, âşık etmeyle erkek ile kadın arasındaki aşk sorunları ne zaman giderilmiş?  Genç erkek ve kızları bir birine âşık edecek hayranlık ifadelerini onlara öğretme mecburiyetiniz mi var?

Toplumumuz, aileleri ve akrabalarıyla bir arada yaşamaktadır. Siz canlandırdığınız film ve dizileri halka sunarak halkın da hayatlarında ve evleri içerisinde bu çirkef hayatı uygulamalarını mı istiyorsunuz? Her evi, bir tiyatro veya sinema sahnesine çevirmek mi istiyorsunuz? Canlandırdığınız filmlerde eşler arasında kalması gereken mahrem olan bütün halleri ve ilişkileri halka ve küçük yaştaki çocuklara dahi canlı bir şekilde izleterek, genç kız ve erkeklere de müstehcen sahnelerini canlı bir şekilde izletmekle bu insanların geleceklerinin nereye varacağını biliyor musunuz? Hatta Peygamberlerin, âlimlerin, velilerin ve sâlihlerin hayatlarını canlandırırken kadın rolüne dikkat çekerek topluma; peygamberler, âlimler, veliler ve sâlihler de namahrem kadın peşinde koşmuş, âşık olmuş görüntüsünü vererek, dost hayatını yaşamaya teşvik ederek ve bu hayatın da mubah bir hayat olduğunu göstererek topluma hizmet ettiğinizi mi sanıyorsunuz? Mizahçıların, komedyenlerin insanları güldürmek için sahnelerde kadın ve erkek içerisinde ağza alınmaz çirkin sözleri söylediklerini görmekteyiz. Kadınlar da erkekler de bu sözde mizahi sözleri sanki komikmiş gibi algılıyor ve bu çirkin sözleri kendi evlerinde uygulayıp onları taklit etmektedirler. Sinema filmlerinde insanları fuhuşa götüren, zinaya götüren oyuncu kadın ve erkeklerin yaptıkları ve canlandırdıkları roller, milletimizi küfre, fıska ve fücura götürmekten, Allah’ı ve resulünü unutturmaktan ve toplumu dinden uzaklaştırmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Bu fennin aktörleri bunu bilinçli bir şekilde yapmaktadırlar. Ancak benim Müslüman kardeşlerim bu müfsitlerin niyetlerinin halkı bozmak, ahlakı bozmak, aile yapısını bozmak, gençlerin şehevi arzularını tahriş etmek ve buna benzer kötü niyetlerde olduklarını bilmemektedirler. Dolayısıyla Müslümanlar da bu müfsit olan sözde sanatçılara sevgi ve muhabbet beslemektedirler.

Sözde sanatçıların kötü, ahlak bozucu, çirkin görüntülerinden birkaç tanesine değindim, ancak sayılamayacak kadar toplumun ahlakını bozan yönlerinin olduğunu hepimiz biliyoruz. Esefle belirtmeme gerekir ki, bir devlet kendi halkını, bireyini ve özellikle de gençliğini ahlaken çökerten bu gibi sözde sanat dallarına nasıl izin verir ve destekler? Bir devlet kendi milletinin geleceğini hiç mi düşünmez?    Ey fenciler! Canlandırdığınız dizi ve filmlerle insanların fikir ve düşüncelerinde şüphe ve kötü niyet tohumlarını ekiyorsunuz. Genç kız ve erkeklerimizin ahlakını bu şekilde bozmayı amaçladıktan sonra bununla birlikte bütün yüzsüzlüğünüzle topluma kendinizi sanatçı olarak tanıtıp yaptıklarınızın da sanat olduğunu söylemektesiniz. Allah’a yemin olsun ki sizler ancak fitneci, kiralanmış ve fitneye götüren sözüm ona sanatçılarsınız.

Gençlerin büyük bir çoğunluğu eğlencenin bu azgın dalgalarına sürüklenmektedirler. Müzik onlar için bir adet haline gelmiştir. Müzisyen erkek ve kadınların şarkılarını gece ve gündüz dinlemektedirler. Kadınlar mutfaklarında yemek yaparken, gençlerimiz yollarda yürürken dahi şarkı söyleyip dinlemekten mola vermemektedirler. Müzik dinlemeyi ve şarkı söylemeyi sanki üstatları tarafından kendilerine verilen vird ve inabe gibi görmektedirler. Bu yaşam tarzıyla gençlerimizin kalpleri kör olmuştur. Gençlerimiz Allah’ın zikrini unutmuş; mescitler, ilimler, dini meclisler yerine tiyatro, sinema vs. kapılarına yönelmişlerdir. Ve onların hayranlık duydukları, gözbebekleri, çokça sevdikleri ve taklit ettikleri meşhur olan müzisyenler olmuştur. Kalpleri müthiş bir şekilde eğlence ve müzikle dolmuş ve uğraşları ise müzik ve dans olmuştur. Bizler biliyoruz ki bu müfsit olan konservatuar sanatçılarının kötü ahlak dalgaları resmi devlet müesseselerinin destek ve teşviki ile olmuştur. Şayet onlara izin ve ruhsat veren devlet kurumları ve belediyeler destek vermemiş olsaydı bu fasit ahlak bozucular toplumumuzda bu kadar intişar, yaygın bir hal alamazdı. Devlet bütün medya araçlarını bu müfsitlerin kontrolüne verdikten ve büyük mali destek sağladıktan sonra toplum nezdinde bunları popüler hale getirmiştir. Ve sonra da sanatçı kadın veya erkekler, gençlerin talip olduğu gözbebeği haline gelmiştir. Gençlerin âlim olma, araştırmacı olma, mucit olması temennisi yerine; bir oyuncu, komedyen, aktör, türkücü olma hevesi içerisinde olduklarını görmekteyiz. Bu söylediklerimden bize birileri “Siz sanata karşı mısınız?” diye sorabilirler. Onların bu sorusuna şöyle deriz: Hayır! Hayâ perdesini kaldıran, bütün rezaleti ortaya koyan, nefsi arzuları tahrik eden, toplumu ahlaksızlığa götüren, hayat arkadaşlığını ve dost hayatını mubah gören, aşkı ve âşık olmayı toplum içerisinde bir vücubiyet haline getiren, toplumu ifsat edenlere sanatçı demediğimiz gibi yaptıklarına da sanat demiyoruz. Bilakis biz onlara şeytan ve yandaşları demekteyiz. Bir birine haram olan kadın ve erkeğin bir arada olmadığı ve faydalı bir ahlakı vermek amacı taşıyan İslami çerçeve içerisinde canlandırılan filmlere diyeceğimiz yoktur. Fakat bugünkü sanat diye adlandırdıkları şeylerin İslam ile insanlık ile hiçbir ilgisi ve alakası yoktur.

“Mutluluk uyuzu kaşımayla veya dondurma yalamayla olmaz.”

İnsanlara fesat ve gaflet yollarını öğretmekle de mutluluk olmaz. Gerçek mutluluk; kalbin mutmain olması, nefsin rahatlığı ve insanoğlunun rahat bir şekilde uyuyup rahat bir şekilde kalmasıyla olur. Sanat diye zannedilen bu kötü yollar insanlara bu gerçek rahatlığı verebiliyor mu? Bahsettiğimiz bu konularda Rabbimizin bize buyruklarına kulak verelim:

“İnsanlardan bazıları boş ve faydasız eğlenceleri (müzik, saptıran dergi, kitap, gazete, satılan dansöz ve videoları ve müzisyenler tiyatrocu, aktör vs.) satın alıp satmakla insanları Allah’a itaatten ve rızasından bilgisiz bir şekilde saptırıp uzaklaştırmaktadırlar. Ve Allah’a itaatle, O’nun rızasıyla, O’nun yolu ve ayetleriyle alay etmektedirler. Kıyamet gününde bunlara aşağılayıcı bir azap vardır. (Lokman - 6)

“Mü’minler içerisinde fuhuşu ve ahlaksızlığı (zina, kötülüğü vs.)  yaymak isteyenler için dünyada ve ahirette elem verici bir azap vardır. Allah bilir ama siz bilmezsiniz” (Nur - 19)

Mekke müşrikleri, şeytanların Muhammed Mustafa’ya (S.A.V) vahiy getirdiği ithamında bulundular.  Allah “Size şeytanların kimin üzerine indiğini söyleyeyim mi? Ancak bütün yalancı ve günahkârların üzerine şeytan iner. İnsanlar o şeytanlara kulak verilir. İnsanların yoldan çıkanları ve aldananları bu şeytanlara tabi olurlar. Görmez misin, bu müzisyenler daima her yerde kendi hayalleri peşinde yürümektedirler. Ve bunlar yapmadıkları şeyleri söylemektedirler. Ancak şairlerden iman eden sâlih amel işleyen Allah’ı çokça anan ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna. Zalim olanların nereye varacağını ancak Allah bilir. Zalimleri azapların ve helâkın en büyüğü beklemektedir. Ve zalimlerin dönüşü azabın en büyüğüne olacaktır.” (Şuarâ – 221-227)

Hadisi Şerifte Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmaktadır:

“Ümmetimden bazı insanlar içkinin ismini değiştirerek, sazlar ve dansözler eşliğinde masalarının üstünde içkiyi içecekler. Allah onları, yeri yararak içerisine koyacaktır. Allah onları maymunlar ve domuzlara çevirecektir.” (Buluğul Meram, İbni Mace, İbni Habban, Ebu Malik Eş’ari, Rasulullah)

Buhari’nin Ebu Malik Eş’ari’den rivayetle Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimden bazıları zinayı, ipeği, içkiyi ve haram eğlenceleri helal ederek bunları yapacaklar.”

Hâsılı kelam, bu konuda daha nice hadisler vardır. Ancak biz birkaç ayet ve iki hadisle anlatmak istedik. Anlayıp itibar edene bir tane yeterlidir. Anlamayana binlerce ayet ve hadis getirsen faydasızdır.

Mümin kardeşim, ülkemizde seyretmiş olduğunuz dizi, film ve tiyatro aktörlerin yüzde 99’unu ateist olduklarını ve bu insanların senin inandıklarına inanmadıklarını, senin değerlerini yok etmek için nice serveti sarf ettiğini ve bununla nice servetleri kazandığını biliyor musun? Halkı Müslüman olan bir ülkede, devlet idarecilerinin Allah’ın mukaddesatına ve Müslümanların inancına saygı göstermeleri noktasında bu çirkinliklere dur demesi lazımdır.

Sonuç olarak şöyle söyleyebiliriz. Anlattığımız iki yazımızda da amacımız: Toplumun genelinde yaygınlaşan bu eğlence türlerinin haram olduğunu anlatmak ve ulemanın da ittifakken haram olduğunu söylediği bu tür eğlenceler ve bu eğlence aletlerinden (kaset, film, dergi) ticari kazanç elde etmenin haram olduğunu bildirmektir. Müslümanların böyle ticari faaliyetlerin içine düşmemesi ve bu kazancı kendine ve çocuklarına yedirmemesi lazımdır.

 

Allah bizleri; Kur’an’ı kendilerine değil, Kur’an’a ittiba edenlerden eylesin âmin. Vesselam.     

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!