Advert
KAVGACI ANLAYIŞ İLE BARIŞÇI ANLAYIŞIN ÇAĞDAŞ TEZAHÜRÜNE İLİŞKİN
M.SALİH DEMİRDAĞ

KAVGACI ANLAYIŞ İLE BARIŞÇI ANLAYIŞIN ÇAĞDAŞ TEZAHÜRÜNE İLİŞKİN

Bu içerik 330 kez okundu.

        Yaşadığımız coğrafyanın, yüksek idarelerce belirlenmiş sınırları çok dikkate almadan bir tespitte bulunacak olursak, "vatan" diye tabir ettiğimiz ya da "vatan namzedi" gördüğümüz toprak parçası üzerinde kendilerini "müslüman" kavramı ile tanımlamış bir insan topluluğu, inandığı değerler için, daha iyi, daha güzel, daha yaşanılası bir dünya oluşturacağı iddiası ile bir kavgaya tutuşmuş durumda. Ülkemizde yaşayanların Işid ya da Daeş olarak tanımladığı bu topluluk, bizim de içinde yaşadığımız ülkemizin hemen güneyinde, ülkemizin sınırlarının büyük çoğunluğuna sınır topraklarda geçiciliği kesin de olsa bir hakimiyet kurmuş durumda. Geçiciliği hususundaki görüşümün tartışmaya açık olduğunu bilmekle birlikte, kısa süreli hakimiyet anlayışının tarihteki pratiklerine baktığımızda, bu tezimi doğrulayan misallerle karşılaşacağımızı bildiğimdendir bu kesin önermem.

        Barış ve huzur dini olarak tanımladığımız bir dinin içinde öfke besleyen, şiddete meyl eden, ölmeyi ve öldürmeyi bu denli kutsayan bir anlayışın nasıl zuhur ettiği, kanaatimce akademik tezlere konu olacak bir çalışma gerektirmekte.

       Hakim medeniyet olan modern batı medeniyetinin karşısında, güç olma savaşı veren her anlayışın ya batının düşünme ve çözüm üretme kodlarına teslim olması ile ona benzemesi, dönüşmesi ya da mücadele yöntemini seçmesi gerekiyor. Yakın tarihte bu güç savaşına giren Japon Medeniyeti buna çok güzel örneklik teşkil etmektedir. Bin dokuz yüz yetmişli yıllarda başlayan çıkışları, kültürlerinin, batı medeniyetinin ben merkezci anlayışına teslim olması ile iki binli yılların başında akamete uğramıştır.  

       Bugün mücadele sahasında olan ya da mücadele iddiasında olan bütün medeniyetlerin batı medeniyetine karşı temelde kaybettikleri açık şekilde ortaya çıkmıştır. Bu kaybedişlerin daimi mi, geçici mi olduğunun önermesine ben daimi olduğu cevabı ile katılırım. Zira mücadele eden bütün anlayışların zihin kodları, seküler anlayışı kutsamakta, liberal ekonomik yapıyı, ekonomik yaşamın olmazsa olmazı kabul etmekte, modernleşmeyi, "ben" kavramını merkeze koyarak, "birey" unsurunu, ilerlemenin ve kalıcı olmanın olmazsa olmazları olarak kabul  etmektedir.

       İstisna bir durum, bin yıllardır kaosun ve kavganın merkezi haline gelmiş Orta Dünyayı bin yıllığına da olsa huzur adasına çevirmiş bir anlayış, bir din için hala mevcuttur. Bu dünyaya, bu anlayışa mensup insanların önce kendisinden yani "ben" anlayışından, daha sonra aile, kan bağı, sıhri akrabalıklar, ortak mekan bağları ile donanmış ilişkilere geçişte "biz" anlayışı ile donanıp, bugüne dek insanlara mükemmel vurgusu ile dayatılmış bir anlayışa karşı mücadele yetisine sahip miyiz, değil miyiz? Batının insanlığa sunduğu müspet değerler sisteminin ötesinin var olabildiğine bütün insanlığı nasıl inandırabiliriz? Ya da böyle bir iddiamız var ise, bu iddiamızın bir anda ters yüz olması ve iflası için ne yapmalıyız biz ya da bizim anlayışımızın mağlubiyeti için çalışan senaryo sahipleri?

       "Ben" anlayışı ile donanmamış bizlerin, bu coğrafyada, mezhep farkını ortaya koyarak milyonlarca insanın ölümüne sebep olduklarını, küçücük bir merak dürtüsü ile tarih kitaplarından öğrenebiliriz. Aynı saik ile; kan bağını, idari, siyasi sınırları, küçücük anlayış farklılıklarını  sebep göstererek birçok masum insanın kanına giren pratik uğraşların da, bu dinin tezahür ettiği coğrafyada tezahür ettiğini görmekteyiz.

        "Biz" idrakine ulaşmamış insanın, özellikle yaşadığımız çağ itibarı ile hedonist yaklaşımlarını ve bunların yaşamımıza müdahalelerini, hatta neticede bu zevk sahiplerinin kendi yaşamlarını ya da çevresindeki insanların yaşamlarını, bu anlayışlarına kurban ettiklerini de müşahede etmekteyiz.

        O vakit, "ben" ile "biz" kavramlarının geçişlerindeki problemli noktaların tespiti, tespitten sonra bu hususların, asli kaynağın önerdiği çözüm yolu ile  donanması gerekmektedir.

        Ya barış dininin temsilcileri olarak yola koyulacağız ve mücadelemize öyle devam edeceğiz ya da, bu senaryoyu yazanların oyununu oynayıp birilerini öldürerek, yerlerinden yurtlarından ederek iddia sahibi olduğumuzu iddia edeceğiz ki, ben bu yoldan beriyim dostlar. Barış ve huzuru kim ihdas edecekse onun yol arkadaşı olurum, onu yol arkadaşı olarak seve seve kabullenirim.

 

        Tefekkür içinde olunuz efendiler ve de hanımefendiler...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu